Cumartesi, ancak onda ihtilafa düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü onların ayrılığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.
Diyanet Vakfı
Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere (farz) kılınmıştı. Kıyamet günü Rabbin, muhakkak onların ihtilafa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.
Kurtubi Tefsiri
Cumartesi, ancak onda ihtilâfa düşenlere farz kılınmıştı. Şüphesiz ki Rabbin ihtilâf edegeldikleri şey hakkında kıyâmet günü aralarında hükmedecektir.
Cuma, Cumartesi ve Pazar Günleri Hakkında Ayrılıklar:
“Cumartesi, ancak onda İhtilâfa düşenlere farz kılınmıştı.” Yani, Cumartesi İbrahim’in şeriatinde yoktu ve onun dininde yer almıyordu. Aksine onun dini müsamahakâr ve ağır hükümleri İhtiva etmeyen bir dindi. Cumartesi ise, yahudilere amelleri reddetmeleri ve geçim konusunda alabildiğine geniş ve serbest hareket etmeyi terk etmedikleri İçin ağırlaştırılmış bir hüküm olarak, o gün hakkındaki anlaşmazlıkları sebebiyle öngörülmüştü. Daha sonra Îsa (aleyhisselâm), Cuma gününe gereken hürmetin gösterilmesini öngören hükmü getirip şöyle demişti: Her yedi günden bir gününüzü ibadete ayırınız. Onlar da; Biz, yahudilerin bayramlarının bayramımızdan sonra olmasını istemiyoruz diyerek, Pazar gününü tercih ettiler.
İlim adamları, Cumartesi hakkında meydana gelen görüş ayrılığının keyfiyeti ile ilgili olarak farklı görüşlere sahiptirler. Bir kesim şöyle demektedir: Mûsa (aleyhisselâm) onlara, Cuma gününü ibadete ayırmalarını emretmiş ve bu günü tayin etmiş; bugünün diğer günlerden daha faziletli olduğunu onlara haber vermişti. Ancak onlar, Hazret-i Mûsa İle Cumartesi gününün daha faziletli olduğu konusunda tartıştılar. Bunun üzerine yüce Allah da Hazret-i Mûsa’ya: “Onları kendileri adına seçtikleri ile başbaga bırak” diye buyurdu.
Bir diğer görüşe göre yüce Allah, bugünü onlara tayin etmeksizin, Cuma gününde tazimde bulunmalarını emretti. Ancak onlar, bugünün tayini hususunda anlaşmazlığa düştüler ve yahu diler Cumartesi gününü tayin ettiler. Çünkü (onlara göre) yüce Allah o gün yaratmayı bitirmiş idi. Hıristiyanlar ise Pazar gününü tayin ettiler. Çünkü yüce Allah, bugünde yaratmaya başlamıştı. Bunun sonucunda her bir din müntesibi, içtihİsmi ile tesbit ettiği günü ibadete ayırmakla yükümlü kılındı. Yüce Allah bu ümmet için ise, kendinden bir lütuf ve bir nimet olmak üzere, -bu işi onların içtihİsimlerina bırakmaksızın- Cuma gününü tayin etti. O bakımdan bu ümmet, ümmetlerin en hayırlısı oldu,
Sahih’te Ebû Hüreyre’den şöyle dediği rivâyet edilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biz (ümmet olarak) sonra gelenleriz. Kıyâmet gününde de ilkleriz. Biz, cennete ilk girecek olanlarız. Ancak, kitab onlara bizden Önce verildi, bize de kitab onlardan sonra verildi. Bu hususta onlar anlaşmazlığa düştüler. Allah da onların hakkında anlaşmazlığa düştüğü hakkı bize gösterdi. İşte onların hakkında anlaşmazlığa düşüp de Allah’ın bizi kendisine ilettiği gün -Cum’a günüdür, diyerek- bugündür. Bugün bizim, yarın yahudilerin, yarından sonraki gün de hıristiyanlarındır.” Buhâri, Cumua 1. 12; Müslim, Cumua 19. 20; Nesâî, Cumua 1; Müsned, II. 243. 249. 312.
Hazret-i Peygamber’in: “Bu, hakkında anlaşmazlığa düştükleri bir gündür” âyeti, Allah onların ibadete ayıracakları günü tayin etmemiştir, diyenlerin görüşlerini pekiştirmektedir. Çünkü eğer yüce Allah onlara bugünü tayin etmekle birlikte onlar bu konuda inat göstermiş, olsalardı, “onda ihtilâfa düşenler” diye buyurmazdı. Bunun yerine “onda ihtilâfa düştüler ve inatlaştılar” denmesi gerekirdi. Yine bu kanaati pekiştiren hususlardan birisi de Hazret-i Peygamber’in: “Allah, bizden öncekilere Cuma gününü isabet ettirmeyip şaşırttı” Müslim, Cumua 22, 23; Nesâî, Cumua 1; İbn Mâce, İkametu’s-Salât 88 diye buyurmuş olmasıdır. İşte bu, bu hususta açık bir nastır. Bunun bazı rivâyet yollarında şu ifadeler yer almaktadır: “İşte bu, Allah’ın onlara farz kılıp da kendilerinin de hakkında anlaşmazlığa düştükleri günleridir” denilmektedir. Müslim, Cumua 21 Bu da birinci görüşün lehine bir delildir. Ayrıca: “Allah bizden öncekilere Cumayı farz kılmıştı. Onlar ise, bugün hakkında anlaşmazlığa düştüler. Yüce Allah ise bizi bugüne hidâyet eyledi. Bu hususta insanlar bizden sonra gelmektedirler” Müsned, II, 236. 388. 491. şeklinde de rivâyet edilmiştir.