O gün mümin erkekleri ve mümin kadınları görürsün; nurları önlerinde ve sağlarında koşar. Bugün size müjde vardır: Altlarından ırmaklar akan cennetler; orada ebedî kalacaksınız. İşte büyük kurtuluş budur.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Yevme (o gün) tera (görürsün) el-mu’minine (mümin erkekleri) ve el-mu’minati (ve mümin kadınları), yes’a (koşup gider) nuruhum (nurları) beyne eydihim (önlerinde) ve bi-eymanihim (ve sağ taraflarında); buşrakumu (müjdenizdir) el-yevme (bugün) cennatun (cennetler) tecri (akar) min tahtiha (altlarından) el-enharu (ırmaklar), halidine (ebedî kalıcılar olarak) fiha (orada); zalike (işte bu) huve (odur) el-fevzu (kurtuluş) el-azim (büyük).
Mukatil Tefsiri
Ey Muhammed! O gün mümin erkeklerle mümin kadınları sırat üzerinde görürsün. Nurları önlerinde ilerleyerek onlara cennetin yolunu gösterecektir. Sağ taraflarında bulunan nur ise dünyadaki tasdikleri ve Allah’ın birliğine olan imanları sebebiyledir. Dünyadaki imanları sayesinde ahirette sırat üzerinde nur verilmiştir. Melekler onlara şöyle derler: “Bugün size müjde olsun! Altlarından ırmaklar akan cennetler sizindir. Orada ebedî kalacaksınız ve artık ölüm görmeyeceksiniz.” İşte bu büyük kurtuluşun ta kendisidir.
Taberi Tefsiri
Tefsir ehli, “O gün mümin erkekleri ve mümin kadınları görürsün; nurları önlerinde ve sağlarında koşar” buyruğunun anlamı hakkında farklı görüşler ileri sürmüştür. Bazıları bunun, müminlerin önlerinde ve sağ taraflarında gerçek anlamda parlayan bir nurun bulunması demek olduğunu söylemiştir. Katâde’den rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Müminlerden öylesi vardır ki nuru Medine’den Aden-Ebyen ve San‘a’ya kadar aydınlatır. Bundan daha aşağı derecede olanlar da vardır. Hatta müminlerden öylesi vardır ki nuru ancak ayaklarının bastığı yeri aydınlatır.” Abdullah b. Mes‘ûd’dan da insanların nurlarının amelleri ölçüsünde verileceği rivayet edilmiştir. Buna göre onlardan bazısına hurma ağacı kadar büyük bir nur verilecek, bazısına ayakta duran bir insan boyunda nur verilecek, en düşük derecedeki mümine ise başparmağının üzerinde bir nur verilecek; bu nur bazen sönecek bazen de yeniden yanacaktır.
Diğer bazı tefsir âlimleri ise ayette geçen nurun bilinen ışık anlamında olmadığını söylemişlerdir. Dahhâk’a göre burada müminlerin önlerinde koşan nur, onların imanları ve hidayetleridir; “sağlarında” ifadesi ise kendilerine sağ taraftan verilecek amel defterlerini ifade etmektedir. Dahhâk, “Nurları önlerinde ve sağlarında koşar” buyruğunu açıklarken, “Nurları onların hidayetleridir; sağlarında bulunan ise amel defterleridir. Çünkü kimine kitabı sağından verilecektir” demiştir.
Taberî, bu iki görüş arasında ikinci görüşü tercih etmektedir. Ona göre eğer burada kastedilen yalnızca bilinen ışık olsaydı, nurun sadece önlerinde ve sağlarında koştuğunun belirtilmesi uygun olmazdı. Çünkü ahirette müminlere verilecek ışık onların çevresinin tamamını aydınlatacaktır. Allah’ın özellikle önlerinde ve sağlarında koştuğunu belirtmesi, burada ışığın kendisinden başka bir anlamın kastedildiğine işaret etmektedir. Bununla birlikte müminlerin gerçek nurdan mahrum oldukları da söylenemez. Buna göre ayetin anlamı şudur: Allah’ın kendilerine cenneti vaat ettiği müminlerin imanlarının ve salih amellerinin sevabı önlerinde ilerlemekte, amel defterleri de sağ taraflarında uçuşmaktadır. Ayette geçen “koşar” ifadesi de “ilerler, gider” anlamındadır. Bazı Basralı dil âlimleri ise “sağlarında” ifadesindeki “bâ” harfinin “sağlarının üzerinde” anlamı taşıdığını söylemişlerdir.
“Bugün size müjde vardır: Altlarından ırmaklar akan cennetler” buyruğu ise, o gün müminlere şöyle denileceği anlamına gelir: Ey müminler! Size bugün müjdelenen şey, altlarından ırmaklar akan cennetlerdir; artık bu müjdeyle sevinin. “Orada ebedî kalacaksınız” buyruğu da onların bu cennetlerde sürekli kalacaklarını, oradan ayrılmayacaklarını, başka bir yere nakledilmeyeceklerini ve bu nimetin kendilerinden hiçbir zaman kesilmeyeceğini ifade etmektedir.
“İşte büyük kurtuluş budur” buyruğunun anlamı ise şudur: Müminlerin bu cennetlerde ebedî olarak kalmaları, Allah’ın azabından kurtulduktan sonra ulaşmayı arzuladıkları en büyük başarı ve en büyük kazançtır. Çünkü gerçek kurtuluş, Allah’ın cezasından korunmak, cennete girmek ve orada sonsuza kadar kalmaktır. İşte bu, insanların elde etmeyi umdukları en büyük başarı ve en yüce kurtuluştur.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…