Bugün ağızlarını mühürleriz, elleri bize konuşur, ayakları kazandıklarına şahitlik eder.
Diyanet Vakfı
O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.
Kurtubi Tefsiri
Bugün, Biz ağızlarına mühür vururuz ve neler kazandıklarını elleri bize söyler ve ayakları şahitlik eder.
“Bugün, Biz ağızlarına mühür vururuz ve neler kazandıklarını elleri bize söyler ve ayakları şahitlik eder” âyetini Müslim’in Sahih’inde yer alan Enes b. Malik’ten gelen şu rivâyet açıklamaktadır: Enes b. Malik dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın huzurunda idik, güldü. Sonra: “Niye güldüğümü biliyor musunuz?” diye sordu. Biz: Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, dedik. Şöyle buyurdu: “Kulun Rabbine hitabından dolayı (güldüm). O: Ey Rabbim! Sen beni zulümden alıkoymadın mı? der. Yüce Rab: Evet, der. Bu sefer kul şöyle der: Ben kendime karşı ancak kendimden olan şahidi kabul ederim. Bunun üzerine yüce Allah: Bugün sana karşı şahid olarak kendin yetersin. Şahidler olarak da kiramen katibin yeter. (Peygamber devamla) buyurdu ki: Allah ağzına mühür vurur ve bu sefer azalarına konuş denilir. Azaları yaptıkları işleri söyler. Sonra onu konuşmak üzere serbest bırakır. Kul der ki: Benden uzak olun, benden uzak olun. Ben sizin için mücadele edip duruyordum. ” Müslim, IV, 2280.
Müslim bunu Ebû Hüreyre’den gelen rivâyetiyle de kaydetmiştir. Orada da şöyle denilmektedir: “Sonra ona şöyle denir: Şimdi Biz sana karşı şahidimizi göndereceğiz. O kendi kendisine benim aleyhime kim şahitlik edecek diye düşünürken, ağzına mühür vurulur ve baldırına, etine, kemiklerine: Konuş denilir. Baldırı, eti, kemikleri yaptıklarını söylerler. Bunun böyle olmasının sebebi ise kendi nefsinden şahidler dolayısıyla ileri sürebileceği bir mazeretinin bırakılmamasıdır. Bu ise münafık kişidir, Allah’ın kendisine gazab ettiği kişi budur. ” Müslim, IV, 2279.
Tirmizî’nin rivâyetine göre de Muaviye b. Hayde, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan naklettiği bir hadisinde şöyle demektedir: Eliyle Şam (Suriye) tarafına işaret ederek şöyle buyurdu: “Sizler ta şuradan buraya kadar (olan alan üzerinde) binekli, piyade olarak haşredileceksiniz. Kıyâmet gününde yüzünüz üzere çekileceksiniz, ağızlarınız da konuşamayacak şekilde mühürlenecektir. Sizler Allah nezdinde en hayırlıları ve en şereflilerini teşkil ettiğiniz yetmiş ümmetin tamamlayıcısı olacaksınız. Sizden herhangi biriniz hakkında ilk konuşacak uzvunuz baldırı olacaktır.” Bir diğer rivâyette ise “baldırı ve elleri olacaktır” denilmektedir. Müsned, IV, 446, V, 3.
Hadisteki (“mühür” diye tercüme edilen): “el-fidan” testi ve ibrikin üzerindeki süzgeç demektir. Bu açıklamayı el-Leys yapmıştır. Ebû Ubeyd der ki: Baldırları konuşsun diye kendileri konuşturulmayacaklardır. İşte bu ibrikin ağzına konulan fidam (süzgeç)e benzetilmiştir.
Diğer taraftan ağızların mühürlenmesinin sebebi ile ilgili dört türlü açıklama yapılmıştır:
1- Çünkü onlar:
“Rabbimiz olan Allah hakkı için biz müşriklerden olmadık” (el-En’am, 6/23) diyecekler. Bundan dolayı yüce Allah da onların ağızlarını mühürleyecektir ve sonra azaları konuşacaktır. Bu açıklamayı Ebû Mûsa el-Eşarî yapmıştır.
2- Hesab için: Mevkıfte bekleyenler onları tanıyıp onlardan ayrılsınlar diye böyle yapılacaktır. Bu açıklamayı İbn Ziyad yapmıştır.
3- Konuşmayan kimsenin ifadesi delil olarak konuşanın ikrarından daha beliğdir, etkileyicidir. Çünkü bu icaz seviyesindedir. İcaza ihtiyaç duyulmayacak bir günde dahi olsa bu böyledir.
4- Böylelikle nefsi hususunda kendisine yardımcı olan azalarının artık Rabbine karşı kendi aleyhine şahitler olduklarını bilmesi için böyle olacaktır.
Şayet: Yüce Allah:
“Neler kazandıklarını elleri bize söyler ve ayakları şahitlik eder” âyetinde elin yapacağını “söylemek” diye nitelendirirken, ayağın yaptığını “şahitlik” olarak nitelendirmesinin sebebi nedir? denilecek olursa, şöyle cevap verilir: El o işini doğrudan yapan, ayak ise orada bulunan bir organdır. Hazır bulunanın başkası hakkında söyleyeceği söz de şahidliktir; işi yapanın kendi aleyhinde söylediği söz ise, söylediği ya da yaptığına dair bir ikrardır. İşte bundan dolayı yüce Allah, ellerin yaptıklarını “söz söylemek” diye ifadelendirirken, ayakların yaptıkları işi de “şahidlik” olarak ifadelendirmiştir.
Ukbe b. Amir’den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı şöyle buyururken dinledim: “Ağızlara mühür vurulacağı gün insandan ilk konuşacak olan kemik sol bacağının baldırı olacaktır.” Bunu el-Maverdî ile el-Mehdevî zikretmiştir. Muhammed b. Harun er-Rüyani, Müsned, I, 203
Ebû Mûsa el-Eşarî dedi ki: Zannederim insanın ilk konuşacak azası sağ baldırıdır. Bunu da el-Mehdevî zikretmiştir.
el-Maverdî der ki: Diğer azalardan önce baldırın konuşacak olma ihtimali vardır. Çünkü işlediği masiyetlerin lezzeti bedeninin alt tarafının bir bölümünü teşkil eden organlardan birisi olan baldınndaki duyu organları ile idrak eder, hisseder. İşte onlara yakınlığı dolayısıyla diğerlerinden öncelikli olarak şahitlikte bulunma ihtimali olabilir. Öncelikle solun sözkonusu edilmesine gelince, sağ organlardaki arzunun sol taraftaki organlara göre daha güçlü oluşundandır. Arzusunun azlığı dolayısıyla solun sağın önüne geçirilmiş olma ihtimali vardır.
Derim ki: Arzunun daha ileri olması dolayısıyla aksi de sözkonusu olabilir. Her ikisi ile birlikte el de bulunabilir. Kısacası bütün bunların toplamı ile arzu ve lezzet tamam olmaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.