“Eğer işitmiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, alevli ateşin halkı içinde olmazdık.”
Diyanet Vakfı
Ve: Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennemin mahkumları arasında olmazdık! diye ilave ederler.
Kurtubi Tefsiri
Yine derler ki: “Eğer biz dinleseydik ve aklımızı kullanmış olsaydık, cehennemlikler arasında olmazdık.”
“Eğer biz” uyarıcı peygamberlerin getirdiklerine kulak verip
“dinleseydik ve” onların söyledikleri hakkında
“aklımızı kullanmış olsaydık…” İbn Abbâs dedi ki: Eğer hidayete kulak veren yahut onu akleden kimseler olsaydık, yahut bizler belleyip düşünenlerin işittiği gibi işitmiş olsaydık; ya da düşünüp (iyiyi kötüden) ayırdedebilenler gibi akıl edebilseydik “cehennemlikler arasında olmazdık.” Yani biz de cehennemliklerden olmazdık.
Bu âyet kâfire akıl(ını kullanmak) diye bir şey verilmediğini göstermektedir. Buna dair açıklama -Allah’a yemin olsun ki- daha önceden et-Tûr Sûresi’nde (52/32. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır,