Sadece bir çığlık beklerler ki kendilerini tartışırlarken yakalar.
Diyanet Vakfı
Onlar, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.
Kurtubi Tefsiri
Onlar birbirleri ile çekişirlerken kendilerini alacak bir tek çığlıktan başkasını gözlemiyorlar.
Yüce Allah:
“Onlar birbirleri ile çekişirlerken kendilerini alacak bir tek çığlıktan” bu da İsrafil’in Sûra üflemesidir;
“başkasını gözlemiyorlar” beklemiyorlar. Onlar dünya işleri hakkında birbirleriyle çekişirlerken oldukları yerde ölüverecekler. Bu herkesin baygın düşeceği üfürüştür.
“Birbirleriyle çekişirlerken” lâfzı beş türlü okunmuştur. Ebû Amr ile İbn Kesîr “ye” ile “hı” harflerini üstün, “sad” harfini şeddeli okurlar. Verş’in, Nafî’den rivâyeti de böyledir. Diğer kıraat sahipleri ile Verş’in dışındaki Nafî’in öğrencileri ondan “hı” harfini sakin ve “sad” harfini de -iki sakini arka arkaya getirmek suretiyle- şeddeli okuduğunu rivâyet etmişlerdir.
Yahya b. Vessab, el-A’meş ve Hamza ise “hı” harfini sakin ve “sad” harfini de şeddesiz olarak; “Onunla davalaştı” kökünden gelen bir fiil gibi okumuşlardır. Âsım ve el-Kisaî ise “hı” harfini esreli, “sad” harfini de şeddeli okumuşlardır ki; “birbirleriyle davalaştıkları zaman, çekiştikleri zaman” anlamındadır. Denildiğine göre onlar, kendi kanaatlerine göre öldükten sonra diriltilmeyeceklerine dair karşılıklı delillerle çekişirlerken, bu üfürüş onları gelip yakalayacaktır.
İbn Cübeyr, Ebû Bekir’den, o Âsım’dan ayrıca Hammâd da Âsım’dan “ye” ile “hı” harflerini esreli ile (sad harfini) şeddeli okuduğunu rivâyet etmişlerdir.
en-Nehhâs der ki: Birinci kıraat en açık olanlarıdır. Bu kıraatte asıl şekil; şeklidir. Burada “te” harfi “sad” harfine idgam edildikten sonra, onun harekesi de “hı” harfine nakledilmiştir. Ubeyy’in kıraatinde de; şeklindedir. Ancak (Nafî’den rivâyet edilen şekliyle) “hı” harfinin (sonra gelen “sad” şeddeli okunmakla birlikte) sakin okunması câiz değildir. Çünkü bu arka arkaya iki sakinin getirilmesidir. Bunlardan herhangi birisi ise med ve lin harfi değildir. Aslına uygun olarak “hı” harfinin sakin olarak okunduğu da söylenmiştir. “Birbirleriyle tartışırken” demektir. Burada muzaf hazfedilmiştir. Anlamın; kendileri ile tartışan kimse ile kendilerince tartışırlarken… şeklinde olması ve böylece mef’ûlün hazfedilmiş olması da mümkündür. es-Sa’lebî, bu Ubeyy b. Ka’b’in kıraatidir, demiştir.
en-Nehhâs der ki: “Hı” harfi esreli, “sad”ın şeddeli okunuşuna gelince, bunda da asıl şekil; dir. Burada “te” harfi “sad”a idgam edildikten sonra arka arkaya iki sakinin gelişi dolayısıyla “hı” harfi esreli okunmuştur, el-Ferrâ” ise bu kıraatin daha güzel ve daha çokça okunan şekil olduğunu iddia etmiş ve daha uygun olan “te”nin harekesini “hı”, harekesine vermeyi bırakıp “hı” harfi için bir başka hareke getirmiş ve böylelikle “ye” harfi ile esreyi arka arkaya getirmiş, üstelik bunun daha güzel ve daha çok okunan kıraat olduğunu söylemiştir. Bu nasıl daha güzel olabilir ki? Mekkileler, Basralılar ve Medinelilerin tümü böyle okumuşlardır. Âsım’dan gelen “ye” harfi ile “hı” harfinin esreli okuduğuna dair rivâyete gelince, bu itba’ dolayısıyla (arka arkaya gelen harekeleri aynen okuma)dır. Buna dair açıklamalar daha önceden:
“O şimşek neredeyse gözlerini kapıp alıverecek.”(el-Bakara, 2/20) âyeti ile
“… yoksa hidayet verilmedikçe…” (Yûnus, 10/35) âyeti açıklanırken geçmiş bulunmaktadır.
İkrime yüce Allah’ın:
“Bir tek çığlıktan başkası” âyeti hakkında şöyle demektedir: Bu Sûr’a yapılacak ilk üfürüştür. Ebû Hüreyre de şöyle demiştir: İnsanlar çarşı-pazarlarında bulunuyorlarken, kimisi devesini sağarken, kimisi kumaşı ölçerken, kimisi işini görmek için giderken Sûr’a üfürülecektir.
Nuaym, Ebû Hüreyre’den şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İki kişi kumaşlarını satış yapmak üzere açmış iken kıyâmet kopuverecektir. Onlar onu daha katlayamadan kıyâmet kopacaktır. Adam davarlarını sulamak maksadı ile havuzunu çamurla sıvarken daha onları sulayamadan kıyâmet kopacaktır. Kişi terazisinde tartmak isterken (bir kefesine ağırlık koyduğunda) alçalmışken (diğerine de koyacağını koyup) daha yükseltemeden kıyâmet kopacaktır. Adam yemek üzere lokmasını ağzına götürmüşken onu yutamadan kıyâmet kopacaktır. ” Buhârî, V. 2386, VI, 2605; Müslim, IV, 2270; Müsned, II, 369.
Abdullah b. Amr’ın rivâyetinde de şöyle denilmektedir: “Onu (üfürmeyi) işitecek ilk kişi develeri için havuzunu sıvayan bir kimse olacaktır. O da baygın düşecek, diğer insanlar da baygın düşecektir. ” Müslim, IV, 2259; Müsned, II, 166.