Şüphesiz O, güldüren ve ağlatandır.
Diyanet Vakfı
Doğrusu güldüren de ağlatan da Odur.
Kurtubi Tefsiri
Güldürenin de, ağlatanın da şüphesiz O olduğunu;
“Güldürenin de, ağlatanın da şüphesiz O olduğunu” âyetinde açıkça görülmektedir ki, araçlar ortadan kalkmakta, geriye hakikatlerin yalnız yüce Allah’a ait olduğu gerçeği kalmaktadır. Ondan başka fail yoktur. Müslim’in Sahih’inde Âişe (radıyallahü anha)’dan dedi ki: “Allah’a yemin ederim ki hayır. Rasûlullah asla: Ölmüş bir kimse herhangi birisinin ağlamasından dolayı azablandırılır, dememiştir ama o şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah kâfirin azabını, yakınlarının ağlaması sebebiyle daha bir arttırır. Şüphesiz Allah’tır, o güldüren ve ağlatan ve esasen hiçbir yük taşıyıcı, hiçbir kimsenin yükünü yüklenmez. ” Müslim, II, 641; Buhârî, I, 432; Tirmizi, III, 327; Ebud Davud, lil, 194; Nesâî. IV. 17; Müsned, I, 41, II, 31
Yine ondan rivâyet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), ashabından gülmekte olan bir topluluğun yanından geçti, şöyle buyurdu: “Şayet benim bildiklerimi bilseydiniz, pek az gülerdiniz, çokça ağlardınız.” Bunun üzerine Cebrâîl Hz. Peygambere gelerek: Ey Muhammed dedi, şüphesiz Allah sana:
“Güldüren de, ağlatan da şüphesiz O’dur” diye buyurmaktadır. Peygamber onlara geri dönerek şöyle buyurdu: “Henüz ben kırk adım atmadan Cebrâîl bana geldi ve şunlara git ve de ki: Şüphesiz yüce Allah: “Güldüren de, ağlatan da O’dur” diye buyurmaktadır, de, buyurdu.” Aynı manada kısmen farklı lâfızlarla ve Ebû Hüreyre’den: İbn Hibbatı. Sahih, I, 319, II, 73. Yani gülmenin ve ağlatmanın sebeplerini O hükme bağlamıştır.
Atâ b. Ebi Müslim dedi ki: Sevindiren ve kederlendiren O’dur, demektir. Çünkü sevinmek gülmeyi getirir, kederlenmek de ağlamayı getirir.
Ömer (radıyallahü anh)’a soruldu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın ashabı gülüyor muydu? O, evet. Bununla birlikte Allah’a yemin ederim, îman kalplerinde sapasağlam dağlardan da daha sağlamdı. Ma’men b. Raşid, el-Cami’, XI, 327, 451.
Bu hususa dair açıklamalar daha önce en-Neml (27/18-19- âyetler, 5. başlıkta) ve et-Tevbe Sûresi’nde (9/82. âyet, 2. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.
el-Hasen dedi ki: Yüce Allah cennetlikleri cennette güldürecek, cehennemlikleri de cehennemde ağlatacaktır.
Dünyada dilediği kimseyi sevindirmek suretiyle güldürmüş, dilediği kimseyi kederlendirmek suretiyle ağlatmıştır, diye de açıklanmıştır. ed-Dahhak dedi ki: O yeryüzünü bitkilerle güldürmüş, semayı da yağmurla ağlatmıştır. Bir açıklama da şöyledir: Ağaçları çiçeklerle güldürmüş, bulutları yağmurlarla ağlatmıştır.
Zünnun dedi ki: Mü’minlerin ve ariflerin kalplerini marifetinin güneşiyle güldürmüş, kâfirlerin ve isyankarların kalplerini ise O’nu inkar ve O’na isyan etmenin karanlığıyla ağlatmıştır. Sehl b. Abdullah dedi ki: Allah itaatkarları rahmet ile güldürmüş, isyankarları gazab ile ağlatmıştır. Muhammed b. Ali et-Tirmizi de şöyle demiştir; Allah mü’mini dünyada ağlatmış, ahîrette de güldürecektir,
Bessam b. Abdullah: Allah onların yüzlerini güldürmüş, fakat kalplerini ağlatmıştır deyip, şu beyitleri zikretmektedir:
“Dişler gülümser fakat iç organlar yanmaktadır,
O dişlerin gülmesi ise zorlama ve uydurmadır.
Gözyaşı akıtmadan ağlayan nice göz vardır,
Ve nice gülümseyerek dişini gösteren var ki, hayatta kalacak takati yoktur.”
Denildiğine göre yüce Allah, canlılar arasında gülmek ve ağlamak Özelliğini insana vermiştir. Canlılar arasında insan dışında gülen ve ağlayan yoktur. Yine denildiğine göre yalnız maymun güler, fakat ağlamaz ve yalnız develer ağlar, fakat gülmezler.
Yusuf b. el-Hüseyn dedi ki: Tahir el-Makdisi’ye: Melekler güler mi? diye sorulmuş, o da şöyle cevap vermiş: Onlar da, Ars’ın altındakilerin hepsi de cehennem yaratıldığından beri asla gülmediler,