"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Zuhruf 36

Kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse, ona bir şeytanı musallat ederiz, artık o onun yakını olur.

Diyanet Vakfı
Kim Rahmanı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.

Kurtubi Tefsiri
Kim Rahmânın zikrini görmezlikten gelirse, Biz ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık bu onun ayrılmaz bir arkadaşıdır.

“Kim Rahmân’ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık bu onun ayrılmaz bir arkadaşıdır” âyetindeki

“kim… görmezlikten gelirse” âyetini İbn Abbâs ve İkrime: diye “şın” harfini üstün olarak okumuşlardır. “Kim kör olursa…” demektir. “Kör oldu, olur” fiili de aynı köktendir. Erkek hakkında: Kör adam” kadın hakkında: “Kör kadın” ifadeleri görmemeleri halinde durumlarını anlatmak üzere kullanılır. Şair el-A’şa’nın şu beyitinde de aynı kökten gelen lâfız kullanılmıştır.

“O avurtları kaybolmuş bir adam gördü,

Hilkati değişmiş, gözü görmeyen bir kimsedir.”

Yine şair şöyle demiştir:

“Gözleri görmeyen, zamanın kötü musibetlerinin kendisine zarar verdiği,

Ve düşünmez hale getirip aklını bozduğu bir adam gördü diye mi (böyle yaptı)?”

Diğerleri ise (şın harfini) ötreli okumuşlardır ki; bu da: “A’şa (kör)’in durumuna düştü, düşer” demektir. el-Halil: “Az gören bir gözle bakmak” demektir deyip, şu beyiti zikretmektedir:

“Onun yanına gittin mi ateşinin ışığına cılız bir gözle

bakarsın (gözlerin kamaşır), En güzel ateşin yanında en hayırlı ateş yakanı bulursun.”

Bir başka şair de şöyle demektedir:

“Ateşinin ışığına (gözleri kamaştığından) cılız bir şekilde bakan,

Ve rüzgar esip de bulunduğu yerin kuru olduğu o genç, ne güzeldir!”

el-Cevherî dedi ki: mastarı olup bu da gündüzün görüp, geceleyin görmeyen kimse demektir. Böyle olan bir kadına: denilir, iki kadına denilir. “Allah onun gözlerini kamaştırdı da onun gözleri kamaştı, kamaşır, kamaşmak” denilir. Bu durumda olan iki erkeğin halini anlatmak için: denilir, fakat Araplar: diye kullanmamışlardır. Çünkü “vav” harfi kendisinden önceki harf kesreli olduğu için tekilde “ye”ye dönüşünce, tesniyede de olduğu halde bırakılmıştır. “Kendisinin geceleyin iyi görmediği izlenimini veren kimse” demektir. ‘in nisbeti (ism-i mensubu):şeklinde gelir. ‘e nisbet ise …diye gelir. ” Önüne geleni görmediği için ön ayakları ile rastgele herşeyin üzerine basan dişi deve” demektir. “Bir kimse basiretsizce ve gelişigüzel iş yaptı” anlamındadır. -Aynı anlamda olmak üzere denilir.

Bu âyet-i kerîme sûrenin baş taraflarında geçen:

“Siz… diye, Zikri size bildirmekten vaz mı geçelim?” (ez-Zuhruf, 43/5) âyeti ile ilişkilidir. Yani Biz size Zikri ulaştırmaya devam edeceğiz. Her kim ondan yüz çevirmek sureti ile Zikri görmezlikten gelip saptırıcıların söz ve batıllarına yönelecek olursa

“Biz ona bir şeytanı musallat ederiz” küfrünün bir cezası olmak üzere ona bir şeytan veririz,

“artık bu onun” denildiğine göre dünyada

“ayrılmaz arkadaşıdır.” Onu helalden alıkoyar, harama iter, itaat yapmasını engeller, masiyet işlemesini emreder. İbn Abbâs’ın açıklamasının anlamı budur.

Bir diğer görüşe göre de bu, ahiretteki durumu dile getirmektedir. Bu açıklamayı da Said el-Cüreyrî yapmıştır.

Haberde belirtildiğine göre; kâfir kabrinden çıkacağı vakit onunla birlikte bir de şeytan gönderilir. Her ikisi birlikte cehenneme girinceye kadar o şeytan ondan ayrılmaz. Mü’min ile birlikte de Allah, yarattıkları arasında hüküm verinceye kadar bir melek gönderilir. Bunu el-Mehdevî zikretmiştir.

el-Kuşeyrî dedi ki: Doğru olan bu şeytanın o kimsenin hem dünyada, hem de ahirette ayrılmaz arkadaşı olduğudur.

Ebû’l-Heysem ile el-Ezherî şöyle demişlerdir: “O şeyi kastettim” demektir. ise “o şeyden yüz çevirdim” demektir. Bu durumda ile birlikte kullanılması arasında fark vardır. Tıpkı: ” Ona meylettim” ile ” Ondan başka tarafa yöneldim” gibi.

Katade de: “ise; yüz çevirir” demektir, demiştir. Bu durumda âyet: Kim Rahmân’in zikrinden yüz çevirirse demek olur.

el-Ferrâ’nın görüşü de budur. en-Nehhâs dedi ki: Bu, sözlükte bilinen bir anlam değildir.

el-Kurazî, sırtını dönerse diye açıklamıştır, mana birdir.

Ebû Ubeyde ve el-Ahfeş: Gözü kararır diye açıklamışlardır. el-Utbî ise “yüz çevirdim” anlamında kullanılacağını kabul etmemekte ve doğrusunun: “şekli olduğunu söylemektedir. Doğru görüş Ebû’l-Heysem ile el-Ezherî’nin açıklamasıdır. Bütün bilgi sahibi kimseler de böyle demişlerdir.

es-Sülemî, İbn Ebi İshak, Yakub ve Âsım’dan ile el-A’meş’ten İsmet:

“Mûsallat ederiz” anlamındaki âyeti ye ile: “ Mûsallat eder” diye okumuştur. Buna sebeb ise daha önceden “Rahmân”ın zikredilmiş olmasıdır. Yani Rahmân ona bir şeytan musallat eder.

Diğerleri ise “nun” ile Gederiz anlamında) okumuşlardır. İbn Abbâs’tan ise: “Ona bir şeytan musallat edilir, artık bu onun ayrılmaz arkadaşı olur” diye okumuştur. Yani onun yanından ayrılmaz ve onunla birlikte bulunur.

Buradaki “bu” lâfzının -önceden geçtiği üzere- şeytana ait bir zamir olduğu söylendiği gibi, “Kur’ân’dan yüz çevirme”ye ait olduğu da söylenmiştir. Yani O, yüz çeviren şeytanın ayrılmaz arkadaşı olur demek olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/zuhruf-35/,https://kutsalayet.de/zuhruf-37/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız