"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hac 37

Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Ancak O’na sizin takvanız ulaşır. Allah’ı size yol gösterdiği şekilde yüceltmeniz için onları sizin hizmetinize verdi. İyilik yapanları müjdele.

Diyanet Vakfı
Onların ne etleri ne de kanları Allaha ulaşır; fakat Ona sadece sizin takvanız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allahı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!

Kurtubi Tefsiri
Onların etleri de, kanları da Allah’a asla ulaşmaz. Fakat sizden O’na takva ulaşır. Bu şekilde O, onları size musahhar kıldı ki, size hidayet verdiği için tekbir getirip Allah’ı ta’zim edesiniz. İhsan edenleri müjdele!

Bu âyete dair açıklamalarımızı beş başlık halinde sunacağız:

1-Allah’a Ulaşan Kurban Etleri Değildir:

“Onların etleri de, kanları da Allah’a asla ulaşmaz” âyeti ile ilgili olarak İbn Abbâs şöyle demektedir: Cahiliye dönemi insanları kestikleri develerin kanlarını Beyt’e sürerlerdi, müslümanlar da aynı işi yapmak isteyince bu âyet-i kerîme nazil oldu.

Nail olmak (ulaşmak), yüce yaratıcı ile alâkası olan bir fiil değildir. Bu fiil kabul etmek manasını mecazi bir yolla anlatmaktadır. O’na asla ulaşmaz demektir. İbn Abbâs: O’na asla yükselmez diye açıklamıştır. İbn Îsa da: Allah kurbanların etlerini de kanlarını da asla kabul etmez, fakat sizden O’na takva ulaşır, diye açıklamıştır. Yani yalnız kendi rızası istenenleri kabul eder, onları kendisine yükseltir, bunu işitir (kabul eder), bunun mükâfatını verir, “Ameller ancak niyetler iledir” Buhâri, Bed’u’l-Vahy 1, Îman 41, Nikâh 5…; Müslim, İmâre 155; Ebû Dâvûd. Talâk 11; Tirmizî, Fedâilu’l-ahâd 16; Nesâî, Tahâre 59, Talâk 24; İbn Mâce, Ztthd 26; Müsned, I, 25, 43. hadisi bu manadadır.

“Allah’a asla ulaşmaz” ile: “Ona ulaşır” fiillerinin her ikisi de “ya1” iledir. Ancak Ya’kub bu iki Fiili de “el-luhm; etler” kelimesini nazar-ı itibara alarak “te” ile okumuştur. Yani, o etler Allah’a asla ulaşmaz…

2- Kurbanlıkların Bize Müsahhar Kılınması İlâhî Bir Lütuftur:

“Bu şekilde O, onları size müsahhar kıldı.” Şanı yüce Allah, onları bizim emrimize vermekle ve onlarda tasarruf etme imkânını sunmakla bize lütufta bulunmuştur. Halbuki bunlar yapı itibariyle bizden daha iri, organları da bizden daha güçlüdür. Bunun böyle olması ise, kulun İşler zahiren kula göründüğü şekliyle idare edilmemekte olduğunu, işlerin ancak aziz ve kadir olanın iradesine göre tedbir edildiğini bilmesi; insanların da O’nun iradesiyle küçük olanın, büyük olana galip geldiğini, mutlak galibin, kulları üstünde kahhâr olan bir ve tek Allah olduğunu bilmeleri içindir.

3- Hidayete İleten Allah’a Şükür:

Şanı yüce Allah, bundan önceki âyet-i kerimede adının kurbanlıklar üzerinde anılması gereğini dile getirerek: “Onlar ayakları üzere iken, üzerlerine Allah’ın ismini anın” diye buyurmuştu. Burada “Size hidâyet verdiği için tekbir getirip Allah’ı ta’zim edesiniz” âyeti ile Allah’ın ismini tekbir ederek yüceltmeyi söz konusu etmektedir. İbn Ömer (radıyallahü anh) da hediyelik kurbanını boğazladığı zaman her iki emri yerine getirmek üzere; “Bismillahî vallahu ekber: Allah’ın adına ve Allah en büyüktür” derdi. Bu onun fıkhının bir göstergesidir.

Sahih(-i Buhârîde, Enes’ten şöyle dediği nakledilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) beyaz ve boynuzlu iki koç kurban etti. (Enes) dedi ki: Ben onu o iki koçu elleriyle keserken gördüm. Ayağını yanları üzerine koyup besmele çekip tekbir getirdiğini gördüm. Buhârî, Edâhî % 13, 14; Müslim, Eclâlıî 17, !«; Tirmizî, Edâhî 2; Nesâî, Dahâya 14, 29, 30. 31; İbn Mâce, Edahî 1, 13; Dârimî, Edâhî 1; Müsned, 111, 115, 170, 183, 1H9, 211, 222, 255, 279

İlim adamları bu hususta farklı görüşlere sahiptirler. Ebû Sevr der ki: Besmele çekmek, namazdaki tekbir gibi olup yerine getirilmelidir. Ancak bütün ilim adamları bunun müstehab olduğunu kabul etmişlerdir. Şayet yüce Allah’ın isimlerinden bir başka ismi zikrederek, bununla da besmele getirmeyi kastetmiş ise bu da caizdir. Sırf “Allahu ekber” yahut Lâ ilahe İllallah” dese de böyledir. Bunu İbn Habib söylemiştir. Eğer besmele kastıyla söylemeyecek olursa, bu sözleri besmelenin yerini tutmaz ve yenilmez. Bu görüş, de Şâfiî ve Muhammed b. el-Hasen’in görüşüdür. Bizim mezhebimize mensub ilim adamlarının tamamı ve başkaları kesim esnasında besmele ile birlikte Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)a salavât getirmeyi, veya onun ismini anmayı mekruh görmüşler ve: Böyle bir durumda yalnızca yüce Allah’ın ismi anılır demişlerdir. Şâfiî kesim esnasında Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)a salavât getirmeyi câiz görmektedir.

4- Kurban Kesenin Kabulü İçin Dua Etmesinin Hükmü:

Cumhûr kurban kesen kimsenin: Allah’ım, benden kabul buyur demesinin câiz olduğu kanaatindedir. Ancak Ebû Hanîfe bunu mekruh görmektedir. Oysa Sahih(-i Müslim)’in kaydettiği Âişe (radıyallahü anhnhâ) yoluyla gelen rivâyet onun aleyhine bir delildir. Bu rivâyette şöyle denilmektedir: …Sonra: “Bismillahi, Allah’ım sen Muhammed’den, Muhammed’in aile halkından ve Muhammed’in ümmetinden kabul buyur” dedi, sonra da onu kurban etti. Müslim, Edâhî 19; Ebû Dâvûd, Edâhî 4; Müsned, VI 7

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hac-36/,https://kutsalayet.de/hac-38/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız