Dedi ki: “Gördün mü, bu mu bana üstün kıldığın? Eğer kıyamet gününe kadar bana süre verirsen, onun soyunu pek azı hariç mutlaka yoldan çıkarırım.”
Diyanet Vakfı
Dedi ki: «Şu benden üstün kıldığına da bir bak! Yemin ederim ki, eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan, pek azı dışında, onun neslini kendime bağlayacağım!»
Kurtubi Tefsiri
Benden şerefli kıldığın şu kişi var ya! “Eğer beni kıyâmet gününe kadar geciktirirsen, onun soyunu -pek azı müstesna olmak üzere- mutlaka emrim altına alırım” demişti.
İblis dedi ki:
“Benden şerefli” yani, üstün
“kıldığın şu kişi var ya.” Çünkü İblis, ateş cevherinin, çamur cevherinden daha hayırlı olduğu görüşüne sahipti. Ancak o, cevherlerin esas etibariyle birbirinin dengi olduğunu bilmiyordu. Buna dair açıklamalar daha önceden el-A’raf sûresi’nde (7/12.âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
“İkram: Şerefli kılmak”; övülen herşeyi kuşatıcı bir isimdir. Âyette hazf edilmiş ifadeler olup takdiri şöyledir: Benden daha şerefli kılmış olduğun şu varlık hakkında bana haber ver. Sen beni ateşten, onu çamurdan yaratmışken ne diye onu benden üstün kıldın? Buradaki bu ifadelerin hazf edilmesi, işitenin bunları bildiğinden dolayıdır. Hazf edilmiş ifadelerin takdirine ihtiyaç olmadığı da söylenmiştir. Yani: Şu benden üstün kıldığın kişi var ya, hiç şüphesiz ben ona şunları şunları yapacağım, anlamındadır.
(…..)
“Mutlaka emrim altına alırım” ifadesi, İbn Abbâs’ın açıklamasına göre, mutlaka ben onların üzerine egemenlik kuracağım, demektir, el-Ferrâ’ da böyle açıklamıştır. Mücahid ise, ben onları çepeçevre kuşatacak, avucuraun içine alacağım, diye açıklamıştır. İbn Zeyd, onları saptıracağım, demiştir. Bu açıklamalar anlam itibariyle birbirine yakındır. Yani, azdırmak ve saptırmak suretiyle onun soyundan gelecek olanları kökten imha edeceğim, onları önüme katıp sürükleyeceğim. Araplardan da “çekirgelerin, ekinin tamamını yiyip bitirmeleri halini anlatmak için” -aynı kökten olmak üzere-: (…..) tabirini kullandıkları rivâyet edilmektedir.
Anlamın, şöyle olduğu da söylenmiştir: Hiç şüphesiz ben onları dilediğim tarafa sürükleyeceğim ve istediğim şekilde onları arkamdan çekip götüreceğim. Bu da Arapların; (…..): Atın ağzına yuları takıp çektim, çekerim” tabirinden alınmıştır. (…..) da aynı anlamdadır. Birinci açıklama da buna yakındır. Çünkü çekirgeler ekinlerin üzerine hanekleriyle (çeneleriyle) yürürler ve zarar verirler. Şair de şöyle demiştir:
“Ben sana bizi çokça zarara sokup sıkıntıdan Sıkıntıya düşüren ve zayıf koyan,
Mallarımızı no varsa hepsini alıp götüren ve bütünüyle yok eden bir (geçirdiğimiz) yıldan şikâyet ediyorum.”
“Pek azı müstesna” Yani, benim şerrimden korunanlar müstesna. Bunlar ise yüce Allah’ın:
“Muhakkak Benim kullarım üzerinde senin hiç bir tasallutun olmaz” (el-Hicr, 15/42) âyetinde sözünü ettiği kimselerdir. İblis bunu zannma binaen söylemişti. Nitekim yüce Allah:
“Yemin olsun, İblis onların aleyhindeki zannını gerçekleştirmişti” (Sebe’, 34/20) diye buyurmaktadır. Yahut da o bunu beşerin tabiatı gereği onlarda birtakım arzu ve isteklerin de yerleştirileceğini bildiği için ya da bunu meleklerin:
“Sen orada fesat çıkartacak bir kimseyi mi yaratacaksın?” (el-Bakara, 2/30) sözlerine binaen de söylemiş olabilir.
el-Hasen der ki: İblis’in böyle bir zarına sahip olması, Âdem (aleyhisselâm)’a vesvesesini telkin ettiğinde, (karşı durmak konusunda) her hangi bir azmini görmemiş olmasından dolayıdır.