Zulmedenlerin, yeryüzündeki her şey ve bir misli daha kendilerinin olsa, kıyamet günü azabın kötüsünden kurtulmak için onu mutlaka fidye verirlerdi. Ama Allah’tan beklemedikleri şeyler karşılarına çıkmıştır.
Diyanet Vakfı
Eğer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gününde azabın fenalığından (kurtulmak için) elbette bunları feda ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Allah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkmıştır.
Kurtubi Tefsiri
Eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onunla birlikte bir o kadarı daha zulmedenlerin olsa kıyâmet gününde azâbın şiddetinden (kurtulmak için) onları muhakkak fidye vererek kurtulmak isteyeceklerdi. Halbuki Allah’tan ummadıkları şey kendilerine görünür.
“Eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onunla birlikte bir o kadarı daha zulmedenlerin” yani yalanlayıp şirk koşanların
“olsa, kıyâmet gününde azâbın şiddetinden” yani o günün kötü azabından… Buna dair açıklamalar daha önce Al-i İmrân Sûresi’nde (3/91. âyetin tefsirinde) ve Rad Sûresi’nde (13/18. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
“Halbuki Allah’tan ummadıkları şey kendilerine görünür.” Bu hususta gelmiş rivâyetlerin en değerlisi Mansur’un, Mücahid’den şöyle dediğine dair yaptığı rivâyettir: Bunlar güzel ve hasenat olduğunu vehmettikleri birtakım ameller işlediler, onların hep günah ve seyyiat olduklarını gördüler, es-Süddî de böyle demiştir.
Bir başka açıklamaya göre onlar ölümden önce tevbe edeceklerini vehmettikleri birtakım ameller işlediler. Fakat tevbe etmeden önce ölüm gelip onlara yetişti. Onlar tevbe ile kurtulacaklarını zannediyorlardı.
Tevbesiz olarak günahlarının bağışlanacağı vehmine kapılmış olmaları da mümkündür. Fakat
“Allah’tan ummadıkları şey kendilerine görünür.” Bu ummadıkları şey ise cehennem ateşine girmektir.
Süfyan es-Sevrî bu âyet-i kerîme hakkında şöyle demiştir: Vay riyakarların haline, vay riyakarların haline! Bu âyet onlar hakkındadır, burada anlatılan onların durumudur.
İkrime b. Ammar dedi ki: Muhammed b. el-Münkedir ölümü esnasında oldukça korktu, dehşete kapıldı. Ona: Bu korku ve dehşet neden? diye sorulunca şöyle dedi: Allah’ın kitabındaki şu âyetten dolayı korkuyorum:
“Halbuki Allah’tan ummadıkları şey kendilerine görünür.” Ben daha önce ummadığım şeylerin bana görüneceğinden korkuyorum.