"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hadid 13

O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar, iman edenlere: “Bize bakın da nurunuzdan alalım” diyecekler. Onlara: “Arkanıza dönün de nur arayın” denilecektir. Sonra aralarına kapısı bulunan bir sur çekilecektir; onun iç tarafında rahmet, dış tarafında ise azap vardır.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Yevme (o gün) yekulu (derler) el-munafikune (münafık erkekler) ve el-munafikatu (münafık kadınlar) lillezine (o kimselere ki) amenu (iman ettiler): unzuruna (bizi bekleyin) naktebis (yararlanalım/alalım) min nurikum (sizin nurunuzdan). Kile (denilir ki): irciu (geri dönün) veraekum (arkanıza) feltemisu (arayın) nura (bir nur). Fe-duribe (derken çekilir) beynehum (aralarına) bi-surin (bir sur) lehu (onun için) babun (bir kapı vardır); batinuhu (iç tarafı) fihi (onda) er-rahmetu (rahmet vardır), ve zahiruhu (dış tarafında ise) min kıbelihi (o tarafından) el-azab (azap vardır).

Mukatil Tefsiri
Münafık erkekler ve münafık kadınlar sırat üzerinde müminlere, “Bizi bekleyin; nurunuzdan yararlanıp sizinle birlikte yürüyelim” derler. Bunun üzerine melekler onlara, “Geldiğiniz yere dönün ve orada bir nur arayın” derler. Onlar geri dönerler fakat hiçbir şey bulamazlar. Sonra Allah, münafıklarla diğerleri arasına kapısı bulunan bir sur çeker. Bu sur, cennet ehli ile cehennem ehli arasında bulunan bir duvardır. Surun cennete bakan iç tarafında rahmet vardır; yani cennet bulunmaktadır. Cehenneme bakan dış tarafında ise azap vardır. Cennetle cehennem arasındaki perde ve engel bu surdur. A‘râf ise surun yüksek olan kısmıdır. Surun iç tarafındaki rahmet cenneti, dış tarafındaki azap ise cehennemi ifade etmektedir.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah buyuruyor ki: Bu büyük kurtuluş, münafık erkeklerle münafık kadınların müminlere, “Bize bakın da nurunuzdan alalım” dedikleri günde gerçekleşecektir. Kıraat âlimleri “Bize bakın” buyruğunun okunışı hakkında ihtilaf etmişlerdir. Medine ve Basra kıraat âlimlerinin çoğu ile Kûfelilerden bazıları bunu “Bizi bekleyin” anlamında okumuşlardır. Kûfeli kıraat âlimlerinin çoğu ise “Bize mühlet verin, bizi geciktirin” anlamında okumuşlardır. Ferrâ, Arapların bazen “Bana mühlet ver” derken “Biraz bekle beni” anlamını kastettiklerini söylemiş ve Amr b. Külsûm’un şu beytini delil getirmiştir:

“Ey Ebû Hind! Hakkımızda acele etme; biraz bekle de sana gerçeği haber verelim.”

Ferrâ’ya göre burada geciktirme değil, bekleme anlamı vardır. Taberî, doğru kıraatin “Bizi bekleyin” anlamındaki okuyuş olduğunu söylemektedir. Çünkü Arapların dilinde bekleme anlamı için kullanılan meşhur ifade budur ve burada geciktirme anlamına uygun bir bağlam bulunmamaktadır.

“Nurunuzdan alalım” buyruğu ise, nurunuzdan yararlanıp onun ışığıyla aydınlanalım demektir. Arapçada “kabas”, ateşten veya ışıktan alınan meşale ve alev anlamına gelir. Bunun üzerine onlara, “Geldiğiniz yere dönün ve orada kendiniz için bir nur arayın; çünkü bizim nurumuzdan almanızın bir yolu yoktur” denilerek cevap verilecektir. İbn Abbas’ın rivayet ettiğine göre insanlar karanlık içinde bulunurken Allah bir nur yaratacaktır. Müminler bu nuru görünce ona yöneleceklerdir. Bu nur Allah tarafından onları cennete götüren bir rehber olacaktır. Münafıklar da müminlerin bu nurla ilerlediklerini görünce onların peşine düşeceklerdir. Bunun üzerine Allah münafıkların nurunu söndürecektir. O zaman onlar, “Bize bakın da nurunuzdan alalım; çünkü biz dünyada sizinle beraberdik” diyeceklerdir. Müminler ise onlara, “Dönün geldiğiniz karanlığa ve orada nur arayın” diyeceklerdir.

“Sonra aralarına kapısı bulunan bir sur çekilecektir” buyruğu hakkında Allah, müminlerle münafıkların arasına bir sur konulacağını haber vermektedir. Bu sur, cennet ehli ile cehennem ehli arasında bulunan engeldir. Mücâhid, bunun A’râf’taki perde gibi bir engel olduğunu söylemiştir. Katâde ise bunun cennetle cehennem arasında bulunan bir duvar olduğunu ifade etmiştir. İbn Zeyd de bunun Allah’ın “İkisinin arasında bir perde vardır” buyruğunda zikrettiği engel olduğunu söylemiştir. Bazıları bu surun Beytülmakdis’te, Cehennem Vadisi’nin yanında bulunduğunu söylemişlerdir. Ali b. Abdullah b. Abbas’tan rivayet edildiğine göre o, Cehennem Vadisi’nin yanında bulunurken babasından naklederek, ayette sözü edilen surun bulunduğu yerin burası olduğunu söylemiştir. Ubâde b. Sâmit de ayette geçen kapının Rahmet Kapısı olduğunu söylemiştir. Abdullah b. Amr b. Âs’tan rivayet edildiğine göre Kur’an’da zikredilen bu sur, Beytülmakdis’in doğu surudur; iç tarafı mescit, dış tarafı ise Cehennem Vadisi’dir. Ka‘b da Beytülmakdis’teki kapının, ayette sözü edilen kapı olduğunu söylemiştir.

“Onun iç tarafında rahmet, dış tarafında ise azap vardır” buyruğu, surun içinde rahmetin bulunduğunu, dışında ise azabın yer aldığını ifade etmektedir. Katâde, dış taraftaki azabın cehennem ateşi olduğunu söylemiştir. İbn Zeyd ise surun iç tarafındaki rahmetin cennet ve cennette bulunan nimetler olduğunu açıklamıştır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/hadid-12/,https://kutsalayet.de/hadid-14/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız