"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Enbiya 88

Biz de onun duasını kabul ettik, onu kederden kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız.

Diyanet Vakfı
Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

Kurtubi Tefsiri
Biz de duasını kabul edip kendisini gamdan kurtarmıştık. Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız.

2- Yûnus (aleyhisselâm)ın Yaptığı Duanın Fazileti:

Ebû Dâvûd’un rivâyetine göre Sa’d b. Ebi Vakkas, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Zünnûn’un balığın karnındaki: “Senden başka ilâh yoktur, Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum” duasını müslüman bir kimse her ne husus ile ilgili olarak okursa okusun mutlaka onun duası kabul edilir.” Tirmizî, Deavât 81; Müsned, I, 170

Bunun Allah’ın İsm-i Azam’ı olduğu da söylenmiştir. Sa’d bunu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)dan rivâyet etmiştir. Suyûtî, ed-Durru’l-Mensûr, V, 66H.

Haberde denildiğine göre bu âyette Allah’ın Yûnus’un duasını kabul ertiği gibi, kendisine dua edenlerin duasını kabul edeceğine, onu kurtardığı gibi o kimseyi de kurtaracağına dair bir taahhüdü vardır. Bu ise yüce Allah’ın:

“Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız” âyeti ile ifade edilmektedir. Onun bu ifadelerinde açık bir dua yoktur. Dua,

“gerçekten ben zulmedenlerden oldum” sözlerinin muhtevasından anlaşılmaktadır. O, bu sözleriyle zalim olduğunu itiraf etmiş, o bakımdan bu üstü kapalı bir dua mahiyetindedir.

“Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız.” Onları yapmış oldukları işler dolayısıyla karşı karşıya kaldıkları sıkıntılarından kurtarırız. Bu da yüce Allah’ın şu âyetinde ifade edilmektedir:

“Eğer o gerçekten teşbih edenlerden olmasaydı, diriltilecekleri güne kadar karnında kalırdı elbet.” (es-Saffat, 37/143-144) Bu, yüce Allah’ın kulu Yûnus’u kendisine ibadet ve taabbüdü dolayısıyla korumasının, onu gözetmesinin ve önceden yapmış olduğu itaatleri dolayısıyla muhafaza etmesinin bir tecellisidir. Üstad Ebû İshak (el-İsferâyînî) der ki: Zünnun az sayılacak kadar gün balığın karnında kaldı, ama kıyâmet gününe kadar ona Zünnun denilecek. Ona yetmiş yıl süreyle ibadet eden kimsenin, bu amelinin onun nezdinde boşa çıkacağını zannedebilir misin? Elbette böyle bir zan beslenemez.

“Kendisini gamdan kurtarmıştık.” Onu balığın karnından kurtarmıştık, demektir.

“Biz mü’minleri İşte böyle kurtarırız” âyeti genel olarak iki “nûn” ile; “Kurtardı, kurtanr” fiilinden gelmiş olarak okumuşlardır. İbn Âmir ise; diye tek bir “nûn” şeddeli bir “cim” ve “ya” harfini sakin olarak, mazi bir fiil ve mastar takdiri ile okumuştur ki; işte mü’minler böyle bir kurtuluş ile kurtulmuşlardır anlamındadır. Bu da; “Zeyd dövüldü” derken; “Zeyd İ5İr surette dövüldü” anlamında kullanmaya benzer. Şair de şöyle demiştir:

“Eğer Kufeyra (Ferezdak’ın annesi) bir köpek yavrusu doğurmuş olsaydı,

Bu köpek yavrusu dolayısıyla bütün köpeklere sövülürdü.”

O bununla bu köpek yavrusu sebebiyle alabildiğine diğer köpeklere de sövülürdü, demek istemiştir.

“Ya” harfinin sakin oluşu ise; Kaldı, razı oldu” derken “ya” harfine hareke vermeyenlerin söyleyişine göre sakindir.

el-Hasen de:

“Faizden arta kalanı da bırakın.” (el-Bakara, 2/278) âyetinde “ye”yi böyle okumuştur. Buna sebeb ise makabli (öncesi) esre olan bir “ya” harfini harekelendirmenin ağır görülmesidir. Şair şöyle demiştir:

“Ağaran saçlar başımı bir Örtü gibi bürüdü,

Kabirlere doğru (beni götüren) deveye de şarkı söyledi.

Bilsem keşke kıyâmet kopup da,

Hesaba çağırılacağımda dönüşümün nereye olacağını.”

Burada şair; “Çağırıldı” fiilinde “ya” harfini makabli esre olduğu için harekelendirmeyî ağır bulmuştur. Şarkı söyleme fiilinin öznesi de ağaran saçlardır. Yani ağaran saçlarım deveye şarkı söyledi, keşke dönüşümün neresi olduğunu bilseydim diye,

el-Ferrâ’, Ebû Ubeyd ve Sa’leb’in bu kıraatin doğruluğunu açıklarken yaptıkları yorum şekli budur. Ebû Hatim ve ez-Zeccâc ise bu kıraatin yanlış olduğunu belirterek; bu bir lahndir demişlerdir. Çünkü bu durumda meçhul fiilin ismi (naib-i faili) nasbedilmiş olmaktadır. Bu şekilde olması halinde; ” Mü’minler kurtarıldı” denilir. Nitekim; “Salihlere ikram olundu” derken de böyledir. “Zeyd vuruldu” deyip de bunun; “Zeyd vuruldukça vuruldu” anlamında kullanılması doğru değildir. Çünkü bunun bir faydası yoktur. Zira “vuruldu” demek, onun vurulmuş olduğuna zaten delil teşkil etmektedir. Diğer taraftan böyle bir beyitin yüce Allah’ın Kitabına karşı delil gösterilmesi de câiz olamaz.

Ebû Ubeyd’in -el-Kutebî’nin de kabul ettiği- bir başka görüşü vardır. Buna göre (ikinci) “nün” “cim”e idgam edilmiştir. en-Nehhâs dedi ki: Bu görüş hiçbir nahivcİ tarafından uygun görülmemiştir. Çünkü “nün” harfinin mahreci “cim” harfinin mahrecinden uzaktır, o bakımdan ona idgam edilmez. Çünkü:

“Kim bir iyilik yaparsa” (el-En’âm 6/160) âyetinin; diye (“nun” harfi “cim”e idgam edilip “cim”in şeddeli) okunması câiz değildir. en-Nehhâs dedi ki; Ben bu hususta Ali b. Süleyman’dan duyduğum açıklamadan daha güzelini duymuş değilim. O dedi ki: Aslı iki “nun”lu olup iki “te”den birisinin hazf edilmesi gibi, burada da arka arkaya geldiklerinden “nun”lardan birisi hazfedilmiştir.

Yüce Allah’ın:

“Ve ayrılmayın” (Âl-i İmrân, 3/103) âyetinde olduğu gibi; burada asıl ise iki “te’li olduğudur.

Muhammed b. es-Sümeyka, ve Ebû’l-Âl-iyye de; “Mü’minleri işte böylece kurtardı” yani Allah mü’minleri böylece kurtardı, diye okumuştur. Bu da güzel bir okuyuştur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/enbiya-87/,https://kutsalayet.de/enbiya-89/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız