"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hud 43

Dedi: “Ben sığınacağım bir dağa. O beni sudan korur.” Dedi: “Bugün Allah’ın emrinden koruyacak yoktur, merhamet ettiği hariç.” Ve ikisi arasına dalga girdi, böylece boğulanlardan oldu.

Diyanet Vakfı
Oğlu: Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım, dedi. (Nuh): «Bugün Allahın emrinden (azabından), merhamet sahibi Allahtan başka koruyacak kimse yoktur» dedi. Aralarına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.

Kurtubi Tefsiri
O dedi ki: “Ben, beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım.” Dedi ki: “Bugün -rahmet ettiği kimselerden başka- Allah’ın emrinden kurtaracak hiçbir koruyucu yoktur.” Derken ikisinin arasına dalgalar girdi. Böylelikle o, suda boğulanlardan oldu.

“O dedi ki Ben beni sudan koruyacak” ve boğulmamı önleyecek, engelleyecek

“bir dağa sığınırım.” Oraya gider ve orada yerimi alırım.

“Dedi ki: Bugün -rahmet ettiği kimselerden başka- Allah’ın emrinden kurtaracak hiçbir koruyucu” Allah’ın azabını önleyecek hiçbir engelleyici

“yoktur.” Çünkü bugün azâbın, kâfirlere hak olduğu bir gündür.

“Koruyucu” kelimesi ondan önceki “lâ” edatının tebrie (cinsi nefy) için gelmesi dolayısıyla nasbedilmiştir. Bununla birlikte; “Yoktur” anlamında olması da mümkündür.

“Rahmet ettiği kimselerden başka” ifadesi de birinci türden olmayan (munkatı) bir istisna olarak nasb mahallindedir, Allah’ın rahmetine mazhar kıldığı kimseyi Allah korur, demek olur. Bu açıklamayı ez-Zeccâc yapmıştır. Bununla birlikte; “Koruyucumun, “Korunmuş anlamında olması suretiyle ref mahallinde olması da mümkündür. Nitekim;

“Atılıp, dökülen bir su” (et-Târık, 86/6) âyetinde olduğu gibi, kelime ismi fail olmakla birlikte, ism-i mef’ûl anlamındadır. Buna göre ise istisna muttasıl olur. Şairin şu beyitinde olduğu gibi:

“Yerinden kalkması zor, sözü de anlaşılmıyor.

Bununla birlikte kalbim ona meyledicidir.”

Burada da “fâtin (meyledici)”, ism-i mef’ûl olarak “meftun (meyletmiş)” anlamındadır. Bir başka şair de şöyle demektedir;

“Sen yüksek ahlâki değerlere ulaşmaktan vazgeç. Onları elde etmek için

Yerinden kalkma(na gerek yoktur) otur, çünkü sen yedir(il)en ve giydir(il)ensin.”

Görüldüğü gibi burada da (ism-i mef’ûl anlamında) yedirilen ve giydirilensin demektir.

en-Nehhâs der ki: Bu hususta yapılan en güzel açıklamalardan birisi de; Kimse,” kelimesinin: Bugün Allah’ın emrinden ancak rahmet edici, yani Allah koruyabilir, başka kimse koruyamaz, anlamında ref mahallinde olmasıdır. Taberî’nin tercih ettiği görüş de budur. Bunun güzel görünme sebebi ise, buradaki “koruyucu” kelimesinin “korunan” anlamında (ism-i mef’ûl) kabul edilmeyip aslî babından başka bir baba nakledilmeyişidir. Aynı şekilde; “Başka” anlamındaki istisna edatının da; “Ama, lakin” anlamına nakledilmeyişidir.

“Derken İkisinin” yani Hazret-i Nûh ile oğlunun

“arasına dalgalar girdi. Böylelikle o, suda boğulanlardan oldu.” Denildiğine göre oğlu bir ata binmiş ve bundan dolayı bayağı böbürlenmiş idi. Suyun yaklaşmakta olduğunu görünce, bu sefer; Babacığım! Tandır kaynayıp coştu demiş, babası da kendisine: “Oğlum gel, bizimle birlikte sen de bin” demiş, fakat daha cevabı tamamlanmadan, gelen büyük bir daiga oğlunu atıyla birlikte içine alıvermiş, böylelikle Hazret-i Nûh ile oğlu arasına dalga girdikten sonra oğlu da boğulup gitmişti.

Yine denildiğine göre o, kendisi için suya karşı korunmak üzere camdan bir oda yapmıştı. Tandır kaynayınca, bu odasının içine girib içerden üzerine kilitlemiş idi. O odası içerisinde büyük ve küçük abdestîni bunlarla boğuluncaya kadar yapıp, durdu. Ancak âyet-i kerîmenin lâfzından anlaşıldığı kadarıyla boğulması gelen dalga ile olmuştur.

Sığındığı dağın Turu Sina olduğu söylenmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hud-42/,https://kutsalayet.de/hud-44/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız