Gökte olanın sizi yere batırmayacağından emin misiniz? O zaman yer sarsılır.
Diyanet Vakfı
Gökte olanın, sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır.
Kurtubi Tefsiri
Göktekilerin sizi yere geçirmesinden emin mi oldunuz? O zaman onun durmadan çalkalanmakta olduğunu göreceksiniz.
İbn Abbâs dedi ki: Kendisine isyan etmeniz halinde semada bulunanın azabından emin mi oldunuz?
İfadenin: Kudreti, saltanatı, Arşı ve hakimiyeti göklerde bulunandan emin mi oldunuz? takdirinde olduğu da söylenmiştir. O’nun mülkü her ne kadar herşeyi kapsıyor ise de özellikle semanın anılması, kudreti nafiz ve geçerli olan O mutlak ilâhın, semada olan olduğuna, yeryüzünde bulunup tazim ettikleri kimselerin ilâh olmadığına dikkat çekmek içindir.
Âyetin meleklere işaret olduğu da söylenmiştir. (Meal de bu mülahaza ile yapılmıştır). Azâb etmekle görevli olan melek olan Cebrâîl’e işaret olduğu da söylenmiştir.
Derim ki: Anlamın şöyle olması ihtimali de vardır. Siz gökleri yaratanın Karun’u yerin dibine geçirdiği gibi, sizi de yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz?
“O zaman onun durmadan çalkalanmakta olduğunu” gidip geldiğini
“göreceksiniz.”
“Durmadan çalkalanmak” gidip gelmek sonucunda çalkalanmak demektir. Şair de şöyle demiştir;
“O kaktı, o kadınlar kalbleri hedef alarak ve gördüğün
çalkanıp duran her kan,
Mutlaka göğsün ta ortasında akmaktadır.”
Kişinin yerin dibine geçip, yerin onu çepeçevre kuşatmasına: ….. denilir.
Muhakkikler şöyle demişlerdir: Semanın üstünde bulunana karşı kendinizi emin mi buldunuz, demektir. Bu da yüce Allah’ın:
“Yeryüzünde dolaşın.” (et-Tevbe, 9/2) âyetine benzemektedir. Onun üstünde dolaşın, demektir. Fakat bu (semanın üstünde oluşu) ona temas etmekle, orada mekan tutmakla değil, orayı hakimiyeti, kahrı ve tedbirinde bulundurmakladır.
Âyetin: Semanın üstünde bulunana karşı kendinizi emin mi buldunuz anlamında olduğu da söylenmiştir. Yüce Allah’ın:
“Ve yemin olsun… hurma dallarına asacağım.” (Tâ-Hâ, 20/71) âyetinin hurma dalları üzerinde asacağım anlamına gelmesi gibi.
Bu da semavâtı idare eden ve mâliki olan anlamındadır. Filan kişi Irak ve Hicaz üzerindedir, demeye benzer. Yani oranın valisi ve emindir. Bu hususa dair haberler pek çok, sahih, yaygın olup yüce Allah’ın yukarda oluşuna işaret etmektedir. Bunları ya bir inkarcı ya da inatçı bir cahilden başkası reddetmez. Bunlardan maksat ise yüce Allah’ın tazim edilmesi, aşağıda ve altta oluştan tenzih edilmesidir. Buna karşılık yücelik ve azametle nitel endirilmesidir. Yoksa mekân, cihet ve sınırlarla nitelendirmek değildir. Çünkü bunlar cisimlere dair sıfatlardır. Dua esnasında ellerin semaya kaldırılmasının sebebi ise, vahyin semadan gelmesi, yağmurun oradan inmesi ve kudsiyetin (temizlik ve arınmışlığın) yeri olması, tertemiz meleklerin orada bulunması, kulların amellerinin oraya yükseltilmesi, Allah’ın arşının ve cennetinin semanın üstünde bulunmasıdır ve bu Allah-u Teala’nın Kabe’yi dua ve namaz için kıble yapmasına benzer. Çünkü yüce Allah, onlara ihtiyacı bulunmadığı halde mekânları yaratmış olandır. O, mekânı ve zamanı yaratmadan, mekân ve zaman var olmadan önce ezelde de vardı ve şu anda da ezelde olduğu hal üzeredir.
Kunbul, İbn Kesîr’den: “Dönüş… emin mi oldunuz” âyetinde birinci hemzeyi “vav”a kalbederek, ikincisini de tahfif ile okumuştur. Kûfeliler, Basralılar, Şamlılar ise -Ebû Amr ve Hişam dışında- her iki hemze’yi tahfif ederek okumuşlar, diğerleri ise (bir tek hemzeyi) tahfif ile okumuşlardır. Bütün bunlara dair açıklamalar daha önceden geçmiş bulunmaktadır!