Dileseydik gözlerini silerdik de yola koşsalar nasıl göreceklerdi?
Diyanet Vakfı
Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?
Kurtubi Tefsiri
Eğer dileseydik, gözlerini silme kör ederdik de yolda didişip dururlardı. Artık nasıl görebileceklerdi?
“Eğer dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yolda didişip dururlardı. Artık nasıl görebileceklerdi?” âyetinde yer alan:
“Silme kör ederdik” âyetinin mazi ve müzari şekilleri el-Kisaî’nin naklettiğine göre; Dilcilere göre; “Göz yarığı bulunmayan kör” demektir.
İbn Abbâs der ki: Onları hidayete karşı kör ederdik. Böylelikle ebediyyen hakka giden yolu bulamazlardı, demektir. el-Hasen ve es-Süddî derler ki: Yani biz onları kararsızlık içerisinde kör olarak bırakırdık. Bunun da anlamı şudur: Biz onları kör eder ve böylelikle onlar ne evlerinde ne de başka yerlerde hiçbir iş görme imkanını bulamayacak şekilde basiretleri olmaz, göremezlerdi. Taberî’nin tercih ettiği açıklama budur.
“Yolda didişip dururlardı.” Yani yolu aşıp geçmek için birbirleriyle yarışırlardı.
“Artık nasıl görebileceklerdi?” Görme imkanını nereden bulacaklardı?
Atâ, Mukâtil ile Katade -ayrıca İbn Abbâs’tan da bir rivâyet olarak- dediler ki: Eğer Biz dileseydik, onların sapıklık gözlerini çıkartır ve sapıklık yolunda onları kör eder, onların sapıklıktaki basiretlerini hidayete yönlendirir, böylelikle onlar hidayet bulur ve doğru yolu görürler, âhirete giden yola hızlıca koşarlardı. Daha sonra da: “Artık nasıl görebileceklerdi” diye buyurmuştur ki, Biz onlara bunu yapmadık demektir. Yani onların hidayet gözleri silme kör iken ve sapıklıkta devam ediyorken nasıl doğru yola hidayet bulabilecekler?
Abdullah b. Selam’dan bu âyet-i kerimenin te’vili ile ilgili geçen açıklamalardan farklı bir rivâyet gelmiş ve o bu âyetin te’vilinin kıyâmet gününde gerçekleşeceğini söylemiş ve şöyle açıklamıştır: Kıyâmet gününde Sırat köprüsü kurulacağında bir münadi şöyle seslenecektir: Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) ile onun ümmeti ayağa kalksın! İyileriyle, kötüleriyle ayağa kalkacaklar ve Sırat’ın üzerinden geçmek üzere onun peşinden gideceklerdir. Sırat’ın üzerine geldiklerinde Allah aralarından facir olanların gözlerini silme kör edecek, onlar da o Sırat üzerinde koşuşacaklardır. O Sırat’ı aşıp geçebilmek için onu nereden görebilecekler ki.
Daha sonra bir münadi: Haydi Îsa (aleyhisselâm) ile onun ümmeti ayağa kalksın. Ümmeti ayağa kalkar, iyileriyle, kötüleriyle onun peşinden giderler. Onların da durumu aynı olur ve diğer peygamberler de aynı durumla karşılaşırlar.
Bunu en-Nehhâs zikretmiş olup biz de bu anlamıyla İbnu’l-Mübarek’in “er-Rekaik” adlı eserinde belirttiği gibi; et-Tezkire adlı eserimizde de kaydetmiş bulunuyoruz. Bunu el-Kuşeyrî de zikretmiştir.
İbn Abbâs (radıyallahü anh) dedi ki: el-Esved b. el-Esved bir taş aldı. Beraberinde Mahzumoğullarından da bir topluluk vardı. Bunu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın üzerine atmak istedi, Allah gözlerini silme kör yaptı, taşı da eline yapıştırdı. Ne peygamberi görebildi, ne de gideceği yolu. Âyet-i kerîme onun hakkında inmiştir.
“Silme kör” göz kapakları arasında göz yarığı bulunmayan kişiye denilir. Bu ifade; “Rüzgar izi sildi” tabirinden alınmıştır. Bu açıklamayı el-Ahfeş ve el-Kutebî yapmıştır.