"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Enam 6

Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Onlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiş, üzerlerine göğü bol bol yağmur yağdırır halde göndermiş ve altlarından ırmaklar akıtmıştık. Sonra günahları sebebiyle onları helak ettik ve onların ardından başka nesiller meydana getirdik.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
E lem yerav (görmediler mi) kem ehlekna (nice helak ettik) min kablihim (onlardan önce) min karnin (nesillerden) mekkennahum (onlara yer vermiştik) fil ardı (yeryüzünde) ma lem numekkin lekum (size vermediğimiz şekilde) ve erselnes semae (ve göğü gönderdik) aleyhim (üzerlerine) midraren (bol yağmurlu) ve cealnel enhare (ve nehirler kıldık) tecri (akan) min tahtihim (altlarından) fe ehleknahum (sonra onları helak ettik) bi zunubihim (günahları sebebiyle) ve enşe’na (ve meydana getirdik) min ba’dihim (onlardan sonra) karnen aharin (başka nesiller)

Mukatil Tefsiri
Yüce Allah, Mekke kâfirlerini ibret almaya çağırmaktadır. Kendilerinden önce yaşamış nice ümmetler, Mekkelilere verilmeyen geniş imkânlara, bolluğa ve güçlü bir hâkimiyete sahip olmuşlardı. Onlara ardı ardına bol yağmurlar gönderilmiş, altlarından ırmaklar akıtılmıştı. Buna rağmen peygamberlerini yalanlamaları sebebiyle Allah onları azapla helâk etti. Ardından da onların yerine başka topluluklar yarattı.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah, peygamberi Muhammed’e şöyle buyurmaktadır: Ayetlerimi yalanlayan ve senin peygamberliğini inkâr eden bu kimseler, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimi görmediler mi? Bunlar, kendilerine ülkelerde ve yeryüzünde onların sahip olmadıkları geniş imkânları sağladığım ve kendilerine vermediğim şeyleri verdiğim ümmetlerdi. Nitekim Hasan b. Yahyâ bize rivayet etti, dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi, dedi ki: Ma‘mer, Katâde’den Onlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiştik sözü hakkında şöyle rivayet etti: Onlara size vermediğimiz şeyleri verdik, demektir. Ebû Ca‘fer dedi ki: Üzerlerine yağmur yağdırdım, bunun sonucunda ağaçlar onlar için meyvelerini çıkardı, yeryüzü onlara bitkilerinin ürünlerini verdi, dağlarının kayalarını oydular, gökyüzü üzerlerine bol bol yağmurlarını akıttı ve benim iznimle altlarından su kaynakları pınarlar halinde fışkırdı. Buna rağmen Rablerinin nimetini küçümsediler, kendilerini yaratanın elçisine isyan ettiler, kendilerini var edenin emrine karşı geldiler ve azgınlık ettiler; sonunda onlar hakkındaki sözüm gerçekleşti. Bunun üzerine işledikleri günahlar sebebiyle onları yakaladım, ellerinin kazandıkları yüzünden onları cezalandırdım; kimilerini sarsıntıyla, kimilerini korkunç bir sesle ve kimilerini de bunların dışında çeşitli azaplarla helak ettim. Üzerlerine göğü bol bol yağmur yağdırır halde göndermiştik sözündeki gökten maksat yağmurdur; bol bol yağdırır ifadesi ise bol ve sürekli yağan anlamındadır. Onların ardından başka nesiller meydana getirdik sözü de helak ettiğimiz bu kimselerden sonra başka nesiller meydana getirdik ve onların yerine başkalarını yeniden var ettik demektir. Şayet biri, Onlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiştik sözünün ifade biçimi nedir ve burada kime hitap edilmektedir; oysa ayetin başında Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi denilerek kendilerinden gaip olarak söz edilen bir topluluk hakkında haber verilmeye başlanmıştır, diye sorarsa şöyle cevap verilir: Size vermediğimiz imkânları vermiştik sözüyle hitap edilenler, Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi sözüyle kendilerinden haber verilen kimselerin kendileridir. Ancak bu haberin içinde söyleme anlamı bulunmaktadır ve mana şöyledir: Ey Muhammed! Hak kendilerine geldiğinde onu yalanlayan bu topluluğa de ki: Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Onlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiştik. Araplar, gaipte bulunan biri hakkında haber verirken bu haberin içine bir söz aktardıklarında bazen ifadeyi gaipten haber verme biçiminde, bazen de doğrudan hitap biçiminde kullanırlar. Mesela Abdullah’a, o ne kadar cömerttir, dedim denildiği gibi Abdullah’a, sen ne kadar cömertsin, dedim de denilir. Bazen ondan gaip olarak söz eder, ardından hitaba dönerler; bazen de doğrudan ona hitap eder, ardından tekrar gaipten haber verme biçimine dönerler. Bu kullanım onların sözlerinde ve şiirlerinde çokça yaygındır. Bunun bazı örneklerini daha önce, burada yeniden zikretmeye ihtiyaç bırakmayacak şekilde açıklamıştık. Basralı nahiv âlimlerinden biri de bu konuda şöyle derdi: Sanki Allah önce Peygamber’e haber vermiş, sonra onu da onlarla birlikte hitabın içine almıştır. Nitekim Siz gemide bulunduğunuz ve gemiler de onları güzel bir rüzgârla götürdüğü zaman ifadesinde de hitap devam ederken gaip lafzı kullanılmıştır; çünkü hitap edilen kimse de bu hitabın içindedir. (Yûnus 22)

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/enam-5/,https://kutsalayet.de/enam-7/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız