İnsanlara karşı yüzünü ekşitme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Şüphesiz Allah, kendini beğenip övünen kimseyi sevmez.
Diyanet Vakfı
Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.
Kurtubi Tefsiri
“İnsanlardan yüzünü çevirme! Yeryüzünde şımarıklıkla yürüme! Çünkü Allah büyüklük taslayan ve böbürlenen kimseleri sevmez.”
Bu âyete dair açıklamalarımızı üç başlık halinde sunacağız:
1- İnsanlardan Yüz Çevirmek:
“…Çevirme” anlamındaki âyeti Nâfı’, Ebû Amr, Hamza, el-Kisaî ve İbn Muhaysın “sad” harfinden sonra “elif” ile birlikte; diye okumuşlardır. Ancak İbn Kesîr, Âsım, İbn Âmir, el-Hasen ve Mücahid ise; diye okumuşlardır. el-Cahderî ise “sad” harfini sakin olarak; diye okumuştur. Anlamlar birbirlerine yakındır. “Meyletmek (çevirmek)” demektir. Bedevinin: “Daha önce ben onun (zamanın) meylini (eğilmesini, yüz çevirmesini) doğrultmuş iken artık şimdi zaman benim meylimi doğrultmuş bulunuyor” ifadesi de buradan gelmektedir. Amr b. Huneyy et-Tağlibî’nin şu beyitinde de bu tabir kullanılmıştır:
“Zorba bir kimse büyüklenerek yüzünü çevirdi mi,
Biz onun meyletmesini (yüz çevirmesini) düzeltirdik, o halde sen de düzel.”
Taberî bu beyitin son kelimesini; diye nakletmiştir. İbn Atiyye, bu bir hatadır, demiştir, çünkü şiirin kafiyesi esrelidir. Bir başka beyitte de (beyitin son mısraı) şu şekildedir:
“Biz onun-çevrilmiş olan yanağını (yüzünü) düzeltirdik (kibrine son verirdik.)”
el-Herevî der ki: okuyuşu; “Onlara karşı büyüklenerek onlardan yüz çevirme!” anlamındadır. Mesela; tabiri, deveye boynunu büken bir hastalık isabet etmesini anlatmak için kullanılır. Diğer taraftan büyüklük taslayan kimse hakkında; “Onda bir büyüklenme vardır” denilir. Buna göre; “(Büyüklenerek) çevirme” âyeti senin yanağın büyüklükle çevrilmesin, demek olur. Hadîs-i şerîfte de şöyle buyurulnıuştur: “insanlar Öyle bir döneme rastlayacaklardır ki aralarında ya mütekebbir ya da ebter’den başka kimse bulunmayacaktır.” İbnul-Esîr, en-Nihâye fi Ğaribi’l-Hadls, İN, 31
(Mütekebbir anlamı verilen): ise; büyüklenerek yüzünü öbür tarafa çeviren kimse demektir. Hadîs-i şerîf dine bağlılıkları sözkonusu olmayan bayağı ve ayak takımı insanların varlığını kastetmiştir. Yine Hadîs-i şerîfte; “Her büyükiük taslayan kişi mel’undur.” Buhârî, V, 225lı; Müslim, IV, 1983; Tirmizî, IV, 329; Muvatta’, II, 907; Müsned, III, 110, 165, 199, v’s Yani büyüklenen ve kendisini beğenen herkes bu şekildedir, demektir.
2- İnsanlara Karşı Büyüklenmek:
Âyetin anlamı şudur: Sen insanlara karşı büyüklenerek, kendini beğenerek ve onları hakir görerek onlardan yüz çevirme! İbn Abbâs ve bir topluluğun te’vili budur. Şöyle de açıklanmıştır: Bir kimse senin yanında sözkonusu edildiğinde onu hakir gorüyormussun gibi ağzını eğip bükme, yani sen insanlara alçak gönüllülükle, onlara neşe veren ve onlardan neşelenen bir şekilde yönel. Onların en küçükleri seninle konuşacak olursa, sen de sözünü tamamlayıncaya kadar onu dinle. İşte Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) da böyle yapıyordu.
Derim ki; Malik’in, İbn Şihab’dan kaydettiği şu rivâyet de bu kabildendir. İbn Şihab’ın Enes b. Malik’ten rivâyet ettiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Birbirinize buğzetmeyiniz, birbirinize sırt çevirmeyiniz, birbirinizi kıskanmayınız. Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz. Müslüman bir kimsenin üç günden fazla kardeşinden dargın durması helâl değildir.” Buhârî, Nikâh, 45; Edeb, 57, 5H, 63; Feraiz, 1
Buna göre sırt çevirmek, yüz çevirmek, konuşmayı, selam vermeyi ve benzeri şeyleri terketmek demektir. Yüz çevirmeye, sırt çevirmek denilmesi şundan dolayıdır: Bir kimseye buğzettiğin takdirde sen ondan yüz çevirirsin ve ona arkanı dönersin. İşte o da sana aynısını yapar. Buna karşılık sevdiğin kimseye yönelirsin, yüzünü çevirirsin. Senin onu sevindirmen, onun da seni sevindirmesi için yüzyüze oturursunuz. O halde sırt çevirmenin anlamı yüzünü çeviren kimsenin tavrında da mevcuttur. Mücahid de âyet-i kerîmeyi böylece tefsir etmiştir.
İbn Huveyzîmendad dedi ki: Yüce Allah’ın:
“İnsanlardan yüzünü çevirme!” âyeti sanki insanın gereksiz yere kendisini zelil etmesini yasaklamayı ihtiva ediyor gibidir. Nitekim buna yakın bir anlamda olmak üzere Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir; “İnsanın kendisini zelil etme hakkı yoktur. ” Tirmizî, IV, 522, “hasen-garib bir hadistir” kaydıyla; İbn Mâce, II, 1332; el-Heysemî, Mecmau’z-Zfvâid,yn, 275; Müsned, V, 405.
3- Yeryüzünde Şımarıklıkla ve Büyüklenerek Yürümemek:
“Yeryüzünde şımarıklıkla yürüme!” Böbürlenerek, büyüklenerek yürüme, demektir.
“Şımarıklıkla” hal konumunda bir mastardır. Bu hususa dair açıklamalar daha önceden el-İsra Sûresi’nde (17/37-38, âyet, 1. başlıkta) geçmiş, bulunmaktadır, İş, güç olmaksızın, ihtiyaç duymaksızın, neşe ile ve sevinçle yürümek demektir. Bu huya sahip olanlar daima başkalarına karşı öğünür ve büyüklenirler. Buna göre böyle bir kimse yürüyüşünde büyüklenen ve böbürlenen bir kimsedir. Yahya b. Cabir et-Taî’nin rivâyetine göre İbn Âiz el-Ezdî, Gudayf b. el-Haris’ten şöyle dediğini nakletmektedir: Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr ile birlikte Beytu’l-Makdis’e gittik. Abdullah b. Amr b. el-Âs’ın yakınında oturduk. Onu şöyle derken dinledim: Şüphesiz ki kul kabre konulduğu vakit onunla konuşarak şöyle der: Ey Âdemoğlu! Bana karşı seni ne aldattı? Benim yalnızlık evi olduğumu, benim karanlık yurdu olduğumu, benim hakkın yuvası olduğumu bilmiyor muydun? Ey Âdemoğlu! Bana karşı seni ne aldattı? Sen benîm çevremde çalımlı çalımlı yürümüyor muydun?
İbn Âiz dedi ki: Ben Gudayf’e: Ey Esma’nın babası! Çalımlı çalımlı yürümek de ne demek? diye sordum. O; Kardeşimin oğlu! Bazan senin yürüyüşün gibi, dedi.
Ebû Ubeyd dedi ki: Bu, çokça mal sahibi ve pek böbürlenen bir şekilde… demektir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) da şöyle buyurmuştur: “Her kim büyüklenerek elbisesini yukarı doğru çekecek olursa, Allah kıyâmet günü ona (radıyallahü anhhmet nazarıyla) bakmaz.” Buhârî, III, J340; Müslim, III, 1651; Tirmizî, IV, 223; Ebû Dâvûd, IV, 56; Müsned, II, 67, 104, 12S, 131, 136
“Böbürlenen” ise; kendisine verilen şeyleri sayıp dökmekle birlikte yüce Allah’a şükretmeyen kimse demektir. Bu açıklamayı Mücahid yapmıştır. Kelime, soylarla öğünmeyi ve başka Öğünmeleri de kapsamına alır.