Ve hazinelerden ve onurlu bir makamdan.
Diyanet Vakfı
57, 58. Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir yerden çıkardık.
Kurtubi Tefsiri
Ve hazinelerle şerefli makamlardan.
“Hazineler” kelimesi; in çoğuludur, Buna dair açıklamalar ise daha önceden et-Tevbe Sûresi’nde (9/34. âyet, 2. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Burada kasıt hazinelerdir. Yer altında gömülü defineler olduğu da söylenmiştir. ed-Dahhâk ise kasıt ırmaklardır demişse de bu açıklama su götürür, çünkü “akar sular, pınarlar” bunları kapsar.
“Şerefli makamlardan” âyeti ile ilgili olarak İbn Ömer, İbn Abbâs ve Mücahid, şerefli makamlar minberlerdir, demektir. Bin tane zorbaya ait, bin tane minber vardı. Onlar bunların üzerinde Fir’avun’u ve onun mülkünü tazim ediyorlardı. Bunlardan kastın başkan ve emirlerin (komutanların) oturdukları yerler olduğu da söylenmiştir ki, bunu İbn Îsa nakletmiştir. Bu da birinci açıklamaya yakındır.
Saîd b. Cübeyr dedi ki: Maksat güzel meskenlerdir. İbn Lehîa dedi ki: Ben burada süzü geçen
“şerefli makamlar”dan kastın el-Feyyum olduğunu duydum. Denildiğine göre Yûsuf (aleyhisselâm) meclislerinden birisi üzerinde! “Lâ ilahe illallah, ibrahim halilullah” diye yazdırmıştı. Bundan dolayı yüce Allah buraya “şerefli makam” ismini vermiştir.
Bir diğer açıklamaya göre bundan kasıt, ileri gelen önderlerin atlarını özel olarak bağladıkları yerlerdir. Bu şekilde atların bağlanması hem bir yavaş hazırlığıdır, hem de bir ziynettir. Dolayısıyla onların kaldıkları yer, kalınan yerlerin en şereflileri olmuştur. Bu açıklamayı da el-Maverdî nakletmiştir.
Daha kuvvetli görülen görüş, bunların güzel meskenler olduklarıdır. Bu meskenler onlar için çok değerli idi.
Sözlükte “makam” kelimesi hem yer adıdır, hem de mastardır. en-Nehhâs dedi ki: Sözlükte “makam” yer demektir ve bu da; “İkamet etti, ikamet eder’den gelmektedir. “(…….): Makamlar” da bu şekildedir, bunun tekili de; şeklindedir. Şairin şu beyitinde olduğu gibi:
“Ve oralarda yüzleri güzel makameler (ikamet edenler) vardır,
Ayrıca kimi zaman, konuşulan, kimi saman iş yapılan meclisler de vardır.”
“Makam” aynı zamanda; “İkamet etti, ikamet eder, kalktı, kal-” Mı/htm” /se ‘chn Jsm-j mekâ//f. Bunun da ikamet etti, ikamet eder’:den gelmektedir.