Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin size şahitlik edeceğinden saklanmazdınız. Ama siz, Allah’ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sandınız.
Diyanet Vakfı
Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allahın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
Kurtubi Tefsiri
“Siz kulaklarınız, gözleriniz, derileriniz aleyhinizde şahitlik eder diye gizlenmiyordunuz. Fakat Allah yapmakta olduğunuzun çoğunu bilmez sandınız.
“Siz kulaklarınız… aleyhinizde şahitlik eder diye gizlenmiyordunuz” şeklindeki bu ifadeler organların sahiplerine söyleyecekleri sözlerden olması mümkün olduğu gibi, yüce Allah’ın, yahut meleklerin söyleyeceği sözlerden olması da mümkündür.
Müslim’in Sahih’inde yer alan rivâyete göre İbn Mes’ûd şöyle demiştir: Beyt’in (Kabe’nin) yanında üç kişi bir araya geldi. İkisi Kureyşli, birisi Sakifli yada ikisi Sakifli, birisi Kureyşli idi. Bunların kalblerinin anlayış ve kavrayışı kıt, yarınlarının yağı çoktu. Onlardan birisi: Görüşünüz nedir? Allah bizim söylediğimizi duyar mı? demiş, diğeri: Eğer yüksek sesle konuşursan duyar, gizli konuşursan duymaz dedi. Öteki ise: Eğer yüksek sesle konuştuğumuzu duyuyor ise gizli konuştuğumuzu da duyar, dedi. Bunun üzerine yüce Allah:
“Siz kulaklarınız, gözleriniz, derileriniz aleyhinizde şahitlik eder diye gizlenmiyordunuz” âyetini indirdi.’ Müslim, IV, 2141; Buhârî, IV, 1H18. Ayrıca bk. Müsned, 1, 3H1, 408, 426, 442, 443.
Tirmizî de bu hadisi rivâyet etmiş ve şöyle demiştir: Beyt’in yanında üç kişi kendi arasında tartıştı, dedikten sonra hadisi aynı lâfızlarla harfi harfine zikretti ve: Hasen, sahih bir hadistir dedi. Tirmizi, V, 375.
(Sonra da şu diğer rivâyeti kaydetti): Bize Hennâd anlattı, dedi ki: Bize Ebû Muaviye el-A’meş’ten anlattı. O İmare b. Umeyr’den o Abdurrahman b. Yezid’den naklen dedi ki: Abdullah dedi ki: Ben Kabe’nin örtüleri altında gizlenmiş idim. Karınlarının yağı bol, kalplerinin anlayışı kıt üç kişi geldi. Bunların birisi Kureyşli idi, onun diğer iki damadı ise Sakifli idi. Yahutta birileri Sakifli idi, diğer iki damadı ise Kureyşli idi. Ne dediklerini anlayamadığım şeyler konuştular. Sonra onlardan birisi şöyle dedi: Ne dersiniz? Allah bizim bu konuşmamızı duyuyor mu? Diğeri: Bizler seslerimizi yükseltirsek işitir. Seslerimizi yükseltmezsek onu işitmez, dedi. Öteki de: Eğer konuşmamızın bir bölümünü duyuyor ise hepsini duyar. Abdullah dedi ki: Ben bunu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a aktardım. Bunun üzerine yüce Allah:
“Siz kulaklarınız, gözleriniz, derileriniz aleyhinizde şahitlik eder diye gizlenmiyordunuz… de ziyan edenlerden oldunuz” âyetlerini indirdi. (Tirmizî) dedi ki: Bu hasen, sahih bir hadistir. Tirmizi, V, 375.
es-Sa’lebî dedi ki: Sakifli kişi Abdu Yalil idi. Onun enişteleri ise Rabia ve Safvan b. Umeyye idiler.
“Gizlenmiyordunuz” âyeti ilim adamlarının çoğunun açıklamasına göre gizli ve saklı kalmıyordunuz, demektir. Yani sizler azalarınızın aleyhine şahitlik edeceğinden çekinerek kendinizden bu işleri gizlemiyordunuz. Çünkü insanın işlediği ameli kendisinden gizlemesine imkan yoktur. Bu durumda gizlenmek masiyeti terketmek anlamında olur.
Gizlenmenin, “ittika (sakınmak ve takvalı hareket etmek)” anlamında olduğu da söylenmiştir. Yani sizler âhirette azalarınız aleyhinize şahitlik eder diye dünyada iken sakınıp bu şahitlikten korkarak masiyetleri terketmiyordunuz. Mücahid de bu anlamda bir açıklama yapmıştır.
Katade de şöyle demektedir:
“Siz kulaklarınız” ben hakkı işittim fakat bellemedim. Bununla birlikte masiyet türünden olup câiz olmayan şeylere kulak verdim demek suretiyle
“kulaklarınız”; Allah’ın âyetlerini gördüm ve ibret almadım. Bununla birlikte câiz olmayan şeyleri de gördüm demek suretiyle
“gözleriniz”. Önceden açıklanan şekliyle
“derileriniz aleyhinizde şahitlik eder diye gizlenmiyordunuz.” Yani şahidlik edeceklerini zannetmiyordunuz.
“Fakat Allah yapmakta olduğunuzun” yani amellerinizin
“çoğunu bilmez sandınız.” Buna dayanarak da mücadeleye giriştiniz, tartıştınız. Nihayet azalarınız aleyhinize yaptığınız amelleri söyleyerek şahitlik ettiler.
Behz b. Hakim babasından, o dedesinden rivâyet ettiğine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yüce Allah’ın:
“Kulaklarınız, gözleriniz, derileriniz aleyhinizde şahitlik eder diye…” âyeti hakkında dedi ki: “Kıyâmet gününde ağızlarınız üzerlerinde bir tıkaç ile bağlanmış olarak çağırılacaksınız. İnsan vücudundan ilk konuşacak şey onun baldırı ve elidir.” Taberani, Kebir, XIX, 40H; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, X, 35, Kivilerinin “sika; güvenilir oldukları” kaydıyla
Abdullah b. Abdu’l-A’la eş-Şamî şu beyitlerinde ne güzel söylemiş:
“Ömür eksiliyor, çoğalmakta günahlar,
Delikanlının tökezlemeleri affedilir de o tekrar (günaha) dönüyor,
Bir tek günah olsun inkâr edebilir mi?
Bir kimse; çünkü azaları şahitlik eder aleyhinde.
Kişiye geçirdiği yıllardan soru sorulacak o ise arzulayacak,
Keşke azaltılmış olsalardı ve keşke ölümden kurtulabilseydi.”
Mâkil b. Yesâr’dan rivâyete göre o, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan şöyle buyurduğunu rivâyet etmektedir: “Âdemoğlunun karşı karşıya kaldığı herbir yeni günde mutlaka o gün şöyle seslenilir: Ey Âdemoğlu! Ben yeni bir yaratığım ve ben yarın neler yapacağın hususunda sana karşı şahitlik edeceğim. Bende hayır işle ki yarın senin hakkında böyle şahitlik edeyim. Çünkü ben geçip gidecek olursam ebediyyen beni bir daha göremeyeceksin. Gece de bunun gibi söyler.” Bunu Hafız Ebû Nuaym zikretmiştir.’ Ebû Nuaym, Hilye, II. 303, garibdir” kaydıyla Biz de bunu “et-Tezkire” adlı eserimizin “yer, geceler, gündüzler ve malın şahitliği” başlığında zikretmiş idik. Muhammed b. Beşir de şu beyitleri çok güzel söylemiş:
“O pek yakın olan dünün, adil kabul edilen bir şahit olarak geçip gitti,
İçinde bulunduğun bugün ise yapmakta olduğun işlere tanıktır.
Eğer dün bir kötülük işledi isen,
Bu ikincisinde iyilik yap, sen övülmüş olursun.
Sen iyiliği yarın yapacağım diye ümide kapılma.
Olur ki yarın gelir ve sen olmayabilirsin.”