"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rum 25

Göklerin ve yerin O’nun emriyle ayakta durması O’nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden bir çağırışıyla çağırdığında, hemen dışarı çıkarsınız.

Diyanet Vakfı
Göğün ve yerin Onun buyruğu ile durması da Onun (varlığının) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir çağırdı mı hemen (kabirlerinizden) çıkıverirsiniz.

Kurtubi Tefsiri
Göklerin ve yerin Onun emri ile durması da O’nun ayetlerindendir. Bundan sonra sizi bir tek çağırışla çağırınca hemen yerden çıkıverirsiniz.

“Göklerin ve yerin O’nun emri ile durması da O’nun âyetlerindendir” âyetindeki “…ma…” az önce geçtiği gibi ref mahallindedir. Bunların ayakta durması ve sağlam bir şekilde birbirleriyle kenetli, direksiz olarak durmaları O’nun emri iledir anlamındadır. O’nun tedbir ve hikmeti iledir, diye de açıklanmıştır. Yani O, mahlukatın faydasına olmak üzere direksiz olarak bunları ayakta tutmaktadır.

“Onun emri ile” anlamında olduğu da söylenmiştir, mana birdir.

“Bundan sonra sizi bir tek çağırışla çağırınca hemen yerden çıkıverirsiniz.” Yani bütün bunları yapan sizi kabirlerinizden tekrar diriltmeye kadirdir. Maksat ise, bunun durmaksızın ve vakit geçirmeksizin çabucak ve hızlıca meydana geleceğini anlatmaktır. Tıpkı çağrısına itaat olunan bir kimseye davet ettiği kişinin cevap verip gelmesi gibi. Nitekim şair şöyle demiş:

“Ben Küleyb’i adıyla çağırdım sanki

Dağın tepesini çağırmışım gibi ya da ondan da hızlı (geldi)”

Şair burada “dağın tepesi” ifadesiyle yankıyı yahut ta yukardan aşağı doğru yuvarlanan taşın halini anlatmak istemektedir.

Bu âyetin, göklerle yerin ayakta durmasına; “Bundan sonra” ile atfedilmesi, bu işin büyüklüğü ve yüce Allah’ın da böyle bir şeye kadir olmasından dolayıdır. Çünkü yüce Allah, ey kabirdekiler kalkınız, diye buyuracak ve öncekilerden sonrakilere kadar”ayağa dikilip, etrafına bakınmayacak tek bir canlı kalmayacaktır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Sonra ona ikinci bir defa üfürülür. O anda onlar ayağa kalkar, bakınırlar.” (ez-Zümer, 39/68)

Yüce Allah’ın:

“Sizi… çağırınca” âyetindeki; edatı şart içindir. Diğer taraftan

“hemen…siniz” anlamındaki âyette yer alan; ise müfaceet (aniden oluş bildirmek) içindir ve bu edat şartın cevabında “fe”nin yerini tutar.

Kıraat âlimleri; “Çıkarsınız” âyetindeki “te”yi icma ile üstün okumuşlardır. Ancak el-A’raf’takinde ise ihtilaf etmişlerdir. Medineliler:

“Yine oradan çıkarılacaksınız” (el-A’raf, 7/25) diye “te” harfini ötreli okumuşlar. Iraklılar ise üstün ile (yine oradan çıkacaksınız) anlamında okumuşlardır. Ebû Ubeyd de buna meyletmektedir. Her ikisinin de anlamı birbirine yakındır. Şu kadar var ki Medineliler bu iki yerde ifadelerin uyumu açısından fark gözetmişlerdir. el-A’raf Sûresi’nde ifadelerin arasında uyum açısından ötreli okunması daha uygundur. Çünkü ölüm onların (insanların) bir fiili değildir. Oradan (yani yerden) çıkartılmak da böyledir. Rûm Sûresi’nde ise bunun üstün ile okunması ifadelerin akışı açısından daha uygundur. Yani o sizi çağıracak olursa, siz de bulunduğunuz kabirlerinizden çıkacaksınız, yani emre itaat edeceksiniz. Burada da fiilin onlar tarafından yapılması, anlam itibariyle daha uygundur.

Burada söz konusu edilen çıkış -önceden geçtiği ve ileride de geleceği üzere- İsrafil’in sonuncu üfürüşü ile birlikçe olacaktır. “Çıkıverirsiniz” âyetinde “te” harfi ötreli ve üstün olarak (çıkarılacaksınız, çıkarsınız anlamlarında) diye okunmuştur. Bunu ez-Zemahşerî zikretmiş ve bundan fazla bir açıklamada bulunmamıştır. Bununla birlikte bizim sözünü ettiğimiz farkı da zikretmiş değildir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/rum-24/,https://kutsalayet.de/rum-26/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız