Emrimiz geldiğinde, Sâlih’i ve onunla birlikte iman edenleri katımızdan bir rahmetle ve o günün utancından kurtardık. Şüphesiz senin Rabbin güçlüdür, azizdir.
Diyanet Vakfı
Emrimiz gelince, Salihi ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan) ve o günün zilletinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin kuvvetlidir, (her şeye) galip gelendir.
Kurtubi Tefsiri
Emrimiz gelince, Salih’i ve onunla beraber olan mü’minleri tarafımızdan bir rahmet ile ve o günün rüsvaylığından kurtardık. Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür, mutlak galib olandır.
“Emrimiz” azabımız
“gelince Salih’i ve onunla beraber olan mü’minleri tarafımızdan bir rahmet ile” buna dair açıklamalar az önce geçti
“o gönün rüsvaylığından kurtardık.” Yani onları o günün rüsvaylığından da, o günün zillet ve rezilliğinden de kurtardık. Buradaki “ve” atıf edatının zaid olduğu, buna göre; Biz onları o günün rüsvaylığından kurtardık, anlamına geldiği de söylenmiştir. Ancak Sîbeveyh ile Basralılara göre bu edatın fazladan getirilmesi câiz değildir. Kûfelilere göre ise “vav” atıf edatının yalnızca -bu âyet-i kerîmede olduğu gibi edatları ile birlikte fazladan getirilmesi mümkündür.
Nafî ve el-Kisaî; O gün” kelimesinin “mim” harfini üstün ile okurken, diğerleri ise bu harfi esreli olarak; Gün” kelimesini; ” O” kelimesine izafe ile okumuşlardır.
Ebû Hatim dedi ki: Ebû Zeyd’in bize Ebû Amr’dan naklettiğine göre Ebû Amr; ” Ve o günün rüsvaylığından” âyetinde “ya” harflerini birbirine idgam ederek ve izafe de yaparak; “O günün” kelimesindeki “mim”i de esre ile okumuştur.
en-Nehhâs der ki: Sîbeveyh ve bu gibi hususlarda görüşü ona yakın Ebû Amr vb nahivcilerin rivâyet ettikleri şekil burada ihfâ yapılacağı şeklindedir. İdgam ise câiz değildir, çünkü o takdirde iki sakin arka arkaya gelmiş olur ve bu durumda “ze” harfinin esreli okunması da câiz değildir.