"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Zariyat 56

Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

Diyanet Vakfı
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

Kurtubi Tefsiri
Ben cinleri de, İnsanları da ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım.

“Ben cinleri de, İnsanları da ancak Bana İbadet etsinler diye yarattım.”

Denildiğine göre bu âyet, yüce Allah’ın ezeli bilgisine göre kendisine ibaûet edecek kimseler hakkında özeldir. Âyet umumi bir lafızla gelmiş olmakla birlikte anlamı özeldir. Âyetin manası da şudur: Ben cin ve insanlardan bahtiyar kimseleri ancak Beni tevhid etsinler diye yarattım.

el-Kuşeyrî dedi ki: Âyet-i kerîme kafi olarak tahsis edilmiştir. Çünkü deliler ve çocuklar Allah’a ibadet etmekle emr olunmamışlardır ki; yüce Allah’ın onlardan ibadet etmelerini istediği söylenebilsin. Diğer taraftan yüce Allah:

“Yemin olsun ki Biz cehennem için cin ve insanlardan çok kimseler yaratmışızdır.” (el-Araf, 7/179) diye buyurmuştur. Cehennem için yaratılmış olan kimselerin ise ibadet için yaratılmış kimselerden olmaları mümkün değildir. O halde âyet-i kerîme, aralarından îman eden kimseler hakkında kabul edilmelidir. Bu da yüce Allah’ın:

“Bedevi Araplar: Îman ettik, dediler,” (el-Hucurat, 49/14) âyetine benzemektedir. Çünkü bu sözü bedevi Araplar arasından sadece belirli bir kesim söylemişti. Bu açıklamayı ed-Dahhak, el-Kelbî, el-Ferrâ” ve el-Kutebî zikretmişlerdir.

Abdullah’ın kıraatinde de: “Ben cinlerden ve insanlardan îman edenleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” şeklindedir.

Ali (radıyallahü anh) da şöyle demiştir: Yani Ben cinleri de, insanları da, ancak kendilerine ibadet etmelerini emredeyim diye yarattım. ez-Zeccâc bu görüşü benimsemiştir. Buna da yüce Allah’ın:

“Halbuki onlar bir tek ilaha ibadet etmekten başkasıyla emrolunmamışlardı” (et-Tevbe, 9/31) âyeti da delildir.

“Yüce Allah onları rububiyetini kabul etmek, O’nun emir ve iradesi önünde zilletle boyun eğmek için yaratmış olduğu halde nasıl da inkar edip kâfir oldular?” diye sorulacak olursa, buna şöyle cevap verilir: Allah’ın üzerlerindeki kazasına zilletle boyun eğmişlerdir. Çünkü O’nun kazası (hüküm ve kaderi) onlar hakkında aynen cereyan eder, ona karşı koymaya güçleri yoktur. Ona ibadet edenlere, Allah’ın vermiş olduğu emir gereğince amel etmek hususunda inkar edip küfre sapanlar muhalefet etmiştir. Onun kaza ve hükmüne zilletle boyun eğmek, karşı konulabilecek bir husus değildir.

“Ancak Bana ibadet etsinler diye” âyetinin istesinler veya istemesinler, Bana ibadet edilmesi gerektiğini itiraf etsinler, anlamında olduğu da söylenmiştir. Bunu Ali b. Ebi Talha, İbn Abbâs’tan rivâyet etmiştir. Buna göre istemeyerek ibadet etmeleri onlar üzerinde görülen ilahi sanatın eserleridir.

Mücahidi Ancak Beni bilip tanısınlar diye… seklinde açıklamıştır. es-Sa’lebî; Bu güzel bir açıklamadır, demiştir. Çünkü yüce Allah onları yaratmamış olsaydı, O’nun varlığı ve tevhidi bilinmezdi. Bu açıklamaya yüce Allah’ın:

“Yemin olsun ki sen onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette: Allah diyeceklerdir.” (ez-Zuhruf, 43/87);

“Yemin olsun ki onlara: Göklerle yeri kim yarattı? diye sorsan, elbette: Onları hüküm ve emrinde galip, herşeyi en iyi bilen (Allah) yarattı, derler.” (ez-Zuhruf, 43/9) buyrukları ve buna benzer âyetler delil teşkil etmektedir.

Yine Mücahid’den gelen rivâyete göre; Ben onlara emirler vermek, yasaklar koymak için yarattım, diye açıklamıştır. Zeyd b. Eslem dedi ki: Bu onların yaratılışlarındakİ bedbahtlık ve bahtiyarlıktır. Yüce Allah cinlerden ve insanlardan bahtiyar olanları kendisine ibadet etsinler diye, aralarından bedbaht olanları da isyan etsinler diye yaratmıştır.

Yine el-Kelbî’den nakledildiğine göre yalnız Beni tevhid etsinler diye (yarattım), demektir. Mü’min kimse sıkıntılı zamanlarında da, rahatlık zamanlarında da O’nu tevhid eder. Kâfir ise sıkıntılı ve bela zamanlarında O’nu tevhid ederken, nimet ve bolluk zamanında bunu yapmaz. Buna da yüce Allah’ın;

“Onları dağlar gibi bir dalga kapladığında dinlerini yalnız Allah’a halis kılanlar olarak O’na dua ederler.” (Lukman, 31/32) âyeti delil teşkil etmektedir. İkrime dedi ki: Ancak Bana ibadet etsinler ve Bana itaat etsinler diye yarattım, İbadet edenleri mükâfatlandıracak, inkar edenleri de cezalandıracağım.

Anlamın, ancak onlardan Bana ibadet etmelerini isteyeyim diye yarattım şeklinde olduğu da söylenmiştir. Anlamlar birbirine yakındır.

“Ubudeti ve ubudiyeti apaçık abd (kul)” denilir. Ubudiyetin asıl anlamı itaatle ve zilletle boyun eğmektir. “Ta’bid” zelil kılmak demektir. “Güzelce döşenmiş yol” demektir. Şair de şöyle demiştir:

“Güzelce döşenmiş yolun üzerinde (ön) ayaklarının yerine (arka) ayaklarını (koyarak yol alıyor.)”

Ta’bid, isti’bad demek olup, bu da bir kimseyi kul edinmek demektir. aynı anlamdadır. İbadet, itaat, taabbüd de ibadete kendini vermek demektir. O halde “Bana ibadet etsinler diye” buyuruğu Bana zilletle boyun eğsinler, emrime uysunlar ve ibadet etsinler diye… demek olur.

https://kutsalayet.de/zariyat-55/,https://kutsalayet.de/zariyat-57/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız