"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Zuhruf 51

Firavun kavmi içinde seslendi ve dedi ki: “Ey kavmim, Mısır mülkü benim değil mi? Ve bu nehirler altımdan akmıyor mu? Görmüyor musunuz?”

Diyanet Vakfı
Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: «Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hala görmüyor musunuz?»

Kurtubi Tefsiri
Fir’avun kavmi arasında seslenip dedi ki: “Ey kavmim! Mısır mülkü ve altından akan şu nehirler benim değil mi? Görmez misiniz?

“Fir’avun kavmi arasında seslenip dedi ki…” Denildiğine göre firavun bu mucizeleri görünce, kavmin ona doğru meyledeceklerinden korkarak

“seslendi.” Burada “seslendi” dedi anlamındadır. Bu açıklamayı Ebû Malik yapmıştır. Etrafında Kıbtilerin büyük ve ileri gelenlerinin bulunmuş olma ihtimali de vardır. O bakımdan kendi aralarında sesini yükseltti, sonra da bu söyledikleri bütün kıbti toplulukları arasında yayıldı. Âdeta hepsi arasında seslenmiş gibi oldu. Bunun, kavmi arasında seslenecek kimselere emir verdi, anlamında olduğu da söylenmiştir ki, bu açıklamayı İbn Cüreyc yapmıştır.

“Ey kavmim! Mısır mülkü” herhangi bir kimsenin bu hususta benimle tartışması ve rakibliği sözkonusu olmaksızın

“…benim değil mi?” Denildiğine göre o, Mısır’ın kırk fersah çarpı kırk fersahlık bir alanına hakim olmuştu. Bunu en-Nekkaş nakletmektedir. Burada sözü geçen “mülk” ile İskenderiye’yi kastettiği de söylenmiştir.

“Ve altımdan akan şu nehirler?” Yani Nil’in kolları

“benim değil mi?”

Bu kolların büyükleri Kral nehri (kolu), Tulün nehri (kolu), Dimyat nehri (kolu) ve Tinnis nehri (kolu)dir.

Katade dedi ki: Oraları bahçeler ve saraylarının altından akan ırmaklar idi. Tahtının altından akan ırmaklardı diye de açıklanmıştır.

“Altımdan” ifadesinin arada herhangi bir vasıta olmaksızın benim tasarrufum bunlarda geçerlidir, anlamında olduğu da söylenmiştir. Bir diğer açıklama da şöyledir: O dizginlerini yakaladı mı Nil de akmayıp dururdu.

el-Kuşeyrî dedi ki: Rububiyet iddiasında bulunan kimselerin olağanüstü birtakım hadiseler göstermesi mümkündür. Çünkü gerçek ilahı ilâh olmayandan ayırdedebilmek için olağanüstü bir işin yapılmasına gerek yoktur.

“Altımdan akan şu nehirler” âyetinin şu anlama geldiği de söylenmiştir: Elimin altındaki kumandanlar, başkanlar ve zorba kimseler benim bayrağımın altında yürümektedirler. Bu açıklamayı da ed-Dahhak yapmıştır.

Nehirlerle malları kastettiği de söylenmiştir. Mallardan nehir diye sözetmesi ise mallarının çok olması ve açıkça ortada olmasından dolayıdır.

“Altımdan akan” lâfzın ben onları bana uyan kimselere dağıtıyorum, anlamındadır. Çünkü teşvik ve kudret nehirler üzerinde değil, mallar hakkında sözkonusu olur.

Durum böyleyken benim büyüklüğümü ve gücümü buna karşılık Mûsa’nın zayıflığını, bir diğer açıklamaya göre sizin ihtiyaçlarınızı karşılama kudretimi Mûsa’nın acizliğini

“görmez misiniz?”

“Şu” lâfzındaki “vav” harfinin

“nehirler”i

“Mısır mülkü” üzerine atfeden edat,

“akan” anlamındaki lâfzın da ondan hal olarak nasb konumunda olması mümkün olduğu gibi, bu “vav”ın hal “vav’ı olması işaret isminin de mübteda olması “nehirler”in işaret isminin sıfatı “akan”ın da mübtedanın haberi olması da mümkündür.

Medineliler, el-Bezzî ve Ebû Arar; “Altımdan” lâfzındaki “ye”yi üstün okumuşlar, diğerleri ise sakin okumuşlardır.

er-Reşid’den nakledildiğine göre o bu âyet-i kerimeyi okuyunca, oraya kölelerimin en iyisini vali olarak tayin edeceğim demiş ve el-Hasib’i -onun abdestinden sorumlu idi- oraya vali görevlendirmişti. Abdullah b. Tahir’den nakledildiğine göre oraya vali tayin edilmiş, oraya gitmek üzere çıkmış, ona yaklaşıp onu görünce: Fir’avun’un kendisi ile öğünerek: “Mısır mülkü… benim değil mi?” dedirtecek kadar ileri gitmesine sebeb teşkil eden şehir bu mu? Allah’a yemin ederim ki; bu benim nezdimde oraya girmemi gerektirecek kadar değerli değildir, dedikten sonra atının dizginlerini öbür tarafa çevirdi.

Daha sonra Fir’avun kendi durumunu açıkça dile getirerek:

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/zuhruf-50/,https://kutsalayet.de/zuhruf-52/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız