Yahut der ki: “Eğer Allah beni doğru yola iletseydi, elbette takva sahiplerinden olurdum.”
Diyanet Vakfı
57, 58. Veya: Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum, diyeceği, yahut azabı gördüğünde: Keşke benim için bir kez (dönmeye) imkan bulunsa da iyilerden olsam! diyeceği günden sakının.
Kurtubi Tefsiri
Veya: “Eğer Allah bana hidayet etse idi. Elbette takvalılardan olurdum.” demesin;
“Veya” bu kişi
“eğer Allah bana hidayet etse idi” dininin yolunu bana gösterse idi
“elbette” şirk ve masiyetlerden sakınan
“takvalılardan olurdum, demesin.” Buradaki: Şayet Allah bana hidayet vermiş olsaydı, ben de hidayet bulurdum, sözü doğrudur. Şanı yüce Allah’ın şu âyetinde bize haber verdiği müşriklerin şu şekildeki delil göstermelerine de yakındır:
“Müşrikler: Allah dileseydi, biz de babalarımız da ortak koşmazdık… diyeceklerdir.” (el-En’am, 6/148) Ancak bu kendisi ile batıl kastedilen hak bir sözdür. Tıpkı Ali (radıyallahü anh)’ın Haricilerden: “Hüküm ancak Allah’ındır” diyen kimseye bu cevabı verdiği gibi.