"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Saffat 162

Ona karşı fitneye düşürecek değilsiniz.

Diyanet Vakfı
161, 162, 163. Sizler ve taptığınız şeyler! Hiçbiriniz, cehenneme girecek kimseden başkasını Allaha karşı azdırıp saptıramazsınız.

Kurtubi Tefsiri
Siz O’nun aleyhine fitneye sürükleyemezsiniz.

“Siz O’nun” yani yüce Allah’ın

“aleyhine” (insanları)

“fitneye sürükleyemezsiniz” saptıramazsınız. en-Nehhâs dedi ki: Tefsir bilginleri bildiğim kadarıyla şu anlamdaki görüşü icma ile ifade etmişlerdir: Sizler yüce Allah’ın sapacağını takdir ettiği kişiler dışında hiçbir kimseyi saptıramazsınız. Şair de şöyle demiştir:

“Nimeti sayesinde onun tuzağını geri çevirdi,

Onun aleyhine, o ise bizi fitneye düşürücü idi.”

Saptırıcı idi, demektir.

2- Kaderiyye’nin Görüşü Bu Âyet-i Kerîme ile de Reddedilmektedir:

Bu âyet-i kerîme Kaderiyye’nin görüşünü reddetmektedir. Amr b. Zerr dedi ki: Ömer b. Abdu’l-Aziz’in huzuruna vardık. Yanında kaderden sözedildi, Ömer şöyle dedi: Şayet Allah kendisine isyan edilmesini murad etmemiş olsaydı, günahkârların başı olan İblisi yaratmazdı ve şüphesiz ki bu yüce Allah’ın Kitabında mevcut bir bilgi idi. Bu bilgiyi bilen bilmiştir, bilmeyen bilmemiştir. Sonra da: “Muhakkak siz ve ibadet ettikleriniz, siz O’nun aleyhine (insanları) fitneye sürükleyemezsiniz” âyetlerini okudu. Yani yüce Allah’ın cehennemi boylamasını aleyhine hüküm olarak yazdığı kimseler dışındakileri saptıramazsınız, demektir. Ayrıca o dedi ki: İşte bu âyet-i kerîme insanlar arasında anlaşmazlıkları hususunda ayırdedici bir âyet oldu.

Bu âyet-i kerimedeki anlamlardan birisi de şudur: Şeytanlar yüce Allah’ın hidayet bulmayacağını yazıp takdir etmiş olduğu kimseler dışında, hiçbir kimseyi saptıramazlar. Eğer yüce Allah, bu kimsenin hidayet bulacak bir kimse olacağını bilmiş olsaydı, elbetteki şeytanların onu saptırmalarının önüne geçer, engellerdi. Buna göre yüce Allah’ın:

“Onlara karşı atlılarınla, piyadelerinle gürültü çıkararak baskın düzenle” (el-İsra, 17/64) âyeti şu demek olur: Sen benim onlar hakkındaki ilmime aykırı hiçbir sonuca ulaşamazsın. Lebid b. Rabia’nın kaderin sabit olduğunu dile getirmek hususunda söylediği şu beyitler oldukça güzeldir:

“Şüphesiz Rabbimizden korkmak en hayırlı bir bağıştır,

Allah’ın izniyledir benim ağır hareket etmem ve acele edişim.

Allah’a hamdederim, hiçbir eşi, dengi yoktur O’nun,

O’nun elindedir hayır, O dilediğini yapar.

Kimi hayır yollarına iletirse, hidayet bulur,

Gönlü rahat olduğu halde; dilediğini de saptırır.”

el-Ferrâ” dedi ki: Hicazlılar: “Adamı fitneye düşürdüm, saptırdım” derken, Necidliler aynı fiili: “Onu fitneye düşürdüm, saptırdım” şeklinde (başına elif ziyadesiyle) kullanırlar.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/saffat-161/,https://kutsalayet.de/saffat-163/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız