Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: Size temiz şeyler ve Allah’ın size öğrettiğinden öğreterek av için eğittiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttukları helal kılındı. Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin ve üzerine Allah’ın adını anın. Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Yes’eluneke (sana soruyorlar) maza (neyin) uhille (helal kılındığını) lehum (kendilerine) kul (de ki) uhille (helal kılındı) lekumut tayyibatu (size temiz şeyler) ve ma (ve şeyler ki) allemتم (öğrettiniz) minel cevarihi (avcı hayvanlardan) mukellibine (eğitilmiş olarak) tuallimunehunne (öğretiyorsunuz onlara) mimma (şeylerden ki) allemekumullahu (Allah size öğretti) fe kulu (o halde yiyin) mimma (şeylerden ki) emsekne (tuttukları) عليكم (sizin için) vezkurusmellahi (ve anın Allah’ın adını) aleyhi (onun üzerine) vettekullah (ve Allah’tan sakının) innallaha (şüphesiz Allah) seriul hisab (hesabı çabuk görendir)
Mukatil Tefsiri
“Sana kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar” buyruğu, av hakkında sorulan bir soruya cevap olarak nazil olmuştur. Muhlehil oğullarından Zeydü’l-Hayr ile Tay kabilesinden Adî b. Hâtim, Peygamber’e gelerek şöyle dediler: “Ey Allah’ın Resûlü! Âl-i Dır‘ ve Âl-i Huriyye’nin köpekleri ceylan, yaban sığırı ve yaban eşeği avlıyorlar. Bu avlardan bazılarına canlı iken yetişip kesebiliyoruz, bazıları ise ölüyor. Allah da leşi haram kılmıştır. O halde bize bunlardan hangileri helâldir?” Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi: “Sana kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar.”
“De ki: Size temiz ve hoş olan şeyler helâl kılındı” buyruğundaki “temiz ve hoş olan şeyler”, Allah’ın helâl kıldığı şeyler demektir. Buna, canlı iken yetişilip usulüne uygun olarak kesilen av hayvanları da dahildir.
Ardından Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “Av için eğittiğiniz avcı hayvanlar…” Burada kastedilen, avlanmak üzere eğitilmiş köpeklerdir. “Onlara Allah’ın size öğrettiğinden öğretiyorsunuz” buyruğu ise, onları Allah’ın size öğrettiği şekilde terbiye etmeniz anlamındadır. Allah size hayrı ve şerri tanımayı öğrettiği gibi, siz de av köpeklerinizi av konusunda eğitip terbiye edin. Böylece onlar da kendilerine öğretileni öğrenirler.
“Onların sizin için tuttuklarından yiyin” buyruğu, eğitilmiş köpeklerin sizin için yakalayıp alıkoyduğu avlardan yemeniz anlamındadır. “Onu salarken Allah’ın adını anın” buyruğu ise, av köpeğini avın peşine gönderirken Allah’ın adını zikretmeniz gerektiğini ifade eder.
“Allah’tan korkun” buyruğu, leş hükmündeki avları yemeyi helâl saymamanız gerektiğini bildirmektedir. Ancak eğitilmiş av köpeğinin yakaladığı ve şer‘î hükümlere uygun olan av bunun dışındadır. Daha sonra Allah Teâlâ onları uyararak şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah hesabı çok çabuk görendir.” Bu tehdit, zaruret hali dışında ölü av hayvanlarını yemeyi helâl sayan kimseler hakkındadır.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şunu kastetmektedir: Ey Muhammed! Arkadaşların sana yiyeceklerden ve yenilecek şeylerden kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. Onlara de ki: Bunlardan temiz şeyler size helal kılındı. Temiz şeyler, Rabbinizin size yemeye izin verdiği kesilmiş hayvanlardan helal olanlardır. Bununla birlikte size, eğittiğiniz avcı hayvanların avı da helal kılındı. Bunlar, yırtıcı hayvanlardan ve kuşlardan av kazanan hayvanlardır. Onlara “cevârih” denilmiştir; çünkü sahipleri için avı yaralar ve onlara avdan yiyecek kazandırırlar. “Filan kişi ailesi için hayır kazandı” anlamında “ceraha fulânun li-ehlihî hayran” denir. “Filan kişi ailesinin cârihasıdır” sözü de “onların kazananıdır” demektir. “Filan kadının cârihası yoktur” denildiğinde, onun kazananı yoktur anlamına gelir. A‘şâ b. Sa‘lebe’nin şu sözü de bundandır: “Damgası pişmiş yanak sahibi; kazanan kimseye kazandığı şeyi hatırlatır.” Yani kazanmış olduğu şeyi. Allah’ın “eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözünde “eğittiğiniz avcı hayvanların avı” ifadesindeki “av” kelimesi terk edilmiştir; çünkü zikredilen söz, zikri terk edilen şeye delalet etmektedir. Çünkü bize ulaştığına göre topluluk, Peygamber kendilerine köpekleri öldürmelerini emrettiği zaman, onlardan hangilerini beslemelerinin ve avlarının kendilerine helal olacağını Allah’ın elçisine sormuştu. Bunun üzerine Yüce Allah, onların bu konudaki soruları hakkında bu ayeti indirdi; daha önce beslenmesi haram kılınan köpeklerden av köpeklerini, sürü köpeklerini ve ekin köpeklerini istisna etti; av köpeklerini, sürü köpeklerini ve ekin köpeklerini edinmeyi emretti ve onlara bunları edinme izni verdi. Bununla ilgili haberin zikri şöyledir: Bize Ebû Küreyb rivayet etti, dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb el-Uklî rivayet etti, dedi ki: Bize Mûsâ b. Ubeyde rivayet etti, dedi ki: Bize Sâlih, Ka‘kâ‘ b. Hakîm’den, o Selmâ Ümmü Râfi‘den, o da Ebû Râfi‘den haber verdi; dedi ki: Cebrâil Peygamber’in yanına geldi ve huzuruna girmek için izin istedi. Ona izin verildi. Peygamber, “Sana izin verdik ey Allah’ın elçisi” dedi. Cebrâil şöyle dedi: Evet, fakat biz içinde köpek bulunan eve girmeyiz. Ebû Râfi‘ dedi ki: Bunun üzerine Peygamber bana Medine’deki her köpeği öldürmemi emretti. Ben de öldürdüm; nihayet yanında kendisine havlayan bir köpek bulunan bir kadına ulaştım. Kadına acıdığım için onu bıraktım. Sonra Allah’ın elçisine geldim ve ona haber verdim. Bana emretti, ben de o köpeğe dönüp onu öldürdüm. Bunun üzerine geldiler ve şöyle dediler: Ey Allah’ın elçisi! Öldürmemizi emrettiğin bu ümmetten bize ne helal olur? Ebû Râfi‘ dedi ki: Allah’ın elçisi sustu. Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi: “Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: Size temiz şeyler ve av için eğittiğiniz avcı hayvanların tuttukları helal kılındı.” Bize Kâsım rivayet etti, dedi ki: Bize Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bana Haccâc, İbn Cüreyc’den, o da İkrime’den rivayet etti: Peygamber, köpeklerin öldürülmesi için Ebû Râfi‘i gönderdi. O da Avâlî’ye ulaşıncaya kadar öldürdü. Bunun üzerine Âsım b. Adiyy, Sa‘d b. Hayseme ve Uveym b. Sâide içeri girdiler ve şöyle dediler: Ey Allah’ın elçisi! Bize ne helal kılındı? Bunun üzerine şu ayet indi: “Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: Size temiz şeyler ve av için eğittiğiniz avcı hayvanların tuttukları helal kılındı.” Bana Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize İshâk rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah b. Zübeyr rivayet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Ka‘b el-Kurazî’den rivayet ettiler; dedi ki: Peygamber köpeklerin öldürülmesini emredince, “Ey Allah’ın elçisi! Bu ümmetten bize ne helal olur?” dediler. Bunun üzerine şu ayet indi: “Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar…” ayeti.
Sonra tefsir ehli, Allah’ın “eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözüyle kastettiği avcı hayvanlar konusunda ihtilaf etmiştir. Bazıları şöyle demiştir: Bu, av öğretilip öğrenen her hayvandır; ister dört ayaklı yırtıcı olsun ister kuş. Bunu söyleyenlerin zikri şöyledir: Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Mübarek, İsmâil b. Müslim’den, o da Hasan’dan, “Av için eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözü hakkında rivayet etti; dedi ki: Öğretilip avlanan her şeydir; köpek, şahin, pars veya başkası olsun. Bize İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Fudayl, İsmâil b. Müslim’den, o da Hasan’dan rivayet etti: “Av için eğittiğiniz”; dedi ki: Öğretilip avlanan her şeydir; köpek, pars veya başkası olsun. Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Mübarek, Ma‘mer’den, o İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den pars avı hakkında rivayet etti; dedi ki: O avcı hayvanlardandır. Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize Hakkâm, Anbese’den, o Muhammed b. Abdurrahman’dan, o Kâsım b. Ebî Bezze’den, o da Mücâhid’den, “Av için eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözü hakkında rivayet etti; dedi ki: Kuşlar ve köpeklerdir. Bize İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Hâlid el-Ahmer, Haccâc’dan, o Atâ’dan, o Kâsım b. Ebî Bezze’den, o da Mücâhid’den bunun benzerini rivayet etti. Bize İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Uyeyne, Humeyd’den, o da Mücâhid’den rivayet etti: “Av için eğittiğiniz”; dedi ki: Köpeklerden ve kuşlardandır. Bize Muhammed b. Amr rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Âsım, Îsâ’dan, o İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den, Allah’ın “avcı hayvanlardan, eğitici olarak” sözü hakkında rivayet etti; dedi ki: Kuşlardan ve köpeklerden. Bize Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Huzeyfe rivayet etti, dedi ki: Bize Şibl, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den bunun benzerini rivayet etti. Bana Ya‘kûb b. İbrâhîm rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Uleyye rivayet etti, dedi ki: Bize Şu‘be rivayet etti; yine bize İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize babam, Şu‘be’den, o Heysem’den, o Talha b. Musarrif’ten rivayet etti; dedi ki: Hayseme b. Abdurrahman şöyle dedi: Sana şahin ve doğanın avcı hayvanlardan olduğunu açıklamıştım. Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Ca‘fer rivayet etti, dedi ki: Bize Şu‘be rivayet etti, dedi ki: Heysem’in Talha el-İyâmî’den, onun da Hayseme’den rivayet ettiğini işittim; dedi ki: Bana şahin, doğan ve köpeğin avcı hayvanlardan olduğu haber verildi. Bize İbn Beşşâr rivayet etti, dedi ki: Bize Abdurrahman rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah b. Ömer, Nâfi‘den, o da Ali b. Hüseyin’den rivayet etti; dedi ki: Doğan ve şahin avcı hayvanlardandır. Bize İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize Yahyâ b. Yemân, Şerîk’ten, o Câbir’den, o da Ebû Ca‘fer’den rivayet etti; dedi ki: Doğan ve şahin, eğitilmiş avcı hayvanlardandır. Bana Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah rivayet etti, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o da İbn Abbâs’tan, “av için eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözü hakkında rivayet etti; avcı hayvanlarla yırtıcı köpekleri, parsları, şahinleri ve benzerlerini kastetmektedir. Bize Hasan b. Yahyâ rivayet etti, dedi ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi, dedi ki: Bize Ma‘mer, İbn Tâvûs’tan, o da babasından, “av için eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözü hakkında haber verdi; dedi ki: Köpeklerden ve köpek dışındakilerden; şahinlerden, doğanlardan ve öğretilen buna benzer şeylerden.
Bana Muhammed b. Sa‘d rivayet etti, dedi ki: Bana babam rivayet etti, dedi ki: Bana amcam rivayet etti, dedi ki: Bana babam, babasından, o da İbn Abbâs’tan, “av için eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözü hakkında rivayet etti; avcı hayvanlar, eğitilmiş köpekler ve şahinlerdir. Bana Saîd b. Rebî‘ er-Râzî rivayet etti, dedi ki: Bize Süfyân, Amr b. Dînâr’dan rivayet etti; o Ubeyd b. Umeyr’i “avcı hayvanlardan, eğitici olarak” sözü hakkında şöyle derken işitmiştir: Köpekler ve kuşlardır. Başka kimseler ise şöyle demiştir: Yüce Allah’ın “av için eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözüyle kastettiği yalnızca köpeklerdir; başka yırtıcılar değildir. Bunu söyleyenlerin zikri şöyledir: Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Temîle rivayet etti, dedi ki: Bize Ubeyd, Dahhâk’tan rivayet etti: “Av için eğittiğiniz avcı hayvanlar”; dedi ki: Bunlar köpeklerdir. Bize Muhammed b. Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bize Ahmed b. Mufaddal rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den, “av için eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözü hakkında rivayet etti; dedi ki: Eğittiğiniz köpeklerin avı size helal kılındı, demektedir. Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Ebî Zâide rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Cüreyc, Nâfi‘den, o da İbn Ömer’den haber verdi; dedi ki: Kuşlardan ve doğanlardan avlanan şeye gelince, hangisine yetişirsen o senindir; yetişemezsen onu yeme. Ayetin tevilinde bu iki görüşten daha uygun olanı, kuşlardan ve yırtıcı hayvanlardan avlanan her şey avcı hayvanlardandır ve bunların tamamının avı, eğitimden sonra avladıkları zaman helaldir, diyenlerin görüşüdür. Çünkü Yüce Allah, “av için eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözüyle her avcı hayvanı genel olarak ifade etmiştir; onlardan hiçbirini özel olarak ayırmamıştır. Dolayısıyla Allah’ın nitelendirdiği sıfatı taşıyan her kuş ve her yırtıcı hayvanın avladığı şeyin yenmesi helaldir. Bu konuda söylediğimiz şeye benzer bir haber Peygamber’den de rivayet edilmiştir; ayette zikrettiğimiz delaletle birlikte bu da sözümüzün doğruluğuna delildir. O haber şudur: Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus, Mücâlid’den, o Şa‘bî’den, o da Adiyy b. Hâtim’den rivayet etti; dedi ki: Allah’ın elçisine doğan avını sordum. O şöyle buyurdu: Senin için tuttuğunu ye. Peygamber doğan avını mübah kılmış ve onu avcı hayvanlardan saymıştır. Bunda, Allah’ın “eğittiğiniz avcı hayvanlar” sözüyle yalnızca özel olarak öğrettiğimiz köpekleri kastettiğini, diğer avcı hayvanları kastetmediğini söyleyen kimsenin sözünün bozukluğuna açık bir delalet vardır. Eğer biri “eğitici olarak” sözünde, “avcı hayvanlar” sözünde zikredilen avcıların yalnızca köpekler olduğuna dair delil bulunduğunu zannederse, doğru olmayan bir şey zannetmiş olur. Çünkü ayetin anlamı şudur: De ki: Ey insanlar! Köpek sahibi kimseler hâline geldiğiniz durumda, temiz şeyler ve av için eğittiğiniz yırtıcı hayvanlar ile kuşların avı size helal kılındı. “Eğitici olarak” sözü, bazı zamanlarda köpeklerle değil başka hayvanlarla avlansa bile avcı kişinin sıfatıdır. Bu, bir kimsenin bir topluluğa hitap edip “Size temiz şeyler ve eğittiğiniz avcı hayvanların avı, köpek besleyen müminler olarak helal kılındı” demesine benzer. Bunu söyleyen kişinin, Yüce Allah’ın iman ehli oldukları durumda onlara temiz şeyleri ve ancak kendilerine bildirdiği şekilde avcı hayvanlarla avladıkları şeyleri helal kıldığını haber vermeyi kastettiği bilinir. Aynı şekilde “Size temiz şeyler ve av için eğittiğiniz avcı hayvanlar, eğitici olarak helal kılındı” sözü de bunun benzeridir. “Köpeklerle av eğitimi yapma”, av ister köpeklerle ister başkasıyla olsun, avcı kişi için kullanılan bir sıfattır; Yüce Allah’ın avdan yalnızca köpeklerin avladığını helal kıldığını bildirmesi değildir.
Yüce Allah’ın “Onlara Allah’ın size öğrettiğinden öğretiyorsunuz” sözünün tefsirine gelince: Yüce Allah’ın “onlara öğretiyorsunuz” sözüyle kastettiği şudur: Avcı hayvanları terbiye ediyor, Allah’ın size öğrettiğinden onlara sizin için av istemeyi öğretiyorsunuz. Bununla, Allah’ın sizi terbiye ettiği edep ve size öğrettiği ilim kastedilmiştir. Tefsir ehlinden bazıları, “Allah’ın size öğrettiğinden” sözünün anlamının “Allah’ın size öğrettiği gibi” olduğunu söylemiştir. Bunu söyleyenin zikri şöyledir: Bize Muhammed b. Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bize Ahmed b. Mufaddal rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den rivayet etti: “Onlara Allah’ın size öğrettiğinden öğretiyorsunuz”; yani Allah’ın size öğrettiği gibi onlara aramayı öğretiyorsunuz. Biz Arapların sözünde “min” edatının “kâf” anlamında kullanıldığını bilmiyoruz. Çünkü “min” onların sözünde “bir kısmı” anlamına girer; “kâf” ise benzetme anlamına gelir. Bir harf, ancak anlamları birbirine yaklaştığında başka bir harfin yerine konur. Anlamları farklı olduğunda, onların sözünde birinin diğerinin yerine konduğu görülmez. Allah’ın kitabı ve indirdiği vahiy ise, diliyle indirildiği kimselerin sözlerinden anlaşılabilir olanın ve fesahatte en ileri olanın dışına çıkmaktan daha çok uzak tutulması gereken sözdür. Bize Ebû Küreyb rivayet etti, dedi ki: Bize İsmâil b. Sabîh rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Hânî, Ebû Bişr’den rivayet etti, dedi ki: Bize Âmir rivayet etti: Adiyy b. Hâtim et-Tâî şöyle dedi: Bir adam Allah’ın elçisine köpeklerin avını sormak için geldi. Peygamber ona ne diyeceğini bilemedi; sonunda şu ayet indi: “Onlara Allah’ın size öğrettiğinden öğretiyorsunuz.” Denildi ki: Tefsir ehli bu konuda ihtilaf etmiştir. Bazıları şöyle demiştir: Bu, sahibinin gönderdiği zaman avı istemesi için kışkırtılması, onu yakaladığı zaman sahibi için tutması ve ondan yememesi, çağırdığı zaman sahibine karşılık vermesi, sahibi onu almak istediğinde ondan kaçmamasıdır. Bu hâl ondan defalarca peş peşe meydana gelirse, o eğitilmiş olur. Bu, Hicaz ehlinden bir topluluğun ve Irak ehlinden bazılarının sözüdür. Bunu söyleyenlerin zikri şöyledir: Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû İsâm rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Cüreyc haber verdi, dedi ki: Atâ şöyle dedi: Avcının, eğitilip tutmayı ve avlanmayı öğrenmeden önce öldürdüğü her şey leştir. Onun öldürmesi, eğitilinceye, tutuncaya ve avlayıncaya kadar kesim sayılmaz. Bu olduktan sonra öldürürse, onun öldürmesi kesimidir. Bana Muhammed b. Sa‘d rivayet etti, dedi ki: Bana babam rivayet etti, dedi ki: Bana amcam rivayet etti, dedi ki: Bana babam, babasından, o da İbn Abbâs’tan rivayet etti; dedi ki: Köpeklerden eğitilmiş olan, avını tutup sahibi gelinceye kadar ondan yemeyendir. Eğer sahibi ona yetişip kesmeden önce avından yerse, o avdan yemesin. Bize Ebû Küreyb rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Uyeyne, Amr’dan, o Tâvûs’tan, o da İbn Abbâs’tan rivayet etti; dedi ki: Köpek yerse sen yeme; çünkü onu ancak kendisi için tutmuştur.
Bize Ebû Küreyb ve Ya‘kûb b. İbrâhîm rivayet ettiler, dediler ki: Bize İsmâil b. İbrâhîm rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Muallâ, Saîd b. Cübeyr’den rivayet etti; dedi ki: İbn Abbâs şöyle dedi: Bir adam köpeği gönderir de köpek avından yerse, onu bozmuş olur; her ne kadar onu gönderirken Allah’ın adını anmış olsa da. İbn Abbâs, onun ancak kendisi için tuttuğunu söylemiştir. Allah şöyle buyurmaktadır: “Avcı hayvanlardan, eğitici olarak, onlara Allah’ın size öğrettiğinden öğretiyorsunuz.” İbn Abbâs, sahibinden önce avından yerse onun eğitilmiş olmadığını, bu huyu bırakıncaya kadar dövülmesi ve eğitilmesi gerektiğini söylemiştir. Bize Ebû Küreyb rivayet etti, dedi ki: Bize Ma‘mer er-Rakkî, Haccâc’dan, o Atâ’dan, o da İbn Abbâs’tan rivayet etti; dedi ki: Köpek yakalar, öldürür ve yerse, o bir yırtıcı hayvandır. Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bana Abdüla‘lâ rivayet etti, dedi ki: Bize Dâvûd, Âmir’den, o da İbn Abbâs’tan rivayet etti; dedi ki: Ondan yeme; çünkü eğer eğitilmiş olsaydı ondan yemezdi ve senin öğrettiğini öğrenmemiş olurdu; onu ancak kendisi için tutmuş, senin için tutmamıştır. Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti, dedi ki: Bize Dâvûd, Şa‘bî’den, o da İbn Abbâs’tan bunun benzerini haber verdi. Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti, dedi ki: Bize Abdurrahman rivayet etti, dedi ki: Bize Süfyân, Hammâd’dan, o İbrâhîm’den, o da İbn Abbâs’tan rivayet etti; dedi ki: Köpekler yerse sen yeme. Bize İbn Beşşâr rivayet etti, dedi ki: Bize Abdurrahman rivayet etti, dedi ki: Bize Süfyân, Ebû İshâk’tan, o Şa‘bî’den, o da İbn Abbâs’tan bunun benzerini rivayet etti. Bize Humeyd b. Mes‘ade rivayet etti, dedi ki: Bize Bişr b. Mufaddal rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Avn rivayet etti; dedi ki: Âmir eş-Şa‘bî’ye dedim ki: Bir adam köpeğini gönderiyor, köpek de ondan yiyor; biz ondan yiyelim mi? Dedi ki: Hayır; öğrettiğin şeyi öğrenmemiştir. Bize Ebû Küreyb rivayet etti, dedi ki: Bize İbn İdrîs, Leys’ten, o Mücâhid’den, o da İbn Ömer’den rivayet etti; dedi ki: Köpek avından yerse onu döv; çünkü o eğitilmiş değildir. Bize Süvvâr b. Abdullah rivayet etti, dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, İbn Cüreyc’den, o İbn Tâvûs’tan, o da babasından rivayet etti; dedi ki: Köpek yerse o leştir; onu yeme. Bize Hasan b. Arafe rivayet etti, dedi ki: Bize Hüşeym, Ebû Bişr’den, o Saîd b. Cübeyr’den; ayrıca Seyyâr’dan, o Şa‘bî’den; ayrıca Muğîre’den, o İbrâhîm’den rivayet etti: Onlar köpek hakkında şöyle dediler: Avından yerse sen yeme; çünkü onu ancak kendisi için tutmuştur. Bize İbn Beşşâr rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Cüreyc haber verdi, dedi ki: Atâ şöyle dedi: Köpeği avdan yemiş hâlde bulursan, onu ölü bulduğun şey olarak bırak. Çünkü o, senin için av olarak tutmamıştır; o ancak bir yırtıcı hayvandır, eğitilmiş olsa bile kendisi için tutmuş, senin için tutmamıştır. Bize Muhammed b. Hasan rivayet etti, dedi ki: Bize Ahmed b. Mufaddal rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den bunun benzerini rivayet etti. Başka kimseler ise buna yakın bir söz söylemişler, fakat avcının köpeğinin eğitimi kabul ettiğini ve avının helal olan avcı hayvanlardan olduğunu bilmesine üç defa aynı şeyi yapmasını şart koşmuşlardır. Bu, Ebû Yûsuf ve Muhammed b. Hasan’dan aktarılan bir görüştür.
Bu görüşü söyleyenlerden başkaları ise şöyle demiştir: Avcının köpeği hakkında bunu bilmesi için, köpeğinin eğitim sayılan şeyi yapmasından başka bir sınır yoktur. Dediler ki: Bunu yaptığı zaman eğitilmiş olur ve avı helal olur. Bu da sonraki bazı âlimlerin görüşüdür. Bu görüşü söyleyenlerin bir kısmı, doğanın ve diğer avcı kuşların eğitimi ile köpeğin ve yırtıcı avcı hayvanların eğitimi arasında ayrım yapmış, şöyle demiştir: Doğanın avdan yediği şeyin yenmesi caizdir. Dediler ki: Doğanın eğitimi, kışkırtıldığında uçması, çağrıldığında gelmesi ve sahibi onu almak istediğinde ondan kaçmamasıdır. Dediler ki: Onun eğitim şartlarından biri avdan yememesi değildir. Bunu söyleyenlerin zikri şöyledir: Bize Hennâd b. Serî rivayet etti, dedi ki: Bize Hüşeym, Muğîre’den, o İbrâhîm’den; ayrıca Haccâc’dan, o da Atâ’dan rivayet etti; dedi ki: Doğan avında, ondan yemiş olsa bile sakınca yoktur. Bize Ebû Küreyb rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû İshâk eş-Şeybânî, Hammâd’dan, o İbrâhîm’den, o da İbn Abbâs’tan rivayet etti; o kuş hakkında şöyle dedi: Onu gönderdiğinde öldürürse ye. Çünkü köpek, dövdüğün zaman buna dönmez. Kuşun eğitimi ise sahibine dönmesidir; o dövülmez. Avdan yediğinde ve tüy yolduğunda yine ye. Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize Yahyâ b. Vâdıh rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Hamza, Câbir’den, o Şa‘bî’den rivayet etti; dedi ki: Doğan ve şahin köpek gibi değildir. Onları gönderdiğinde tutarlar, yerler; sonra çağırdığında sana gelirlerse ondan ye. Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Zübeyd, Mutarrif’ten, o Hammâd’dan rivayet etti; İbrâhîm dedi ki: Doğanın avını, ondan yemiş olsa bile ye. Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Vekî‘, Süfyân’dan, o Hammâd’dan, o İbrâhîm’den; ayrıca Câbir’den, o Şa‘bî’den rivayet etti; ikisi de dedi ki: Doğanın avından ye, yemiş olsa bile. Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize Cerîr, Muğîre’den, o Hammâd’dan, o da İbrâhîm’den rivayet etti: Doğan ve şahin avdan yerse yine ye; çünkü o eğitilemez. Bize İbn Beşşâr rivayet etti, dedi ki: Bize Abdurrahman rivayet etti, dedi ki: Bize Süfyân, Hammâd’dan, o da İbrâhîm’den rivayet etti; dedi ki: Doğanın yediği şeyde sakınca yoktur. Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Ca‘fer rivayet etti, dedi ki: Bize Şu‘be, Hammâd’dan rivayet etti; o doğan hakkında şöyle dedi: Ondan yerse yine ye. Başka kimseler ise şöyle demiştir: Kuşların, dört ayaklı hayvanların ve yırtıcıların eğitimi aynıdır; bunların hiçbir türü, diğer türlerin eğitilmiş sayıldığı şeylerle eğitilmiş olmadıkça eğitilmiş sayılmaz. Dediler ki: Avcı hayvan ne olursa olsun, bir avcı hayvanın avlayıp ondan yediği hiçbir avı yemek helal olmaz. Dediler ki: Onun avının helal olmasını sağlayan eğitim şartlarından biri de, avladığını sahibi için tutması ve ondan yememesidir. Bunu söyleyenlerin zikri şöyledir: Bize Hennâd ve Ebû Küreyb rivayet ettiler, dediler ki: Bize İbn Ebî Zâide rivayet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Sâlim, Âmir’den rivayet etti; dedi ki: Ali şöyle dedi: Doğan avından yerse sen yeme.
Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Ca‘fer, Şu‘be’den, o Mücâlid b. Saîd’den, o da Şa‘bî’den rivayet etti; dedi ki: Doğan ondan yerse sen yeme. Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Vekî‘, Süfyân’dan, o Sâlim’den, o da Saîd b. Cübeyr’den rivayet etti; dedi ki: Doğan yerse sen yeme. Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Vekî‘, Amr b. Velîd es-Sehmî’den rivayet etti; dedi ki: İkrime’yi şöyle derken işittim: Doğan yerse sen yeme. Bize İbn Beşşâr rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Cüreyc haber verdi, dedi ki: Atâ şöyle dedi: Köpek ve doğan hepsi birdir; avdan yediği şeyi yeme, ancak kesimine yetişirsen ve onu kesersen başka. Dedi ki: Atâ’ya, “Doğan tüyleri yolarsa?” dedim. O şöyle dedi: Yetiştiğin ve yemediği şeyi ye. Bunu birden çok defa söyledi. Başka kimseler ise şöyle demiştir: Hayvanlardan ve kuşlardan her avcı hayvanın eğitimi birdir. Dediler ki: Avının helal olmasını sağlayan eğitim, av üzerine kışkırtıldığında kışkırması, avı yakalaması ve sahibinin çağırdığında cevap vermesi yahut sahibi onu aldığı zaman ondan kaçmamasıdır. Dediler ki: Avcı hayvan bunu yaptığında eğitilmiş olur ve Allah’ın şu sözünde söylediği anlamın içine girer: “Av için eğittiğiniz avcı hayvanlar; onlara Allah’ın size öğrettiğinden öğretiyorsunuz. Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin.” Dediler ki: Bunun eğitim şartı, avdan yememesi değildir. Yine dediler ki: Nasıl olur da bu onun şartı sayılır? Oysa o, yemesiyle terbiye edilir. Bunu söyleyenlerin zikri şöyledir: Bize İbn Ebî Şevârib rivayet etti, dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey‘ rivayet etti, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den, o Saîd veya Sa‘d’dan, o da Selmân’dan rivayet etti; dedi ki: Köpeğini ava gönderir ve Allah’ın adını anarsan, o avın üçte ikisini yiyip üçte birini bıraksa bile, kalanı ye. Bize Humeyd b. Mes‘ade rivayet etti, dedi ki: Bize Bişr b. Mufaddal rivayet etti, dedi ki: Bize Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bana Kâsım b. Rebîa, kendisine rivayet eden birinden, o da Selmân’dan; ayrıca Bekr b. Abdullah, kendisine rivayet eden birinden, o da Selmân’dan rivayet etti: Köpek avı yakalayıp ondan yerse; dedi ki: Ye, üçte ikisini yemiş olsa bile; eğer onu sen göndermiş, Allah’ın adını anmış ve o da eğitilmişse. Bize İbn Beşşâr ve İbn Müsennâ rivayet ettiler, dediler ki: Bize Muhammed b. Ca‘fer rivayet etti, dedi ki: Bize Şu‘be rivayet etti, dedi ki: Katâde’nin Saîd b. Müseyyeb’den rivayet ettiğini işittim; dedi ki: Selmân şöyle dedi: Köpek avdan yerse bile, üçte ikisini yemiş olsa da ye. Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Vekî‘, Şu‘be’den, o Katâde’den, o Saîd b. Müseyyeb’den, o da Selmân’dan bunun benzerini rivayet etti. Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Ebî Adiyy ve Abdülazîz b. Abdüssamed, Şu‘be’den; yine bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Abde rivayet etti; hepsi Saîd’den, o Katâde’den, o Saîd b. Müseyyeb’den rivayet etti; dedi ki: Selmân şöyle dedi: Eğitilmiş köpeğini gönderir ve Allah’ın adını anarsan, o avın üçte birini yemiş olsa bile ye. Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Abde, Saîd’den, o Katâde’den, o Saîd’den, o da Selmân’dan bunun benzerini rivayet etti. Bize Mücâhid b. Mûsâ rivayet etti, dedi ki: Bize Yezîd, Bekr b. Abdullah el-Müzenî ve Kâsım’dan rivayet etti: Selmân şöyle dedi: Köpek yerse ye; üçte ikisini yemiş olsa bile.
Bana Ya‘kûb b. İbrâhîm rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Uleyye, Dâvûd b. Ebî Furât’tan, o Muhammed b. Zeyd’den, o da Saîd b. Müseyyeb’den rivayet etti; dedi ki: Selmân şöyle dedi: Eğitilmiş köpeğini veya doğanını gönderir, Allah’ın adını anarsan ve o avın yarısını veya üçte ikisini yerse, kalanını ye. Bana Yûnus b. Abdüla‘lâ rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana Mahreme b. Bükeyr, babasından, o Humeyd b. Mâlik b. Huseym ed-Düelî’den haber verdi: O, Sa‘d b. Ebî Vakkâs’a köpeğin ondan yediği avı sordu. Sa‘d dedi ki: Ondan yalnız bir parça kalsa bile ye; bununla bir et parçasını kastetti. Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bana Abdüssamed rivayet etti, dedi ki: Bize Şu‘be, Abdurabbih b. Saîd’den rivayet etti; dedi ki: Bekîr b. Eşec’in Sa‘d’dan rivayet ettiğini işittim; dedi ki: Üçte ikisini yemiş olsa bile ye. Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Saîd b. Rebî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize Şu‘be, Abdurabbih b. Saîd’den rivayet etti; dedi ki: Bekîr b. Eşec’in Saîd b. Müseyyeb’den rivayet ettiğini işittim. Şu‘be dedi ki: Ona, “Bunu Saîd’den işittin mi?” dedim. O, “Hayır” dedi. Dedi ki: Üçte ikisini yemiş olsa bile ye. Sonra Şu‘be, Sa‘d’dan rivayet ettiği hadiste şöyle dedi: Yarısını yemiş olsa bile ye. Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bana Abdüla‘lâ rivayet etti, dedi ki: Bize Dâvûd, Âmir’den, o da Ebû Hüreyre’den rivayet etti; dedi ki: Köpeğini gönderir de o ondan yerse, eğer üçte ikisini yemiş ve üçte biri kalmışsa ye. Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti, dedi ki: Bize Dâvûd b. Ebî Hind, Şa‘bî’den, o da Ebû Hüreyre’den bunun benzerini haber verdi. Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Muâviye, Dâvûd b. Ebî Hind’den, o Şa‘bî’den, o da Ebû Hüreyre’den bunun benzerini rivayet etti. Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bana Sâlim b. Nûh el-Attâr, Ömer’den, yani İbn Âmir’den, o Katâde’den, o Saîd b. Müseyyeb’den, o da Selmân’dan rivayet etti; dedi ki: Eğitilmiş köpeğini gönderir, o yakalar ve öldürürse, üçte ikisini yemiş olsa bile ye. Bize Muhammed b. Abdüla‘lâ rivayet etti, dedi ki: Bize Mu‘temir rivayet etti, dedi ki: Abdullah’ı işittim; yine bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Abde, Ubeydullah b. Ömer’den, o Nâfi‘den, o da Abdullah b. Ömer’den rivayet etti; dedi ki: Eğitilmiş köpeğini gönderir ve Allah’ın adını anarsan, senin için tuttuğu şeyi ye; yemiş olsun veya yememiş olsun. Bize İbn Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Abdülvehhâb rivayet etti, dedi ki: Bize Ubeydullah, Nâfi‘den, o da İbn Ömer’den bunun benzerini rivayet etti. Bize Yûnus rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana İbn Ebî Zi’b haber verdi: Nâfi‘ onlara rivayet etmiştir ki Abdullah b. Ömer, köpeğin öldürüp ondan yediği avın yenmesinde sakınca görmezdi. Bana Yûnus bunu bir başka defa rivayet etti ve şöyle dedi: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana Ubeydullah b. Ömer, İbn Ebî Zi’b ve birden fazla kişi rivayet etti; Nâfi‘ onlara Abdullah b. Ömer’den rivayet etti ve bunun benzerini zikretti. Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize Yahyâ b. Vâdıh rivayet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Ebî Zi’b, Nâfi‘den, o da İbn Ömer’den rivayet etti: O, yırtıcı köpeğin yediği şeyde sakınca görmezdi.
Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Vekî‘, İbn Ebî Zi’b’den, o Bekîr b. Abdullah b. Eşec’den, o Humeyd b. Abdullah’tan, o da Sa‘d’dan rivayet etti; dedi ki: “Bizim yırtıcı köpeklerimiz var, yerler ve bırakırlar” dedim. O şöyle dedi: Bir parçadan başka bir şey kalmasa bile ye. Bize Hennâd rivayet etti, dedi ki: Bize Kabîsa, Süfyân’dan, o İbn Ebî Zi’b’den, o Ya‘kûb b. Abdullah b. Eşec’den, o da Humeyd’den rivayet etti; dedi ki: Sa‘d’a sordum; bunun benzerini zikretti. Bu konuda bize göre Yüce Allah’ın “Onlara Allah’ın size öğrettiğinden öğretiyorsunuz” sözünün tevilinde doğruya en uygun görüş şudur: Allah’ın bu ayette avcı hayvanlar için zikrettiği eğitim, kişinin avcı hayvanına, av üzerine kışkırtıldığında kışkırmayı, teşvik edildiğinde avı istemeyi, avı yakaladığında ondan hiçbir şey yemeden sahibi için tutmayı, sahibi onu istediğinde kaçmamayı ve çağırdığında cevap vermeyi öğretmesidir. İşte kuşlarıyla ve dört ayaklılarıyla bütün avcı hayvanların eğitimi budur. Avcının avcı hayvanı avdan yerse, o avcı hayvan o zaman eğitilmiş değildir. Sahibi avı canlı olarak yetişir ve keserse, onu yemesi helal olur. Onu ölü olarak yetişirse, onun yemesi helal olmaz; çünkü o, Yüce Allah’ın “yırtıcı hayvanın yediği” sözüyle haram kıldığı ve kesimine yetişilemeyen şeydendir. Bunu bu konuda doğruya en uygun görüş olarak söylememizin sebebi, Allah’ın elçisinden gelen haberlerin bu yönde açıkça birbirini desteklemesidir. Nitekim: Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Mübarek, Âsım b. Süleyman el-Ahvel’den, o Şa‘bî’den, o da Adiyy b. Hâtim’den rivayet etti: O, Peygamber’e av hakkında sordu. Peygamber şöyle buyurdu: Köpeğini gönderdiğinde onun üzerine Allah’ın adını an. Eğer ona yetişirsen ve o onu öldürmüş, ondan da yemişse, ondan hiçbir şey yeme; çünkü onu ancak kendisi için tutmuştur. Bize Ebû Küreyb ve Ebû Hişâm er-Rifâî rivayet ettiler, dediler ki: Bize Muhammed b. Fudayl, Beyân b. Bişr’den, o Âmir’den, o da Adiyy b. Hâtim’den rivayet etti; dedi ki: Allah’ın elçisine sordum ve dedim ki: Biz bu köpeklerle avlanan bir topluluğuz. O şöyle buyurdu: Eğitilmiş köpeklerini gönderdiğinde ve üzerlerine Allah’ın adını andığında, senin için tuttukları şeyi ye; öldürmüş olsalar bile. Ancak köpek yerse, yeme; çünkü onun bunu kendisi için tutmuş olmasından korkarım. Eğer birisi şöyle derse: Bana İmrân b. Bekkâr el-Kelâî’nin rivayet ettiği şu haber hakkında ne dersin? O dedi ki: Bize Abdülazîz b. Mûsâ rivayet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Dînâr, Ebû İyâs’tan, o Saîd b. Müseyyeb’den, o Selmân el-Fârisî’den, o da Peygamber’den rivayet etti; Peygamber şöyle buyurdu: Bir adam köpeğini ava gönderir, sonra ona yetiştiğinde ondan yemiş olduğunu görürse, kalanını yesin. Denilir ki: Bu haberin isnadında değerlendirilmesi gereken bir durum vardır. Çünkü Saîd’in Selmân’dan işitmiş olduğu bilinmemektedir. Haber ehli olan güvenilir kimseler bu sözü Selmân üzerinde mevkuf olarak bırakır ve onu Peygamber’e yükseltmeden Selmân’ın kendi sözü olarak rivayet ederler.
Güvenilir hâfız râviler bir şeyi bir sıfatla peş peşe naklettiklerinde, hafıza bakımından onlar gibi olmayan tek bir kişi onlara aykırı rivayet ederse, sağlam toplulukların naklettiği şeyin sahih olması, onların hafızasına sahip olmayan tek kişinin naklinden daha önceliklidir. Köpek hakkındaki durum anlattığım gibi, yani avdan yediğinde eğitilmiş olmaması ise, her avcı hayvanın hükmü de böyledir: Avdan yiyen her avcı hayvan eğitilmiş değildir; avının yenmesi, ancak kesimine yetişilmesi hâlinde helal olur.
Yüce Allah’ın “Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin” sözünün tefsirine gelince: Allah’ın “Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin” sözüyle kastettiği şudur: Ey insanlar! Avcı hayvanlarınızın sizin için tuttuğu şeylerden yiyin. Tefsir ehli bunun anlamında ihtilaf etmiştir. Bazıları şöyle demiştir: Bu, Allah’ın genellediği gibi zahiri ve genel anlamı üzeredir. Yenmesi helal olan avdan, eğitilmiş köpeklerin ve avcı hayvanların bizim için tuttuğu her şeyin yenmesi helaldir; avcı hayvan ve köpek ondan yemiş olsun veya olmasın, kesimine yetişilip kesilmiş olsun veya avcı hayvanlar onu yaralayarak ya da yaralamadan öldürünceye kadar kesimine yetişilmemiş olsun. Bu, avının helal olmasını sağlayan avcı hayvan eğitiminin, av üzerine kışkırtıldığında kışkırmayı, onu istemeyi, yakalamayı ve sahibinden kaçmamayı öğrenmesi olduğunu; avladığında avından yemeyi terk etmesinin şart olmadığını söyleyenlerin görüşüdür. Bu görüşü söyleyenlerin sözlerini ve onlardan gelen rivayetleri isnatlarıyla daha önce zikretmiştik. Başka kimseler ise şöyle demiştir: Bilakis bu, genel değil özel anlamdadır. Dediler ki: Bunun anlamı, avdan tamamını sizin için tutan şeylerden yiyin, bir kısmını tutandan değil. Dediler ki: Eğer avcı hayvanlar ondan bir kısmını yer ve bir kısmını tutarsa, tuttukları kısmın yenmesi caiz değildir; çünkü ondan bir kısmını yemiş olduklarında, o avdan tuttuklarını bizim için değil, kendileri için tutmuşlardır. Yüce Allah ise bize ancak eğitilmiş avcı hayvanlarımızın bizim için tuttuğu şeyleri, “Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin” sözüyle mübah kılmıştır; kendileri için tuttuklarını değil. Bu, avının helal olmasını sağlayan avcı hayvan eğitiminin, av için kışkırtıldığında kışkırması, onu arayıp yakalaması, sahibi için tutması ve ondan hiçbir şey yememesi, sahibinden kaçmaması olduğunu söyleyenlerin görüşüdür. Bunu söyleyenlerden çok sayıda kimseyi daha önce zikrettik; burada onlardan başka bir grubu da zikredeceğiz. Bize Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah rivayet etti, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o da İbn Abbâs’tan, “Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin” sözü hakkında rivayet etti; dedi ki: Öldürdüklerinden yiyin. Ali dedi ki: İbn Abbâs şöyle derdi: Eğer öldürür ve yerse, yeme; eğer tutar da onu canlı olarak yetişirsen kes. Bana Muhammed b. Sa‘d rivayet etti, dedi ki: Bana babam rivayet etti, dedi ki: Bana amcam rivayet etti, dedi ki: Bana babam, babasından, o da İbn Abbâs’tan rivayet etti; dedi ki: Eğitilmiş köpek, sahibi ona gelip kesimine yetişmeden önce avından yerse, onun avından yemesin. Bize Muhammed b. Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bize Ahmed b. Mufaddal rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den rivayet etti: “Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin”; köpek avlar, onu tutar ve öldürür, ondan yemezse o helaldir. Eğer ondan yerse, “O bunu ancak kendisi için tuttu” denir; ondan hiçbir şey yeme, çünkü o eğitilmiş değildir.
Bize Bişr b. Muâz rivayet etti, dedi ki: Bize Yezîd rivayet etti, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den “Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar” sözünden “Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin ve üzerine Allah’ın adını anın” sözüne kadar rivayet etti; dedi ki: Eğitilmiş köpeğini, kuşunu veya okunu gönderir ve Allah’ın adını anarsan, o da yakalar veya öldürürse, ye. Bana Hüseyin’den rivayet edildi, dedi ki: Ebû Muâz’ı şöyle derken işittim: Bize Ubeyd b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Dahhâk’ı şöyle derken işittim: Eğitilmiş köpeğini gönderir ve gönderdiğin zaman Allah’ın adını anarsan, o tutar veya öldürürse helaldir. Ondan yerse onu yeme; çünkü onu ancak kendisi için tutmuştur. Bize Kâsım rivayet etti, dedi ki: Bize Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Muâviye, Âsım’dan, o Şa‘bî’den, o da Adiyy’den, “Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin” sözü hakkında rivayet etti; dedi ki: Ey Allah’ın elçisi! Benim arazim av arazisidir, dedim. O şöyle buyurdu: Köpeğini gönderip Allah’ın adını andığında, köpeğinin senin için tuttuğundan ye; öldürmüş olsa bile. Fakat yerse yeme; çünkü o bunu ancak kendisi için tutmuştur. Bu konuda iki görüşten doğruya daha uygun olanı daha önce açıklamıştık; bu yüzden onu tekrar etmeye gerek yoktur. Eğer birisi şöyle derse: Allah avcı hayvanlarımızın helal avını bize helal kıldığı hâlde, “Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin” sözünde “min” edatının girmesinin anlamı nedir? “Min” söze ancak girdiği şeyin bir kısmını ifade etmek için girer. Denir ki: Arap dili ehli, onun burada girmesinin anlamı konusunda ihtilaf etmiştir. Basra nahivcilerinden bazıları, “min”in burada bir anlam olmaksızın girdiğini söylemiştir; Arapların “yağmur oldu” ve “bir haber oldu” derken onu kullanmaları gibi. Dedi ki: Şu sözler de bundandır: “Günahlarınızdan bir kısmını örter” (Bakara 271) ve “Gökten, içinde dolu bulunan dağlardan indirir” (Nûr 43). Dedi ki: Bu, tefsir edildiğinde “gökten, içinde dolu bulunan dağlar indirir” anlamındadır. Dedi ki: Bazıları da şöyle demiştir: “Gökten, içinde dolu bulunan dağlardan indirir” yani gökten doludan indirir; dağları gökte doludan kılar ve indirmeyi onlardan kılar. Arap dili ehlinden başkası bunu inkâr eder ve şöyle derdi: “Min” ancak anlaşılır bir anlam için girer; söz onsuz caiz ve düzgün olmaz. Bu da onun parçalama bildirmesidir. O şöyle derdi: Onların “yağmur oldu” ve “haber oldu” sözlerinin anlamı, “Yanınızda yağmurdan bir yağmur oldu mu?” ve “Yanınızda haberden bir haber oldu mu?” demektir. “Günahlarınızdan bir kısmını örter” sözünün anlamı da, günahlarınızdan dilediği ve istediği şeyi örter, demektir (Bakara 271). “Gökten, içinde dolu bulunan dağlardan indirir” sözünde ise “doludan” ifadesindeki “min”in hazfedilmesini caiz görür, “dağlardan” ifadesindeki “min”in hazfedilmesini caiz görmezdi (Nûr 43). Bunun anlamını şöyle tevil ederdi: Gökten dolu dağları benzerleri indirir. Sonra “dolu” kelimesine “min” dahil edilmiştir; çünkü ona göre “dolu”, “benzerler”in açıklamasıdır; yani dağların benzerleri. Dağlar, benzerlerin yerine konmuştur; dağlar da dolu dağlarıdır. “Dağlar” kelimesinden “min”in hazfini caiz görmez; çünkü o, gökte dolunun kendisinden indirildiği şeyin dolu dağları benzerleri olduğuna delalet eder. “Dolu” kelimesinden “min”in hazfini ise caiz görür; çünkü “dolu”, benzerleri açıklayan kelimedir. Nitekim “yanımda iki rıtl zeytin yağı var” ve “yanımda iki rıtl zeytin yağından var” dersin. Aslında yanında rıtlın kendisi değil, miktar vardır; “min” açıklayıcı kelimeye girer ve ondan çıkabilir.
Aynı şekilde bu sözü söyleyene göre anlam, gökten dağ benzerlerinden indirmesidir; aslında dağ değildir. Dedi ki: Eğer gökteki dağlardan dolu dağları indirdiği kastedilmişse, sonra ikinci “dağlar” hazfedilmiş ve ilk “dağlar” gökte bırakılmışsa bu da caizdir. “Yemekten yedim” dersin; bununla “yemekten bir yemek yedim” demek istersin, sonra “yemek” kelimesini hazfedersin, fakat “min”i düşürmezsin. Bu konuda doğru söz şudur: “Min” söze ancak anlaşılır bir anlam için girer; bazı sözlerde, söz ona ihtiyaç duyduğu hâlde, görünen sözün ona delalet etmesi sebebiyle hazfedilmesi caiz olabilir. Fakat söze, girişiyle fayda verdiği bir anlam olmaksızın girmesi, sahih sözde caiz olmadığını daha önce açıkladığımız bir şeydir. “Artık onların sizin için tuttuklarından yiyin” sözünde “min”in girmesinin anlamı parçalama içindir. Çünkü avcı hayvanlar sahipleri için, Allah’ın etlerini helal, dışkısını ve kanını haram kıldığı şeyleri tutarlar. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: Avcı hayvanlarınızın sizin için tuttuğu şeylerden, size helal kıldığım temiz olan etlerinden yiyin; size temiz kılmadığım dışkı, kan ve bunlara benzer pis şeylerden haram kıldıklarımdan değil. İşte buradaki “min”in anlamı budur. “Günahlarınızdan bir kısmını örter” sözünde onun giriş yönünü daha önce açıklamıştık; tekrar etmeye gerek yoktur (Bakara 271). “Gökten dağlardan indirir” sözünde onun girişi ise, inşallah oraya geldiğimizde açıklayacağız (Nûr 43).
Yüce Allah’ın “Üzerine Allah’ın adını anın” sözünün tefsirine gelince: Yüce Allah “Allah’ın adını anın” sözüyle, avcı hayvanlarınızın sizin için tuttuğu av üzerine Allah’ın adını anmayı kastetmektedir. Nitekim: Bize Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah rivayet etti, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o da İbn Abbâs’tan, “Üzerine Allah’ın adını anın” sözü hakkında rivayet etti; dedi ki: Avcı hayvanlarını gönderdiğinde “bismillah” de; unutursan bir sakınca yoktur. Bize Muhammed rivayet etti, dedi ki: Bize Ahmed rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den, “Üzerine Allah’ın adını anın” sözü hakkında rivayet etti; dedi ki: Onu gönderdiğin zaman, ava gönderirken üzerine Allah’ın adını an.
Yüce Allah’ın “Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir” sözünün tefsirine gelince: Yüce Allah şöyle demektedir: Ey insanlar! Allah’ın size emrettiği ve yasakladığı şeyler hususunda Allah’tan sakının. O konularda O’na aykırı davranmaktan, eğitilmemiş avcı hayvanların avından yahut onların sizin için tutmadıkları, kendileri için tuttukları avlarından yemekten, put ehlinin, putlara tapanların ve yaratıklarından Allah’ı birlemeyen kimselerin avladığı veya kestiği av ve kesimlerden Allah’ın adı anılmamış olanları yemekten sakının. Çünkü Allah bunları size haram kılmıştır; artık onlardan uzak durun. Sonra bunlardan ve bunların dışından sizi yasakladığı şeyleri yapmanız hâlinde sizi korkutarak şöyle buyurdu: Bilin ki Allah, kendisine hesap gördüğü kimse için hesabı çabuk görendir. İçinizden kendisine verdiği nimet sebebiyle hesaba çektiği ve Rabbinin kendisine verdiği nimete karşı emredip yasakladığı hususlarda O’na itaatle şükreden kimseyi de bilir. Çünkü Allah bütün bunları sizde koruyup kaydeder, onları kuşatır; onlardan hiçbir şey O’na gizli kalmaz. Böylece içinizden itaat edene itaati sebebiyle, isyan edene de isyanı sebebiyle karşılık verir. O, iki topluluğun karşılığını size açıklamıştır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…