Yahut azabı gördüğünde der ki: “Keşke benim için bir dönüş olsaydı da iyilik yapanlardan olsaydım.”
Diyanet Vakfı
57, 58. Veya: Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum, diyeceği, yahut azabı gördüğünde: Keşke benim için bir kez (dönmeye) imkan bulunsa da iyilerden olsam! diyeceği günden sakının.
Kurtubi Tefsiri
Ya da azâbı gördüğünde: “Eğer benim için bir dönüş imkânı olsaydı, ihsan edicilerden olurdum” demesin.
“Ya da” bu kişi
“azâbı gördüğünde: Eğer benim için bir dönüş imkânı olsaydı, ihsan edicilerden olurdum, demesin” âyetindeki:
” Olurdum” lâfzının nasb ile gelmesi temenninin cevabı oluşundan dolayıdır. Bununla birlikte
“bir dönüş” lâfzına atfedilmiş olarak da kabul edilebilir, çünkü:
“Dönme imkânım…” anlamındadır. Nitekim şair şöyle demiştir:
“Yemin olsun ki göz aydınlığı içinde giyineceğim bir aba,
İncecik (ipekli) elbiseler giymekten daha çok hoşuma gider.”
el-Ferrâ” da şu beyiti zikretmektedir:
“Ondan sana geri kalan bir anı ve korkudan başkası değildir,
Bir de onun süvari kafilesinin nereye doğru gittiklerini sorarsın.”
Burada “sorarsın” anlamındaki fiili “anı” anlamındaki lâfzın mahalline atıf ile nasb ile okumuştur. Çünkü ifade: “Ondan sana geriye kalan anmaktan başkası değildir” şeklindedir. “Aba giyinmek ve… aydın olması” ifadesi de bu kabildendir, yani: “Aba giymek ve gözümün aydın olması…” takdirindedir.
Ebû Salih dedi ki: İsrailoğullarından arif bir kişi vardı. O bir yazı gördü: Kişi uzun bir süre Allah’a itaat ile amel etmekle birlikte onun ameli cehennemliklerin amelleri ile mühürlenir. Bu sebebten cehenneme girer ve bir adam da uzun bir süre Allah’a masiyet olan şeyleri işler, sonra ameli cennet ehlinden birisinin ameli ile mühürlenir, o da cennete girer. Bunun üzerine adam: O halde ben ne diye kendimi yoruyorum deyip yaptığı amellerini bıraktı, fasıklığa ve masiyete koyuldu. İblis ona dedi ki: Senin uzun bir ömrün var. Dünyadan faydalan, sonra tevbe edersin. Fasıklığa koyuldu, malını hayasızlıklara harcayıp tüketti. En lezzetli anında ölüm meleği ona gelince bu sefer: “Allah’a karşı işlediğim kusurlardan dolayı vay benim halime! Ömrüm şeytana itaatle geçti” dedi ve pişmanlığın fayda vermeyeceği bir zamanda pişman oldu İşte yüce Allah bu kimseye dair haberi Kur’ân-ı Kerîm’de indirdi.
Katade de şöyle demiştir: Bunlar çeşitli grublardır. Onlardan bir kesim: “Allah’a karşı işlediğim kusurlardan dolayı vay benim halime” demiş, bir diğer kesim: “Eğer Allah bana hidayet etse idi, elbette takvalılardan olurdum” demiş, bir öteki kesim: “Eğer benim için bir dönüş imkânı olsaydı, ihsan edicilerden olurdum” demiş olacaktır. Yüce Allah da onların hepsinin bu söylediklerini reddetmek üzere şöyle buyurmaktadır: