"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Zıhar’a Dair Lafızlar

Adam, ne zamanki karısını, kendisine ebedi olarak haram kılınan bir bayana benzetir ve: “Senin sırtın, bana annemin yahut kız kardeşimin vb. sırtı gibidir.” derse, bu durumda zıhar yapmış olur. Bu konu, üç kısma ayrılmaktadır:

“Sen bana annemin sırtı gibisin.” demesi: İcmaya göre bu, zıhar’dır.
Karısının sırtını, yakın akrabası olup da kendisiyle evlenmesi haram olan ninesine, teyzesine, halasına veya kız kardeşine benzetmesi: İçlerinde Sevrl, Evzfü, İmam Malik, İshak, Ebu Sevr ve rey ashabının da yer aldığı ilim ehlinin çoğunluğuna göre bu da zıhar sayılır. Bu görüş, aynı zamanda İmam Şafii’nin de yeni görüşüne göre aittir. Çünkü bu kadınlar, akraba yakınlığı sebebiyle kendisine haram kılınanlar olduğundan, bu noktada annesi gibi değerlendirilirler. Eski görüşüne göre ise İmam Şafii: “O vakit bu zıhar olmaz; çünkü sayılması için ya annesi yahut ninesi olması gerekir,” demiştir. Çünkü nine, annesi sayılır. Bir de konu hakkında Kur’an-ı Kerim’in varit olduğu lafız sadece “anne” hakkında gelmiştir. Dolayısıyla bu icra edilmeyecek olursa, Yüce Allah’ın hakkında vacip kıldığı bu emre taalluk yapılmamış olur. (Ama) buna, Yüce Allah’ın: “Şüphesiz onlar çirkin bir laf ve yalan söylüyorlar.” (Mücadele Suresi: 21) buyruğundaki ifadeyle cevap verilmiştir. Bu da konumuz hakkında mevcut olduğundan, o vakit aynı konumunda değerlendirilir. Nitekim hükmün sadece anneye bağlı kılınması – benzerinin olması durumunda – anneden başkasına da hükmü sabit kılmaya engel teşkil etmemektedir.
Karısının sırtını, yakın akrabası olmadığı halde kendisiyle evlenmesi ebedi haram olan süt annelerine, süt bacılarına, baba ve oğulların helal eşlerine, anneleriyle birleşmiş oldukları üvey kızlarına benzetmesi: Bu da yine zıhardır. Bunda söz konusu olan ihtilaf, öncekiyle aynıdır.
Karısının sırtını, geçici olarak haram kılınan hanımının kız kardeşine (baldızına), onun halasına ve yabancı kadına benzetmesi: Bu noktada İmam Ahmed’den iki görüş gelmiştir:

Birincisi: Bu da zıhar sayılır. Bu, Maliki ashabının görüşünü oluşturur. Çünkü karısını kendisine haram bir bayana benzetmiş olacağından, bu durumda onu sanki annesine benzetmiş gibi değerlendirilir. Sadece: “Sen bana haramsın.” sözünde dahi erkek zıhar yapmaya niyet edecek olursa bunun zıhar meydana gelir. (Eşini), kendisine haram olan bir kadına benzetmiş olması haram olduğundan, bu da zıhar sayılır.
İkincisi: Bu, zıhar sayılmaz. Bu ise Şafii mezhebinin görüşüdür. Zira o kadın, ebedi olarak kendisine haram olan bir kadın sayılmadığından dolayı – hayızlı veyahut eşlerinden ihramlı olan kadında olduğu gibi – o vakit ona karısını benzetmiş olmasıyla zıhar yapmış değildir.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa hayızlı karısıyla – ferç dışında – faydalanması mübahtır. İhramlı olan karısına gelince, onun da yüzüne bakması ve şehvetsiz olarak dokunması helaldir. Bunun yanında ikisinden herhangi birisiyle yapılan cima noktasında da had (cezası) gelmemiştir.

Karısının sırtını, babasının yahut başka bir erkeğin sırtına benzetecek olursa veyahut: “Sen bana hayvanın sırtı gibisin.” ya da “Sen bana leş ve kan gibisin.” derse, tüm bunlar hakkında iki görüş vardır:

Birincisi: Bu da zıhar’dır. Bunu, İmam Malik’in arkadaşı olan İbn el-Kasım söylemiştir. O bunun, “Sen bana babamın sırtı gibisin.” demesi hükmünde değerlendirileceğini ifade etmiştir.
İkincisi: Bu, zıhar olmaz. Bu da ilim ehlinin çoğunluğunun görüşünü oluşturur. Çünkü bu, kendisiyle faydalanma mahallinin olmadığı şeye benzetmek demek olacağından, sanki: “Sen bana Zeyd’in malı gibisin.” demesine benzemektedir.
Eğer erkek: “Sen bana annem gibisin.” yahut “Annemin benzeri gibisin.” der ve bu sözüyle de zıhara niyet etmiş olursa, ilim ehlinin geneline göre bu zıhar olur. Ebu Hanife, iki ashabı olan (Ebu Yusuf ve Muhammed), İmam Şafii ve İshak bunlardandır. Eğer koca bu sözüyle (eşini), annesinin hürmet ve saygınlığına yahut “benzeri gibi” derken, yaşlılığı ve birtakım özellikleriyle benzer olduğunu kasdetmiş olursa, o vakit zıhar sayılmaz. Niyetinde itibar edilecek söz, erkeğin söylediği sözüdür.

Mutlak olarak benzetecek olursa, bu konuda Ebu Bekir: “Bu, zıhfü noktasında sarih olur,” demiştir. Bu, İmam Malik ve Muhammed b. el-Hasen’in de kavlini oluşturmaktadır. Çünkü genel itibariyle bu, kocanın kendi hanımını annesine benzetmesi olur ki, o sebeple bu zıhar sayılır, sanki münferit olarak kansını benzetmesine benzemektedir.

İbn Ebu Musa ise bu noktada iki görüşün geldiğini ifade etmiştir. Bunlardan en kuvvetli olanı, niyet etmedikçe bu ifadenin zıhar sayılmayacağıdır. Bu görüş, Ebu Hanife ve İmam Şafii’ye aittir. Zira bu lafzın saygınlık anlamında kullanılması, haramlık anlamında kullanılmasından daha çoktur, o halde – diğer talakla ilgili kinaye lafızlarında olduğu gibi – niyet etmedikçe bunlarla söz konusu olan lafız, zıhfü’ a sarf edilemez.

Eğer koca: “Sen bana haramsın.” der ve bununla zıhar’a niyet etmişse, ilim adamlarının geneline göre bu zıhar sayılır. Bunu, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Bu sözüyle boşamayı kasdetmişse, o zaman “talak konusu”nda geçen açıklamalara göre hüküm verilir. Mutlak bir manayla bu sözü söyleyecek olursa, bu durumda iki görüş vardır: Birisi de bunun zıhar sayılmış olacağı yönündedir. Bu görüşü, ashabından olmak üzere, cemaatin rivayetiyle İmam Ahmed ifade etmiştir. Bunun yemin sebebiyle haram olacağına delalet eden İmam Ahmed’den bir görüş daha aktarılmıştır. Fakihlerin çoğu ise haramlığa dair zıhfü olarak niyet etmiş olması halinde bunun zıhar olmayacağı, şeklindedir. Bu ise İmam Malik, Ebu Hanife ve İmam Şafii’nin kavlini oluşturur.

Erkek karısının bir uzvunu annesinin sırtına yahut herhangi bir uzvuna benzetecek olursa, o vakit zıhfü yapmış olur. Bunu, İmam Malik söylemiştir. İmam Şafii de bunu ifade etmiştir. Çünkü karısını, annesinin bir uzvuna benzetmiş olması, zıhar yapması demektir, öyleyse sırtına benzetmesi gibi kabul edilir.

İmam Ahmed’den gelen diğer bir görüşe göre, karısını annesinin geneline (çoğunluğuna) benzetmediği sürece zıhar yapmış olmaz. Zira karısının herhangi bir uzvunu ellemeyeceğine dair Allah adına yemin etmiş olsa, başkasına sirayet edemez, aynı şekilde zıhar yapılan kadının durumu da böyledir. Bir de buna dair bir nass gelmediği gibi, bu anlama gelen bir ifadesi de yoktur.

Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Eğer karısını, ferç, kalça vb. gibi annesinden bakması haram olan bir bölgesine benzetmiş olursa, o vakit zıhar yapmış olur. Baş ve yüz gibi bakması haram olmayan bir yerine benzetmiş olursa, zıhar yapmış olmaz; çünkü benzettiği o uzva kendisinin bakması haram değildir. O nedenle zıhar sayılmaz ve bu, karısını başka karısının uzvuna benzetmesine benzemektedir.

Bunların farklı şeyler olduğu şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü erkek o vakit karısının sırtına onu benzetmiş olur ve bununla da zıhar yapmış sayılmaz. Bakmak, her ne kadar haram olmasa dahi, lezzetlenmek haram olur, bu ise ancak nikahtan sonra mümkün olabilir.

Eğer koca: “Annemin saçı, dişi, tırnağı vb. gibisin.” der veya karısının bunlardan sahip olan bir şeyini annesine benzetecek veya kimi uzuvlarını benzetecek olursa, o vakit zıhar yapmış olmaz. Zira bunlar sabit olan annenin uzuvlarından sayılmazlar, öyleyse kocanın kendi hanımına bunları izafe etmesiyle talak gerçekleşmez, aynı şekilde zıhar da gerçekleşmez.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/zihari-gecerli-olan/,https://kutsalayet.de/zihar-yapanin-cinsel-temas-kurmasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız