Rablerinden korkanlar, cennete bölük bölük sevk edilir. Nihayet oraya geldiklerinde, kapıları açılmış olur ve bekçileri onlara der ki: “Selâm üzerinize olsun. Ne güzel geldiniz! Girin oraya — ebedî kalacaksınız.”
Diyanet Vakfı
Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedi kalmak üzere girin buraya, derler.
Kurtubi Tefsiri
Rabblerinden korkanlar da cennete zümre zümre götürülecek. Nihayet oraya gelip kapıları açılacağında cennetin bekçileri onlara diyecek ki: “Selam olsun üzerinize! Tertemiz geldiniz. Hemen oraya ebediler olarak girin.”
“Rabblerinden korkanlar da cennete zümre zümre götürülecek.” Şehidler, zahidler, âlimler, Kur’ân okuyup amel edenler ve diğerlerinden yüce Allah’tan korkup takvalı hareket eden ve itaati gereğince amel eden kimseler kastedilmektedir.
Her iki kesim hakkında da; “Sürülecek, götürülecek” şeklinde aynı lâfız kullanılmıştır. Cehennemliklerin sürülmesi esirlere ve sultana karşı çıkıp ayaklanan kimselerin hapsedilmek yahut öldürülmek üzere sürüklenirken yapılan uygulama gibi, horluk ve hakirlik ile kovalanmalarıdır. Cennet ehlinin götürülmeleri ise onların bineklerinin ilâhi Iutuf ve rıza yurduna sürülmeleri şeklinde olacaktır. Çünkü cennetliklere tıpkı teşrif edilen ve kendilerine ikram olunan birtakım hükümdarlara giden değerli heyetler gibi muamelede bulunulacak ve ancak binekleri üzerinde cennete götürüleceklerdir. İşte bu iki sevk (sürmek, götürmek) arasında çok büyük fark vardır.
“Nihayet oraya gelip kapıları açılacağında” âyetindeki “açılacağında” lâfzının başında gelen “vav” harfinin burada atıf için olup cümlenin cümleye atfedildiği, cevabının da mahzuf olduğu söylenmiştir. el-Müberred dedi ki: Yani oraya geleceklerinde mutlu olacaklar ve kapıları açılacak demektir. Arapçada cevabın hazfi bir belağattir. Daha sonra şu beyiti zikretmektedir:
“Keşke o topluca (bir defada) ölen bir can olsaydı,
Fakat o canlar(mış gibi parça parça) düşüp dökülen bir tek candır.”
Burada: ” Keşke”nin cevabını hazfetmiştir. İfade; …elbette daha rahat olurdu, takdirindedir.
ez-Zeccâc da şöyle demiştir:
“Nihayet oraya gelip kapıları açılacağında”
oraya girecekler, takdirindedir. Bu da birinci açıklamaya yakın bir açıklamadır.
Buradaki “vav”ın fazladan geldiği söylenmiştir. Bu açıklamayı Kûfeliler yapmıştır, ancak Basralılara göre bu bir hatadır.
Şöyle de açıklanmıştır: “Vav”ın fazladan gelişi kapıların yüce Allah nezdindeki şeref ve değerleri dolayısıyla oraya gelmeden önce açılmış olacağına delildir. İfadenin takdiri de şöyledir: Nihayet onlar oraya kapıları da açılmış iken geleceklerinde… Buna yüce Allah’ın:
“Kendileri için kapıları açılmış haldeki Adn cennetleri” (Sad, 38/50) âyeti delil teşkil etmektedir.
Cehennemliklerden söz edilirken “vav” harfinin hazfedilmesine gelince; onların cehennemin yakınında durdurulmalarından sonra kapılarının açılacağından dolayıdır. Bu ise onları zelil kılmak ve onların kalblerini dehşete boğmak için böyle olacaktır. Bunu el-Mehdevî zikretmiş olup ondan önce en-Nehhâs da bu anlamda bir açıklama nakletmiş bulunmaktadır.
en-Nehhâs dedi ki: İkincisinde “vav” harfinin zikredilmekle birlikte birincisinde hazfedilmesinin hikmetiyle ilgili olarak ilim ehli bir kimse daha önce bu konuda kimsenin açıklamada bulunduğunu bilmediğim bir açıklama yapmıştır. Yüce Allah cehennemlikler hakkında:
“Nihayet onlar oraya geleceklerinde kapıları açılacak” diye buyurması, daha önceden kapıların kapalı ve kilitli olduğunu göstermektedir. Cennetlikler hakkında ise:
“Nihayet oraya gelip kapıları açılacağında” diye buyurması da onların buraya gelmeden önce kapılarının açılmış olduğuna delildir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
Buradaki “vav”ın vavu’s-semaniye (sekizinci şık veya maddeyi bildiren vav) olduğu da söylenmiştir. Çünkü Kureyşliler birden itibaren saymaya başlayıp beş, altı, yedi dedikten sonra; ve sekiz demeyi adet edinmişlerdir. Yediye vardıktan sonra “ve sekiz” diye sayarlar. Bu açıklamayı da Ebû Bekr b. Ayyaş yapmıştır. Nitekim yüce Allah da şöyle buyurmaktadır:
“O rüzgarı onlara yedi gece ve sekiz gün peşpeşe musallat kıldı.” (el-Hakka, 69/7); “Tevbe edenler, ibadet edenler…” diye buyurduktan sonra sekizincisinde…
“ve kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar.” (et-Tevbe, 9/112) diye buyurmaktadır. Yine bir başka yerde de:
“Yedidir ve sekizincileri köpekleridir diyecekler.” (el-Kehf, 18/22);
“Dullar ve bakireler olmak üzere” (et-Tahrim, 66/5) diye buyurmaktadır. Bu hususa dair yeterli açıklamalar daha önceden et-Tevbe Sûresi (9/112. âyet, 3- başlıkta) ile Kehf Sûresi’nde (18/22. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
Derim ki: Cennetin kapılarının sekiz tane olduğunu söyleyenler bunu delil gösterirler ve ayrıca Ömer b. el-Hattâb’ın şu hadisini zikrederler: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Sizden her kim abdestini iyice alır -abdest azalarını iyice yıkar-; sonra da: “Şehadet ederim ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur ve Muhammed onun kulu ve Rasûlüdür” diyecek olursa, mutlaka ona cennetin sekiz kapısı açılır ve bunlardan hangisinden dilerse girer.” Bu hadisi Müslim ve başkaları rivâyet etmiştir.” Müslim, I, 209; İbn Huzeyme, Sahih, 110; Müsned, I, 19. IV, 153.
Tirmizî de Ömer (radıyallahü anh)’ın bu hadisini rivâyet etmiş ve bu rivâyetinde şöyle dediğini kaydetmiştir: “Mutlaka ona kıyâmet gününde cennet kapılarından sekiz kapı açılır. ” Tirmizi, I, 78; Nesâî, I, 92; İbn Mace, I, 159. Burada: “…dan” fazlalığı ile bu rivâyeti kaydetmiştir. Bu da cennet kapılarının sekizden fazla olduğuna delil teşkil etmektedir. Biz bu hususu “et-Tezkire” adlı eserimizde zikretmiş ve orada cennet kapılarının sayısının onüçe kadar ulaştığını göstermiştik. Yine oradan cennet kapılarının bu hususa dair varid olmuş hadislerden hareketle büyüklük ve genişliklerini de zikretmiş bulunuyoruz. Bu hususta bilgi sahibi olmak isteyenler oraya bakabilirler.
“Cennetin bekçileri onlara diyecek ki” Yine bu âyetin başındaki “vav” ile ilgili olarak fazladan geldiği ve ifadenin takdirinin: Nihayet oraya gelip kapıları açılacağında “cennetin bekçileri onlara diyecek ki” takdirinde olduğu söylenmiştir.
“Selam olsun size! Tertemiz geldiniz.” Yani dünyada böyle idiniz. Mücahid de: Allah’a itaat sayesinde… diye açıklamıştır. Salih amel ile geldiniz, diye de açıklanmıştır. Bu açıklamayı en-Nekkaş nakletmiştir, anlam aynıdır.
Mukâtil de şöyle demiştir: Cennetlikler cehennem üzerindeki köprüyü geçtikten sonra cennet ile cehennem arasındaki bir köprü üzerinde alıkonulacaklar, dünyada aralarındaki haksızlıklar sebebiyle birinden diğeri lehine kısas yapılacak. Nihayet tertemiz edilip kötülükleri giderileceği vakit onlara Rıdvan ve arkadaşları
“selam olsun üzerinize” diye onları selamlayacaklar.
“Tertemiz geldiniz, hemen oraya ebediler olarak girin” diyeceklerdir.
Derim ki: Burada sözü geçen “köprü” hadisini Buhârî “Camî”inde Ebû Said el-Hudrî’den rivâyet etmiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Mü’minler ateşten geçip kurtulduktan sonra cennet ile cehennem arasındaki bir köprü üzerinde alıkonacaklar. Dünya hayatında iken aralarındaki birtakım haksızlıklar sebebiyle birinden diğeri lehine kısas uygulanacak. Nihayet tertemiz edilip (kirlerinden) arındırılacaklarında cennete girmelerine izin verilecektir. Muhammed’in canı elinde olana yemin ederim ki, onlardan herhangi birisinin cennetteki yerini bilmesi dünyadaki yerini bilmesinden daha ileri derecede olacaktır. ” Buhârî, V, 2394; Müsned, III, 13, 57, 74.
en-Nekkaş’ın naklettiğine göre cennetin kapısı üzerinde dibinden iki pınarın fışkırdığı bir ağaç vardır. Mü’minler bunlardan birisinden içecekler ve içlerindeki pislikler gidecektir. İşte yüce Allah’ın:
“Rabbleri onlara son derece temiz bir şarap içirecektir” (el-İnsan, 76/21) âyetinde anlatılan budur. Sonra diğer pınardan yıkanacaklar, bununla da tenleri temizlenecek ve güzelleşeceklerdir. İşte o vakit cennetin bekçileri onlara: “Selam olsun üzerinize, tertemiz geldiniz (bu açıklamaya göre; “oldunuz” demek daha uygundur) hemen oraya ebediler olarak girin” diyeceklerdir. Bu anlamda bir rivâyet Ali (radıyallahü anh)’dan da nakledilmiştir.