Gemi, onları dağlar gibi dalgalar arasında götürüyordu. Nuh, oğluna seslendi. O, uzak bir yerdeydi. Dedi: “Ey oğlum! Bizimle birlikte bin. Kâfirlerle birlikte olma.”
Diyanet Vakfı
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma! diye seslendi.
Kurtubi Tefsiri
O içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasından akıp giderken, Nûh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna seslendi: “Oğlum, gel bizimle birlikte sen de bin. Kâfirlerle beraber olma!”
“O İçindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasından akıp giderken”,âyetindeki;
“Dalgalar” kelimesi; in çoğuludur. Dalga; şiddetli rüzgarın esmesi esnasında yükselen suyun bir bölümüne denilir. Âyetteki “kef” harfi benzetme edatıdır. Bu edat da “dalgalar”ın sıfatı olarak cer mahallindedir. Tefsirlerde nakledildiğine göre su, herbir şeyin üzerinden onbeş zira yükselmiş idi.
“Nûh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna seslendi.” Denildiğine göre oğlunun ismi Kenan olup, kâfir idi. Admın Yâm olduğu da söylenmiştir.
Sîbeveyh’in görüşüne göre
“Nûh… oğluna seslendi” anlamındaki âyette yer alan; Oğluna” kelimesinden (sonraki zamirinde yazılmayıp med olarak okunan) “vav” hazfedilebilir. Sîbeveyh buna Örnek olmak üzere de şu mısraı kaydeder:
“O avamca şiir söyleyip söylediği bu şiir develere
şarkı söyleyenin sesini andıran gibidir.”
“Nûh … olan oğluna seslendi şeklindeki kıraat ise şâz bir kıraattir, bununla birlikte bu Ali b. Ebî Tâlib den ve Urve b. ez-Zübeyr’den de rivâyet edilmiştir. Ebû Hatim ise bu kıraatin. O kadının oğlu, kasdı ile câiz olacağını ve tıpkı; “O erkeğin oğiu” derken “vav” halledildiği gibi, bundan da “elifin hazfedildiğini iddia etmiştir.
en-Nehhâs ise der ki: Ebû Hâdm’in bu açıklaması, Sîbeveyh’in görüşüne göre câiz değildir. Çünkü “elif” söylenişi hafif bir harf olduğundan hazfedilmesi câiz olmaz, “vav”ın ise sakil (ağır) olduğundan hazli caizdir.
“Ayrı bir yere çekilmiş olan” yani babasının dininden uzak bulunan, bir açıklamaya göre gemiden uzakta olan. Diğer bir açıklamaya göre; Nûh (aleyhisselâm) oğlunun kâfir olduğunu bilmiyordu, mü’min olduğunu zannederek onu çağırmış ve bundan dolayı ona:
“Kâfirlerle beraber olma” demişti -ki ileride gelecektir,- Hazret-i Nûh’un bu seslenişi, kavminin suda boğulacaklarına inanmalarından ve artık kurtuluştan ümitlerinin kesildiğini görmelerinden önce olmuştu. Tandırdan suyun ilk kaynadığı ve Hazret-i Nûh’un tufan alâmetim ilk gördüğü sırada olmuştu.
Âsım: ” Oğlum gel, bizimle birlikte sen de bin” âyetinde ki “ya” harfini üstün, diğerleri ise esreli okumuştur, “Ey oğulcağızım” kelimesinin aslında üç “ya”lı olması gerekiyor. Birisi küçültme “ya”sı, diğeri fiilin aslındaki “ya” diğeri de izafet “ya”sı. Küçültme “ya”sı lâm el-fiil’in (son harfin) “ya”sına idğam edildikten sonra izafet “ya”sından ötürü de lâm el-fiil esreli gelmiş ve tenvin mahallinde olduğundan, “ya” da burada hem kendisinin, hem de ondan sonraki kelimenin “ra” harfinin sakin oluşundan dolayı hazfedilmiştir. İşte “ya” harfini esreli okuyanların kıraatinin asıl şekli budur. Fethah okuyanların kıraatinin aslı da budur. Çünkü bu şekilde okuyanlar izafet için kullanılan ‘ya” harfini, “elifin söylenişinin hafifliği dolayısıyla “elife kalb etmişler. Bundan sonra da hazfedilen harfin yerine geldiği için “ya” da hem kendisinin hem de ondan sonraki “ra” harfinin sakin oluşundan ötürü “elif” hazfedilmiştir.
en-Nehhâs der ki: Âsım’ın kıraati, açıklanması zor bir kıraattir, Ebû Hatim de der ki: O bununla; “Ey oğulcağızım,” şeklindeki kıraati ve ondan sonraki (sondaki “lıe” harfinin) hazfini kastetmektedir. Yine en-Nehhâs der ki: Ben Ali b. Süleyman’ın böyle bir kıraatin câiz olmadığı görüşünde olduğunu gördüm. Çünkü “elif hafif bir harftir. Ebû Ca’fer en-Nehhâs der ki: Ben nahivcilerden bu şekildeki bir telaffuzu Ebû İshak’ın dışında câiz gören bir kimse olduğunu bilmiyorum. Çünkü o iki cihetten üstün, iki cihetten de esreli okunabileceğini ileri sürmüştür. Üstün okuyuş “elifin “ya” harfine bedel gelişine göredir. Nitekim yüce Allah, şöyle söyleneceğini bize haber vermektedir: ” Eyvah bana…” (el-Furkan, 25/28) Şair de bu şekilde kullanmıştır:
“Onun sırtına vurulan yükten hayret doğrusu.”
(Ebû İshak) bununla; söyleyişini kastetmektedir. Bundan sonra ise iki sakinin arka arkaya gelişinden dolayı, “elif” hazfedilmiştir. Nitekim lesniye olarak; “iki Abdullah bana geldi” demek de bu kabildendir. İkinci açıklama şekli ise, nida hazf mahalli olduğundan dolayı ‘”elifin hazfedildiği şeklindeki açıklamadır.
Esreli okuyuşa gelince, nida dolayısıyla sondaki “ya” harfi hazfedilir. İkinci açıklaması da iki sakinin arka arkaya gelişinden dolayı, son “ya” harfinin hazfedilişi şeklindedir.