"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nisa 155

Sözlerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve ‘Kalplerimiz örtülüdür’ demeleri sebebiyle… Hayır! Allah, inkârları yüzünden o kalpleri mühürlemiştir. Bu yüzden pek azı dışında iman etmezler.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe bima (artık sebebiyle) nakdihim (bozmaları) misakahum (sözleşmelerini) ve kufrihim (ve inkâr etmeleri) bi ayatillahi (Allah’ın ayetlerini) ve katlihim (ve öldürmeleri) el enbiyae (peygamberleri) bi gayri hakkın (haksız yere) ve kavlihim (ve demeleri) kulubuna (kalplerimiz) gulf (kapalıdır) bel (aksine) taba’allahu (mühürledi Allah) aleyha (onları) bi kufrihim (inkârları sebebiyle) fe la (artık inanmazlar) yu’minune (inanmazlar) illa (ancak) kalila (çok az)

Mukatil Tefsiri
Bu ceza, onların Tevrat’ta verdikleri sözü bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri sebebiyledir. Buradaki Allah’ın ayetlerinden maksat İncil ve Kur’an’dır. Yahudiler, Peygamber’in kendilerine anlattıklarının hak olduğunu anlamışlardı. Buna rağmen: “Kalplerimiz örtülüdür.” dediler. Yani kalplerimizin üzerinde örtüler vardır; söylediklerini anlayamaz ve kavrayamayız, demek istediler. Bunun sebebi, İncil’i ve Furkan’ı inkâr etmeleriydi. Bunun üzerine Allah Teâlâ: “Hayır, Allah inkârları yüzünden kalplerini mühürlemiştir.” buyurdu. Yani kalplerini mühürlemiştir. “Bu yüzden pek azı hariç iman etmezler.” buyruğu ise onların ne kadar az iman ettiklerini ifade etmektedir; gerçekte ise hiç iman etmemektedirler.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın, “Sözlerini bozmaları sebebiyle” buyruğunun anlamı şudur: Daha önce nitelikleri anlatılan Ehl-i Kitabın, Allah’a verdikleri ahitleri bozmaları sebebiyle. Bu ahit, Tevrat’ta bulunan hükümlerle amel edeceklerine dair Allah’a verdikleri sözlerdi.

“Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri” buyruğu ise, Allah’ın ayetlerini ve delillerini inkâr etmeleri anlamındadır. Burada kastedilen, Allah’ın peygamberlerinin doğruluğunu ve onların Allah katından getirdikleri şeylerin hak olduğunu ortaya koyan açık belgeler ve delillerdir.

“Peygamberleri haksız yere öldürmeleri” buyruğu da şu anlama gelir: Peygamberliklerinin doğruluğu konusunda deliller ortaya çıktıktan sonra peygamberleri öldürmeleri. Bu öldürme herhangi bir haklı sebebe dayanmıyordu. İşledikleri büyük bir suç veya öldürülmeyi gerektiren bir günah sebebiyle değildi.

“Kalplerimiz örtülüdür demeleri” buyruğunun anlamı şudur: Onlar, “Kalplerimizin üzerinde örtüler vardır; bizi çağırdığın şeyi anlayamıyoruz ve sözlerini kavrayamıyoruz” diyorlardı. “Gulf” kelimesinin anlamı ve bu husustaki rivayetler daha önce açıklanmıştı.

“Hayır! Allah, inkârları yüzünden o kalpleri mühürlemiştir” buyruğunda Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Onlar “Kalplerimiz örtülüdür” sözlerinde yalan söylediler. Kalpleri örtülü değildir ve üzerlerinde doğal bir perde yoktur. Fakat Allah, inkârları sebebiyle onların kalplerine mühür vurmuştur. Kalbin mühürlenmesinin mahiyeti daha önce açıklanmıştı.

“Bu yüzden pek azı dışında iman etmezler” buyruğunun anlamı şudur: Allah’ın kalplerini mühürlediği bu kimseler, Allah’a, peygamberlerine ve Allah katından gelenlere ancak pek az bir imanla inanırlar. Yani tasdikleri eksiktir.

Onların imanlarının az sayılmasının sebebi, Allah’ın emrettiği şekilde bütün peygamberleri ve kitapları tasdik etmemeleridir. Bazı peygamberleri ve bazı kitapları kabul etmiş, bazılarını ise yalanlamışlardır. Bu sebeple imanları eksik ve az sayılmıştır. Çünkü bir yönden tasdik ettikleri şeyi başka bir yönden yalanlamış olmaktadırlar.

Bunun nedeni şudur: Allah’ın peygamberleri birbirlerini doğrularlar ve her peygamber ümmetine bunu emretmiştir. Allah’ın kitapları da birbirlerini doğrular ve birbirlerinin doğruluğunu ortaya koyar. Bu sebeple kitapların veya peygamberlerin bir kısmını inkâr eden kimse, gerçekte hepsini inkâr etmiş olur. Çünkü kabul ettiğini söylediği kitabın doğruladığı şeyleri reddetmektedir. İşte bu yüzden onların imanları az sayılmıştır.

Bu görüşü tefsir ehli de dile getirmiştir.

Katâde şöyle demiştir:

“‘Sözlerini bozmaları sebebiyle’ buyruğu hakkında: Sözlerini bozmaları yüzünden onları lanetledik. ‘Kalplerimiz örtülüdür’ demeleri ise, ‘Anlamıyoruz’ demeleridir. ‘Hayır! Allah inkârları yüzünden o kalpleri mühürlemiştir’ buyruğu ise, bu davranışları sebebiyle Allah’ın onları lanetlediğini ifade eder.”

Bu ayetin anlamı konusunda ihtilaf edilmiştir. “Sözlerini bozmaları sebebiyle…” ifadesinin önceki cümleyle bağlantılı mı yoksa ondan bağımsız mı olduğu tartışılmıştır.

Bazıları bunun önceki ifadeden bağımsız olduğunu söylemiş ve ayetin anlamını şöyle açıklamıştır:

“Sözlerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve ‘Kalplerimiz örtülüdür’ demeleri sebebiyle Allah onları lanetledi. Allah da inkârları yüzünden kalplerini mühürledi.”

Katâde’den şu rivayet nakledilmiştir:

“Onlar Allah’ın emrini terk ettikleri, peygamberlerini öldürdükleri, ayetlerini inkâr ettikleri ve üzerlerine alınan ahdi bozdukları için Allah kalplerini mühürledi ve onları lanetledi.”

Başka bazıları ise bu ifadenin önceki cümleye bağlı olduğunu söylemişlerdir. Onlara göre anlam şöyledir:

“Yıldırım onları zulümleri sebebiyle yakaladı; ahitlerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri öldürmeleri ve diğer günahları yüzünden bu cezaya uğradılar.”

Yani onların zulmü, Allah’ın burada saydığı bütün bu davranışlardan oluşuyordu ve yıldırım bu sebeple onları yakalamıştı.

Taberî’ye göre doğru görüş, bu ifadenin önceki cümleden bağımsız olduğudur. Ayetin takdiri şöyledir:

“Ahitlerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri ve diğer suçları sebebiyle onları lanetledik ve onlara gazap ettik.”

Burada “onları lanetledik” ifadesi açıkça zikredilmemiş, fakat “Allah onların kalplerini mühürledi” sözü buna delalet ettiği için hazfedilmiştir. Çünkü kalbi mühürlenen kimse Allah’ın lanetine ve gazabına uğramış demektir.

Bu görüşün tercih edilmesinin sebebi şudur:

Yıldırımın çarptığı kimseler Musa döneminde yaşamışlardı. Peygamberleri öldürenler, Meryem’e büyük iftira atanlar ve “Mesih’i öldürdük” diyenler ise Musa’dan çok uzun zaman sonra yaşamışlardı. Meryem’e iftira atanlar ne Musa’nın zamanına yetişmişlerdi ne de yıldırıma uğrayan topluluk içinde bulunmuşlardı.

Dolayısıyla yıldırıma uğrayanların, Meryem’e iftira atmaları veya “Mesih’i öldürdük” demeleri sebebiyle cezalandırıldıkları söylenemez. Bu da söz konusu toplulukların farklı kişiler olduğunu göstermektedir.

Bundan dolayı “Sözlerini bozmaları sebebiyle…” ifadesinin, daha önce geçen “Zulümleri sebebiyle yıldırım onları yakaladı” (Nisâ 153) cümlesinden bağımsız olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/nisa-154/,https://kutsalayet.de/nisa-156/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız