De ki: “Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim sahip? Kim diriden ölüyü çıkarır, ölüden diriyi çıkarır? Kim işleri düzenler?” Hemen “Allah” diyecekler. De ki: “O hâlde neden sakınmıyorsunuz?”
Diyanet Vakfı
(Resulüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim malik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor? «Allah» diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona asi olmaktan) sakınmıyor musunuz?
Kurtubi Tefsiri
De ki: “Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Yahut o gözlere ve kulaklara mâlik olan kimdir? Ölüden diriyi çıkaran ve diriden ölüyü çıkaran kimdir? İşleri yerli yerince kim yönetiyor?” Hemen: “Allah” diyeceklerdir. De ki “O halde korkmaz mısınız?”
Bu anlatımdan kasıt, müşriklerin kanaatlerini reddetmek, onlara karşı delili ortaya koymaktır. Bunu onlardan kim itiraf ederse, artık onlara karşı delil açıkça ortaya konmuş olur. İtiraf etmeyenlere ise, bu göklerin ve yerin bir yaratıcısının bulunmasının kaçınılmaz olduğu tesbit edilmiş olur. Zaten bu konuda aklı bulunan hiçbir kimse tartışmaz, tereddüt etmez. Çünkü bunun böyle olduğu neredeyse kesin bir bilgi (zorunluluk) seviyesindedir.
“Size gökten” yağmur ile
“ve yerden” bitkiler ile
“rızık veren kimdir? Yahut o gözlere ve kulaklara malik olan kimdir?” Yani, onları var eden ve sizin için onları yaratan kimdir?
“Ölüden diriyi” yani, yerden bitkiyi, nutfeden insanı, taneden başağı, yumurtadan kuşu, kâfirden mü’mini
“çıkaran ve… kimdir. İşleri yerli yerince kim yönetiyor?” İşleri kim takdir eder, kim hükme bağlar.
“Hemen: Allah diyeceklerdir.” Çünkü onlar Allah’ın yaratsa olduğuna İnanırlardı. Yahut da: Eğer düşünür ve insan elden bırakmazlarsa, bunları yapan Allah’tır diyeceklerdir.
O halde sen de ey Muhammed, onlara
“de ki: O halde korkmaz mısınız?”
Yani, Allah’ın cezasından dünyada ve âhirette sizden intikam alacağından korkmaz mısınız.