Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden çevireceğim. Onlar her ayeti görseler ona inanmazlar; doğru yolunu görseler onu yol edinmezler, azgınlık yolunu görseler onu yol edinirler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları sebebiyledir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Se asrifu an ayatiyellezine yetekebberune fil ardı bi gayril hakk (yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım) ve in yerav kulle ayetin la yuminu biha (her ayeti görseler de ona inanmazlar) ve in yerav sebiler ruşdi la yettehizuhu sebilen (doğru yolu görseler onu yol edinmezler) ve in yerav sebilel gayyi yettehizuhu sebilen (sapıklık yolunu görürlerse onu yol edinirler) zalike bi ennehum kezzebu bi ayatina (çünkü ayetlerimizi yalanladılar) ve kanu anha gafilin (ve onlardan gaflet içindeydiler)
Mukatil Tefsiri
Sonra Allah: Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım, dedi; yani yeryüzünde kibir ve büyüklükle günah işleyen Mısır halkını. Onları göklerin ve yerin yaratılışı ile ikisi arasındaki ayetler üzerinde düşünmekten uzaklaştıracağım: güneş, ay, yıldızlar, bulutlar, rüzgârlar, dağlar, gemiler, denizler, ağaçlar, meyveler ve her yıl çıkan bitkiler. Yani büyüklük taslayanlar bunlar üzerinde düşünmeyecekler ve bunlardan ibret almayacaklardır; burada kastedilen Mısır halkıdır.
Sonra onları kastederek şöyle dedi: Her ayeti görseler, yani bir defa eli, bir defa asayı, sonra tufanı, ardından çekirgeleri, biti, kurbağaları, kanı, kıtlık yıllarını ve ardından silinip yok edilme alametini görseler; her bir ayeti ayrı ayrı görmüş olmalarına rağmen iman etmezler, yani bunların Allah’tan geldiğini tasdik etmezler. Doğru yolu, yani hidayet yolunu görseler onu yol edinmezler; yani onu kendilerine din edinip ona uymazlar. Azgınlık yolunu, yani sapıklık yolunu görseler onu yol edinirler; yani onu din edinip ona uyarlar. Bu, ayetlerimizi, yani dokuz ayeti yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları, yani yüz çevirmeleri ve onlar üzerinde düşünmemeleri sebebiyledir.
Taberi Tefsiri
Tefsir ehli bunun anlamında ihtilaf etmiştir. Bazıları: Bunun anlamı, onlardan kitabı anlama yetisini çekip alacağım, demektir, demiştir.
Bunu söyleyenlerin zikri: Bize Ahmed b. Mansûr el-Mervezî rivayet etti; dedi ki: Bana Muhammed b. Abdullah b. Bekir rivayet etti; dedi ki: İbn Uyeyne’nin, Allah’ın “Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden çevireceğim” sözü hakkında şöyle dediğini işittim: Onlardan Kur’an’ı anlama yetisini çekip alacağım ve onları ayetlerimden çevireceğim.
İbn Uyeyne’nin bu açıklaması, bu sözün ona göre Allah tarafından, Musa’nın kavmine değil, Peygamberimizin gönderildiği Allah’ı inkâr edenlere yönelik bir tehdit olduğunu göstermektedir. Çünkü Kur’an Musa’ya değil, Peygamberimiz Muhammed’e indirilmiştir.
Başkaları ise bunun anlamının: Onları delillerden ibret almaktan çevireceğim, olduğunu söylemiştir.
Bunu söyleyenlerin zikri: Bize Kāsım rivayet etti; dedi ki: Bize Hüseyin rivayet etti; dedi ki: Bana Haccâc, İbn Cüreyc’den rivayet etti. İbn Cüreyc, “Ayetlerimden çevireceğim” sözü hakkında: Göklerin ve yerin yaratılışından ve onlardaki ayetlerden; onları bunlar üzerinde düşünüp ibret almaktan çevireceğim, dedi.
Bu husustaki görüşlerin doğruya en yakını şudur: Allah, ayetlerinden çevireceğini haber vermiştir. Bu ayetler, kullarına emrettiği ve onlara farz kıldığı; kendisini birleme, adaleti ve diğer farzları hususunda kendisine itaat etmelerinin hak olduğuna dair delilleri ve alametleridir. Gökler, yer ve yaratıklarından var olan her şey O’nun ayetlerindendir. Kur’an da O’nun ayetlerindendir.
Allah, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerinden çevireceğini genel olarak haber vermiştir. Bunlar, haklarında Allah’ın iman etmeyeceklerine dair sözü gerçekleşmiş olan kimselerdir. Bu sebeple onlar, O’nun bütün ayetlerini anlamaktan, onlardan ibret ve öğüt almaktan çevrilmişlerdir. Çünkü bunlardan bir kısmını anlamaya muvaffak kılınsalar ve onlardan ibret almaya yöneltilselerdi öğüt alır ve hakka dönerlerdi. Oysa bu onlardan meydana gelmeyecektir. Çünkü Yüce Allah: “Her ayeti görseler ona inanmazlar” buyurmuştur. Allah’ın sözlerinde değişiklik yoktur.
“Onlar her ayeti görseler ona inanmazlar; doğru yolunu görseler onu yol edinmezler, azgınlık yolunu görseler onu yol edinirler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları sebebiyledir” sözünün açıklamasına gelince:
Yüce Allah buyuruyor ki: Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayan bu kimseler görseler… Onların yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamaları; orada zorbalık etmeleri, Allah’a ve Resulüne iman etmekten, O’nun emir ve yasağına boyun eğmekten kibirlenmeleridir. Hâlbuki onlar Allah’ın kullarıdır; Allah onları nimetiyle beslemekte ve sabah akşam rızkını üzerlerine göndermektedir.
“Her ayeti”; yani Allah’ın birliğine ve rabliğine dair her delilini ve ibadetin başkasına değil, yalnızca O’na hâlis kılınması gerektiğine dair her kanıtı.
“Ona inanmazlar”; yani o ayetin, delil olduğu hususa gerçekten delalet ettiğini tasdik etmezler; aksine: Bu bir sihir ve yalandır, derler.
“Doğru yolunu görseler onu yol edinmezler”; yani vasıflarını açıkladığımız bu kimseler, kendisine girdikleri takdirde helâkten ve yok oluştan kurtulacakları ve ebedî nimete ulaşacakları hidayet ve doğruluk yolunu görseler, cehaletleri ve şaşkınlıkları sebebiyle o yola girmez ve onu kendilerine yol edinmezler.
“Azgınlık yolunu görseler”; yani kendisine girdiklerinde sapıp helâk olacakları yok oluş yolunu görseler. “Azgınlık” kelimesinin anlamını daha önce tekrarına ihtiyaç bırakmayacak şekilde açıklamıştık.
“Onu yol edinirler”; yani Allah’ın onları ayetlerinden çevirmesi ve kalplerini mühürlemesi sebebiyle o yola girer ve onu kendilerine yol edinirler. Bu sebeple kurtuluşa ve başarıya eremezler.
“Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları sebebiyledir.” Yüce Allah buyuruyor ki: Ayetlerimizi akledip anlamaktan, onlardan ibret ve öğüt alarak bize dönmekten onları çevirdik. Bu, ayetlerimizi yalanlamalarına karşı kendilerine verdiğimiz bir cezadır.
“Ve onlardan gafil olmaları”; yani ayetlerimizden ve kendilerine emredip yasakladığımız şeylerin hak olduğuna şahitlik eden delillerimizden gafildiler; onlar üzerinde düşünmüyor, onlardan habersiz kalıyor ve onlardan ibret almıyorlardı. Böylece Rabbimizin sözü haklarında gerçekleşti ve helâk oldular.
Kıraat âlimleri “doğru yol” ifadesindeki “rüşd” kelimesinin okunuşunda ihtilaf etmişlerdir. Medine kıraat âlimlerinin geneli, Mekkelilerin bir kısmı ve Basralıların bir kısmı bunu râ harfini ötreli, şîn harfini sakin okuyarak “rüşd” şeklinde okumuştur. Kûfe kıraat âlimlerinin geneli ve Mekkelilerin bir kısmı ise râ ve şîn harflerini üstün okuyarak “raşed” şeklinde okumuştur.
Arap dilini bilenler, râ harfi ötreli ve şîn sakin olduğunda bunun anlamıyla, her ikisi de üstün olduğunda anlamının ne olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir.
Ebû Amr b. Alâ’dan, râ harfi ötreli ve şîn sakin olduğunda bunun anlamının “iyilik ve düzgünlük” olduğunu söylediği nakledilmiştir. Nitekim Allah: “Eğer onlarda bir olgunluk görürseniz…” (Nisâ 6) buyurmuştur; yani bir düzgünlük görürseniz. Ebû Amr da kelimeyi bu şekilde okuyordu.
Râ ve şîn harflerinin ikisi de üstün okunduğunda ise anlamı dinde doğru yol üzere olmaktır. Nitekim Yüce Allah: “Sana öğretilenden bana da bir doğruluk öğretmen için…” (Kehf 66) buyurmuştur; yani dinde istikamet ve doğruluk.
Kisâî ise şöyle demiştir: Bunların ikisi de aynı anlamdaki iki söyleyiştir; “sukm” ve “sekam”, “huzn” ve “hazen” kelimeleri gibi. “Rüşd” ve “raşed” de böyledir.
Bana göre bu husustaki doğru görüş şudur: Bunlar, şehirlerin kıraatlerinde her ikisiyle de yaygın olarak okunan ve anlamları birbiriyle aynı olan iki kıraattir. Dolayısıyla okuyucu bunlardan hangisiyle okursa doğru okumuş olur.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…