"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Yusuf 68

Babalarının emrettiği şekilde girdiklerinde, bu, Allah’tan gelecek bir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Bu, Yakup’un içinde duyduğu bir isteği gerçekleştirmesiydi. O, kendisine öğrettiğimizden dolayı elbette bilgi sahibiydi. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Diyanet Vakfı
Babalarının kendilerine emrettiği yerden (çeşitli kapılardan) girdiklerinde (onun emrini yerine getirdiler. Fakat bu tedbir) Allahtan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı; ancak Yakup içindeki bir dileği açığa vurmuş oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Kurtubi Tefsiri
Babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler. Fakat bu Allahtan onlara gelecek hiçbir şeyi önleyemezdi. Sadece Ya’kub’un İçindeki bir dileği olup o da bunu açığa çıkardı. Şüphesiz ki o, kendisine öğrettiğimiz için bir İlim sahibi idi. Fakat insanların çoğu bilmezler.

“Babalarının kendilerine emrettiği şekilde” değişik kapılardan

“girdiler. Fakat bu Allah’tan” eğer başlarına hoşlanılmayacak bir şeyi getirmeyi raurad edecek olsaydı

“onlara gelecek hiçbir şeyi Önleyemezdi.”

“Sadece … bir dileği” bu birincisinden yapılmayan (müstesna minh’i farklı, munkatı’) bir istisnadır.

“Ya’kub’un İçindeki bir dileği” yani kalbinden geçen bir düşüncesi

“olup” bu da, onların dağılarak girmelerini vasiyet etmesinden ibaretti,

“o da bunu açığa çıkardı.” Mücahid der ki:

“Ya’kub’un içindeki dilek” nazar değer korkusu idi. Buna dair açıklamalar da az önce geçmiş bulunmaktadır. Bir diğer açıklamaya göre; hükümdar onların sayılarını ve güçlerini görmesin diye bu tavsiyeyi yaptı. Çünkü kıskanarak veya onlardan çekinerek onları alıp yakalayabilirdi. Bu açıklamayı müteahhir âlimlerden birisi yapmış, en-Nehhâs da bu görüşü tercih ederek şöyle demiştir: Burada nazarın zaten herhangi bir manası yoktur.

Bu âyet-i kerîme şuna delildir: Müslüman bir kimsenin kardeşini hakkında korktuğu şeylerden sakındırması ve ona kurtuluş ve esenlik yolunu göstermesi gerekir. Çünkü din demek, nasihat demektir, müslüman da müslümanın kardeşidir.

“Şüphesiz o” yani Ya’kub

“kendisine öğrettiğimiz İçin” dini ile ilgili hususlarda

“bir ilim sahibi idi. Fakat insanların çoğu bilmezler.” Yani Ya’kub’un dini ile ilgili bildiği hususları bilmezler.

Buradaki

“bir İlim sahibi idi” amel sahibi idi, diye de açıklanmıştır. Çünkü ilim amele götüren sebeplerin ilkidir. İşte amel kendisine sebep olan şey ile adlandırılmış olmaktadır.

https://kutsalayet.de/yusuf-67/,https://kutsalayet.de/yusuf-69/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız