"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hud 108

Mutlu olanlar ise cennettedir. Gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilediği hariç. Bu kesintisiz bir lütuftur.

Diyanet Vakfı
Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada ebedi kalacaklardır. Bu (nimetler) bitmez, tükenmez bir lütuftur.

Kurtubi Tefsiri
O bahtiyar olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Gökler ve yer ayakta durduğu müddetçe, orada ebediyyen kalıcıdırlar. Rabbinin dilediği kadarı müstesnadır. Bu arkası kesilmeyen bir bağıştır.

“O bahtiyar olanlara gelince” anlamındaki âyet el-A’meş, Hafs, Hamza ve el-Kisaî tarafından “sin” harfi ötreli olarak; diye okunmuştur. Ebû Amr ise der ki: Bu kelimenin “sin” harfi üstün olarak; şeklinde olduğunun delili, birincisinin; “Bedbaht olanlar” ifadesinin; şeklinde gelmemiş olmasıdır.

en-Nehhâs ise der ki: Ben Ali b. Süleyman’ın, el-Kisaî’nin Arapçayı çok iyi bilen birisi olmakla birlikte; şeklindeki kıraatinden hayret ettiğini gördüm. Çünkü böyle bir kıraat câiz olmayacak kadar ileri derecede bir lahn’dır. Ancak; “Filan bahtiyar oldu ve filanı Allah bahtiyar etti” denilir. Buradaki; “Bahtiyar edildi” fiili, ” Hastalandırıldı” fiili gibidir. Ancak el-Kisaî, Arapların “mesud: bahtiyar” şeklindeki kullanışları deli) göstermekle birlikte, bunun delil olacak bir tarafı yoktur. Çünkü aslında; “Kendisinde bahtiyar olunan bir yer” diye kullanılır, daha sonra burada; “Kendisinde” kelimesi hazfedilir ve o mekân ism-i mef’ûl ile adlandırılır.

el-Mehdevî ise der ki: Buradaki;” Bahtiyar olanlar” lâfzında “sin”i ötreli olarak okuyanların okuyuşu Arapların; Bahtiyar edilmiş kimse” sözlerine hamledilir (o manada anlaşılır). Ancak bu oldukça az ve istisnai bir kullanım şeklidir. Zira -Allah onu bahtiyar etti, anlamına değil de, denilir.

es-Sa’lebî de der ki: şeklinde, “sin” harfi ötreli olarak; kendilerine mutluluk, bahtiyarlık rızık olarak verildi, anlamındadır. Aynı şekilde İle, aynı anlamda olduğu söylenmiştir. Bunun dışındaki diğer kıraat âlimleri şeklinde “sin” harfini üstün olarak ve kıyas ile okumuşlardır. Bu kıraati de Ebû Ubeyd ve Ebû Hatim tercih etmişlerdir.

el-Cevherî der ki: Saadet (bahtiyarlık), şekavet (bedbahtlık)dan farklıdır. Çünkü “ayn” harfi esreli olarak; Kişi mutlu oldu” ve; ” O mutludur” denilir. Tıpkı; “Esenliğe kavuştu ve o esenliğe kavuşmuştur” demeye benzer. “Sin” harfi ötreli olarak; ” Mutlu edildi, bahtiyar kılındı” ve; “O bahtiyardır” denilir. Ancak bu şekildeki kullanımdan hareketle aynı anlamda, denilmez. Araplar sanki; ile buna ihtiyaç duymamışlar gibidir.

el-Kuşeyrî Ebû Nasr Abdu’r-Rahîm der ki: Nitekim; “Allah onu bahtiyar kıldı, o bahtiyardır,” şeklindeki kullanım vârid olduğu gibi -aynı anlamda olmak üzere kullanımı da varid olmuştur. Bu da Kûfelilerin görüşünü pekiştirmektedir.

Sîbeveyh de der ki: -Filan bahtiyar edildi anlamında-: denilmez. Nitekim -filan bedbaht kılındı anlamında-: da denilmez. Çünkü bu fiiller teaddî etmeyen (mef’ûle geçişi olmayan) fiillerdendir.

“Bu arkası kesilmeyen bir bağıştır” âyetindeki, kelimesi, kesilmeyen anlamında olup; “Kesti, keser” anlamındaki fiilden türetümiştir. en-Nâbiğa der ki:

“(O kılıçlar) iki kat dokunmuş Yemen’in Selûkî diye bilinen zırhlarını dahi koparır.

Ve enlice taşlarında, ateş böceklerinin karanlıktaki kıvılcımları gibi kıvılcım saçar.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hud-107/,https://kutsalayet.de/hud-109/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız