"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Müminun 100

“Ta ki, geride bıraktığım şeylerde salih amel işleyeyim.” Hayır! Bu sadece onun söylediği bir sözden ibarettir. Onların önünde ise diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

Diyanet Vakfı
«Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım.» Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.

Kurtubi Tefsiri
“Belki geride bıraktıklarımla salih amel işlerim.” Asla! Bu onun söylemiş olduğu bir sözden İbarettir. Onların önünde de diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

“Belki geride bıraktıklarımla salih amel İşlerim.” İbn Abbâs: “Eşhedu en lâ ilahe illallah” demeyi kastetmektedir, der.

“Geride bıraktıklarımla”; geride kaybettiklerim ve gereğince ameli terkettiğim itaatlerde bulunmakla, demektir. Bunun, belki geride bıraktığım malı tasadduk ederim, anlamında olduğu da söylenmiştir.

“Belki” tereddüt anlamını da ihtiva etmektedir. Halbuki geri döndürülmeyi isteyen böyle bir kimse kesinlikle azaba uğratılacağını anlamış bir kimsedir. O ise tereddütsüz olarak, kat’î bir şekilde kendisini salih amele de hazırlamaktadır. O halde burada tereddüt ya dünyaya geri döndürülüşü ile alakalıdır yahut bu hususta böyle bir tevfike mazhar olup olmaması ile alakalıdır. Yani eğer Sen bana böyle bir tevfik nasip edersen, salih amel işlerim. Zira eğer dünyaya geri döndürülecek ofsa dahi, salih amel işleme kudret ve tevfikinin var olacağı kat’î değildir.

“Asla!” Bu bir red sözüdür, yani durum onun zannettiği şekilde olmayıp dünyaya döndürülme isteği kabul edilecek değildir. Aksine bu onun rüzgara karşı söylediği ve rüzgarın kapıp götürdüğü bir sözden ibarettir. Şöyle de denilmiştir: İsteği yerine getirilecek olsa dahi sözünü yerine getirmeyecektir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Eğer geri döndürülürlerse yine kendilerine yasaklanan şeylere geri dönerler.” (el-En’âm, 6/38)

Yine denildiğine göre;

“Asla! Bu onun söylemiş olduğu bir sözden ibarettir” âyeti yüce Allah’a aittir. Yani O’nun haberinde değişiklik, sözünden caymak söz konusu değildir. O, hiçbir nefsi eceli geldiği takdirde geriye bırakmayacağını haber verdiği gibi, böyle bir kâfirin asla îman etmeyeceğini de haber vermiştir,

“Asla! Bu onun söylemiş olduğu bir sözden ibarettir” âyeti ölüm esnasında söyleyeceği bir sözdür, fakat bunun faydası olmayacaktır, diye de açıklanmıştır.

“Onların önünde de… bir berzah vardır” âyetinde geçen “Arkalarında” anlamında olmakla birlikte, “Önlerinde” anlamın da kullanılmıştır. Bunun “arkalarında” anlamında kullanıldığı da söylenmiştir.

“Berzah” ölüm ile diriliş arasında bir engel, bir ara yerdir. Bunu ed-Dahhak, Mücahid ve İbn Zeyd söylemiştir. Yine Mücahid’den nakledildiğine göre, Berzah ölüm ile dünyaya dönüş arasındaki engeldir, ed-Dahhak’tan nakledildiğine göre Berzah dünya ile âhiret arasıdır. İbn Abbâs da o bir hicab (perde)dir, demiştir, es-Süddî ise eceldir, va’dedir derken, Katade dünyanın geri kalan süresidir, diye açıklamıştır. Bir diğer açıklamaya göre, kıyâmet gününe kadar mühlet vermektir. Bunu da İbn Îsa nakletmiştir.

el-Kelbî der ki: Berzah iki nefha arasındaki süredir. İkisi arasında kırk yıllık bir zaman vardır.

Bütün bu görüşler birbirine yakındır. Her iki şey arasındaki her engele de berzah denilir, el-Cevherî der ki: Berzah iki şey arasındaki engel demektir. Yine Berzah dünya ile âhiret arasında ölümden dirilişe kadar geçen zamandır. Bir kimse öldü mü artık o Berzah’a girer.

Bir adam en-Nehaî’nin huzurunda dedi ki: Allah filâna rahmet eylesin, artık o âhiret ehlinden oldu. O şöyle dedi: Henüz daha âhiret ehlinden olmadı, o Berzah ehlinden oldu. Çünkü orası dünyadan da değildir, âhiretten de değildir.

“Gün” kelimesinin

“diriltilecekleri” fiiline izafe edilmesinin sebebi, zaman zarfı oluşundan dolayıdır. Burada izafetten kasıt da mastardır. “Diriltilmeleri günü” anlamına, demek istemektedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/muminun-99/,https://kutsalayet.de/muminun-101/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız