Zulmedenleri korkunç bir ses yakaladı. Öyle ki yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.
Diyanet Vakfı
Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Kurtubi Tefsiri
O zulmedenleri ise korkunç bir ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
“O zulmedenleri ise korkunç bir ses yakaladı.” Yani dördüncü günde onlara korkunç bir ses geldi ve hepsi öldüler. Burada
“yakaladı” fiilinin müzekker geliş sebebi
“korkunç ses” anlamına gelen; şeklindeki müennes ismin de, onun müzekkeri olan:in aynı şey oluşlarından dolayıdır.
Bu korkunç sesin Hazret-i Cebrâîl’in sayhası olduğu söylendiği gibi, şöyle de açıklanmıştır: İçinde her türlü yıldırımı taşıyan semadan gelen korkunç bir ses ile yerde sesi olan her şeyin gelip onları yakaladı ve korkudan ödleri kopup öldüler.
Yüce Allah burada
“o zulmedenleri ise korkunç bir ses yakaladı” diye buyururken el-A’raf Sûresinde;
“Şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi.” (el-A’raf, 7/78) diye buyurulmaktadır. Buna dair açıklamalar orada geçmiş bulunuyor. Tefsir(e dair rivâyetler)de açıklandığına göre; Hazret-i Salih’in kavmi azâbın geleceğine kesin olarak inandıklarında: Bu azâb size ansızın gelecek olursa, ne yapacaksınız, ne duruyorsunuz? diyenlere: Peki ne yapalım? dediler. Sonunda kılıçlarını, mızraklarını diğer Savaş araçlarını aldılar. Denildiğine göre onikibin kabile idiler. Herbir kabilede de onikibîn Savaşçı vardı. Dağ ve 71 ulardaki yolların ağızlarında azâb ile karşılaşacakları zannıyla durdular. Yüce Allah güneş ile görevli meleğe, güneşin sıcağı ile onları azaplandırmasını vahyetti. Güneşi başlarına oldukça yakınlaştırdı ve elleri kızardı, dilleri susuzluktan dolayı göğüslerine kadar sarktı. Beraberlerindeki bütün hayvanlar Öldü. Su kaynadığından dolayı pınarlarından coşarak taşmaya ve göğe doğru yükselmeye başladı. O su aşırı sıcak olduğundan dolayı neye değiyorsa onu helâk ediyordu. Bu halde devam edip durdular. Yüce Allah ölüm meleğine de güneş batıncaya kadar onları azablandırmak için ruhlarını kabzetmemesi emrini verdi. Nihayet onlara gelen çığlık ile helâk edildiler
“da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.” Yüzleri üstü düştüler, yere düşen kuş gibi toprağa yapıştılar.