O, sizin için yeri boyun eğdiren olandır. Onun yollarında yürüyün ve rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır.
Diyanet Vakfı
Yeryüzünü size boyun eğdiren Odur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allahın rızkından yeyin. Dönüş ancak Onadır.
Kurtubi Tefsiri
O, yeri size itaatkâr ve yumuşak kılandır. O halde omuzlarında (dört bir yanında) yürüyün ve O’nun rızkından yiyin ve dönüş yalnız O’nadır.
“O yeri sîze itaatkâr” üzerinde karar kılabileceğiniz şekilde
“ve yumuşak kılandır.”
Buradaki: “İtaatkâr ve yumuşak, sana boyun eğen, sana itaat eden” demektir. Mastarı şeklindedir ki, yumuşaklık ve itaat etmek, itaac edig anlamındadır. Yani yüce Allah, yeryüzünü üzerinde yürümeyi engelleyecek şekilde sert ve haşin kılmamiştır.
Üzerindekilerle birlikte yok olup gitmesin diye dağlarla ona sebat vermiştir, diye de açıklanmıştır. Çünkü eğer yeryüzü çalkanıp duran, sağa sola eğilip meyleden bir halde yaratılmış olsaydı, bize itaatkâr kılınmış olmazdı.
Şöyle de açıklanmıştır: Bu âyetle ekin ekmek, ağaç dikmek, pınarların ve ırmakların açılması, kuyuların kazılması gibi işlere imkân verecek özellikte olmasına işaret edilmektedir.
“O halde omuzlarında (dört bir yanında) yürüyün” âyetindeki emir, mübahlık ifade eden bir emirdir. Bununla lütuf ve minnetin izharı da sözkonusudur. Emir anlamında haber olduğu da söylenmiştir. Yani O, onun etrafında, köşe bucaklarında, düzlüklerinde ve dağlarında yürüyesiniz diye (böyle yaratmıştır), demektir. İbn Abbâs, Katade ve Beşir b. Kab dedi ki-
“Omuzlarında” dağlarında…, demektir.
Rivâyet edildiğine göre Beşir b. Ka’b’ın bir cariyesi vardı. Ona: Eğer bana yerin omuzlarının ne olduğunu bildirecek olursan, hür ol demiş, cariyesi de: Yerin omuzları O’nun dağlarıdır, diye cevap vermiş ve böylece cariyesi hür olmuştur. Sonra onunla evlenmek istedi, Ebû’d-Derda’ya sorunca ona: Senin için şüpheli olan hususları şüphe gerektirmeyecek hallere terket, diye cevap yerdi.
Mücahid: Etrafında, köşe bucaklarında diye açıklamıştır. Yine ondan gelen rivâyete göre yollarında ve dağlarının arasındaki yollarda diye açıklamıştır. es-Süddî ve el-Hasen de böyle açıklamışlardır. el-Kelbî ise: Yanlarında diye açıklamıştır.
Adamın omuzları, iki yanı” demektir. Çünkü (………)’in asıl anlamı yan demektir.
“Adamın yanı’ ile: “İki yön arasından (saba ve kuzey rüzgarı gibi) esen rüzgar” da buradan gelmektedir. “Filan kişi filandan uzak düştü” (tabiri de böyledir.)
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: İstediğiniz yerde yürüyün. Ben orayı size karşı durmayacak ve size boyun eğecek şekilde yarattım.
Katade, Ebû’l-Celed’den şöyle dediğini nakletmektedir: Yeryüzü yirmidörtbîn fersahtır, Sudan onikibin fersah, Rum diyarı sekizbin fersah, Farshır üçbin ve Araplar için bin fersah(lık arazi) vardır.
“O’nun rızkından yiyin.” Yani O’nun size helâl kıldığı şeylerden yiyin. Bu açıklamayı el-Hasen yapmıştır. Size verdiklerinden yiyin, diye de açıklanmıştır.
“Ve dönüş yalnız O’nadır.” Anlamının şu olduğu da söylenmiştir: Gökleri aralarında bir uyumsuzluk olmaksızın yaratan, yeri de size boyun eğer haliyle var eden, sizi tekrar diriltmeye kadir olandır.