"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Bakara 157

İşte onlar, Rablerinden bağışlamalar ve rahmet üzerinedir. İşte onlar doğru yola erenlerin ta kendileridir.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ulâike (işte onlar) aleyhim (üzerlerine vardır) salavâtun (rahmetler) min (tarafından) rabbihim (Rablerinden) ve (ve) rahmetun (bir rahmet) ve (ve) ulâike (işte onlar) hum (onlar) l-muhtedûn (hidayete erenler)

Mukatil Tefsiri
Allah, bu şekilde sabredip teslimiyet gösterenlerin üzerine mağfiret ve rahmet olduğunu bildirdi. Buradaki “salavat”, bağışlanma anlamındadır. “Onlara dua et” anlamındaki ifade ile “Senin duan onlar için huzurdur” ifadesi (Tevbe 103) buna benzetildi. Allah’ın onları doğru yola erişmiş kimseler kıldığı ve istircâ sözünü söylemeye muvaffak ettiği ifade edildi.

Taberi Tefsiri
Allah Teâlâ’nın “İşte onlar…” buyruğuyla kastettiği kimseler, daha önce sıfatlarını ve özelliklerini anlattığı sabredenlerdir. “Onların üzerine Rablerinden salavat vardır” buyruğundaki “salavat”, mağfiret anlamındadır. Allah’ın kullarına salatı, onları bağışlaması demektir. Nitekim Peygamber’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Allah’ım! Ebû Evfâ ailesine salat et.”

Yani: “Onları bağışla.”

Daha önce başka bir yerde salatın anlamını ve aslını açıklamıştık.

“Ve rahmet” buyruğu ise şu anlama gelir:

Onlar için, Allah’ın günahlarını bağışlayıp örtmesiyle gerçekleşen mağfiretin yanında ayrıca Allah’tan bir rahmet ve şefkat de vardır.

Ardından Allah Teâlâ, sabredenlerin; imtihanlarına karşı gösterdikleri teslimiyet sebebiyle mağfiret ve rahmet kazanacaklarını bildirdikten sonra, onların doğru yolu bulan, hakka isabet eden, Allah’ın razı olduğu sözü söyleyen ve büyük sevabı hak edecek ameller işleyen kimseler olduklarını haber vermektedir.

Daha önce “hidayet”in anlamını açıklamıştık. Buradaki anlamı, doğruya isabet eden bir olgunluk ve doğruluk üzere bulunmaktır.

Bu konuda tefsir ehlinin görüşleri de bizim söylediğimiz gibidir.

Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: Abdullah b. Salih bize rivayet etti; dedi ki: Muâviye b. Salih, Ali b. Ebî Talha’dan, o da İbn Abbas’tan şu ayet hakkında rivayet etti:

“Onlara bir musibet isabet ettiğinde: ‘Biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz’ derler. İşte onların üzerine Rablerinden salavat ve rahmet vardır. İşte onlar doğru yolu bulanlardır.” (Bakara 156-157)

İbn Abbas dedi ki:

“Allah Teâlâ haber vermektedir ki mümin, bir musibet anında işi Allah’a teslim eder, ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn’ derse, Allah ona üç hayır yazar: Allah’tan mağfiret, rahmet ve hidayet yolunu gerçekleştirme.”

Resûlullah da şöyle buyurmuştur:

“Kim bir musibet anında ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn’ derse, Allah onun musibetini telafi eder, sonunu güzelleştirir ve ona razı olacağı hayırlı bir karşılık verir.”

Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: İshak bize rivayet etti; dedi ki: İbn Ebî Cafer, babasından, o da Rebî’den şu ayet hakkında rivayet etti:

“İşte onların üzerine Rablerinden salavat ve rahmet vardır.”

Rebî dedi ki:

“Salavat ve rahmet; sabreden ve musibet anında istircâ eden kimseler içindir.”

Ebû Küreyb bize rivayet etti; dedi ki: Vekî‘, Süfyân el-Asferî’den, o da Saîd b. Cübeyr’den rivayet etti. Saîd şöyle dedi:

“Hiçbir ümmete bu ümmete verilen kadar büyük bir nimet verilmemiştir:

‘Onlara bir musibet isabet ettiğinde: Biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz, derler. İşte onların üzerine Rablerinden salavat ve rahmet vardır.’ (Bakara 156-157)

Eğer bu nimet bir başkasına verilmiş olsaydı Yakub’a verilirdi. Onun şu sözünü işitmedin mi?

‘Yusuf’a olan üzüntüm ne büyük!’ (Yusuf 84)”

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bakara-156/,https://kutsalayet.de/bakara-158/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız