Rablerinin rızasını isteyerek sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler ve kötülüğü iyilikle savanlar; işte onlar için yurdun güzel akıbeti vardır.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve ellezîne (ve onlar ki) saberû (sabrettiler) ibtigâe (arayarak) vechi (rızasını/yüzünü) rabbihim (Rablerinin) ve ekâmû (ve dosdoğru kıldılar) es-salâte (namazı) ve enfekû (ve harcadılar) mimmâ (şeylerden ki) razaknâhum (onları rızıklandırdık) sirran (gizlice) ve ‘alâniyeten (ve açıkça) ve yedreûne (ve savarlar) bi-el-haseneti (iyilikle) es-seyyiete (kötülüğü). Ulâike (işte onlar) lehum (onlar içindir) ‘ukbâ (sonu) ed-dâri (yurdun).
Mukatil Tefsiri
Onlar Allah’ın emrettiği şeylere sabrederler; bu ayet muhacirler ve ensar hakkında inmiştir. Rablerinin rızasını isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz mallardan gizli ve açık harcarlar ve kötülüğü iyilikle savarlar, yani Mekke kâfirleri kendilerine eziyet ettikleri zaman kötülüğü uzaklaştırır ve onlara iyilikle karşılık verirler. İşte yurdun sonucu onlar içindir, yani yurdun güzel akıbeti onlarındır.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sabredenler”; Allah’ın ahdine vefa göstermeye, misakı bozmamaya ve akrabalık bağını gözetmeye sabredenlerdir. “Rablerinin rızasını isteyerek” sözüyle, Allah’ı yüceltmeyi istemeleri ve O’nu, emrine karşı gelmekten yahut yapılmasını hoş görmediği bir işi yaparak O’na isyan etmekten tenzih etmeleri kastedilmektedir. “Namazı dosdoğru kılanlar”; farz namazları, sınırlarına riayet ederek vakitlerinde eda edenlerdir. “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler”; mallarının farz olan zekâtını veren ve onlardan Allah’ın harcamalarını emrettiği yollarda, gizlice ve açıktan harcayanlardır. Nitekim bana Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah b. Salih rivayet etti, dedi ki: Bana Muaviye, Ali’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas, “Namazı dosdoğru kılanlar” hakkında: Beş vakit namazdır, dedi. “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler” hakkında ise: Zekâttır, dedi. Bana Yunus rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd şöyle dedi: Sabır, sebat etmektir. Yine şöyle dedi: Sabır şu iki husustadır: İnsan, nefislere ve bedenlere ağır gelse bile Allah için O’nun sevdiği şey üzerinde sabreder; arzular kendisini ona çekse bile O’nun hoş görmediği şeyden de uzak durmakta sabreder. Kim böyle olursa sabredenlerdendir. Ardından, “Sabretmenize karşılık size selâm olsun! Yurdun sonu ne güzeldir!” (Ra‘d 24) ayetini okudu. “Kötülüğü iyilikle savarlar” sözü ise: İnsanlardan kendilerine kötülük edenlerin kötülüğünü, onlara iyilik ederek savarlar, demektir. Nitekim bana Yunus rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd, “Kötülüğü iyilikle savarlar” sözü hakkında şöyle dedi: Kötülüğü iyilikle savarlar; kötülüğe kötülükle karşılık vermezler, aksine onu iyilikle savarlar. “İşte onlar için yurdun güzel akıbeti vardır” sözü hakkında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Sıfatlarını açıkladığımız bu kimseler, yurdun güzel akıbetine sahip olanlardır. Yani Allah, mümin olmasalardı ateşte kendilerine ait olacak yurtlarının yerine onlara cennetler yurdunu vermiştir; Allah o yurdun yerine kendilerine bunu vermiştir. Bunun anlamının şöyle olduğu da söylenmiştir: İşte onlar, dünyada Rablerine itaatlerinin ardından cennetler yurduna kavuşacak olanlardır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…