De ki: “Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve siz de onu bilmezdiniz. Ondan önce aranızda bir ömür geçirdim. Hiç akletmez misiniz?”
Diyanet Vakfı
De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hala akıl erdiremiyor musunuz?
Kurtubi Tefsiri
De ki: “Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben, bundan önce aranızda bir ömür geçirdim. Hâlâ akıllanmaz mısınız?”
“De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi.” Yani, Allah dileseydi beni size peygamber göndermez, ben de size Kur’ânı okumazdım. Allah da Kur’ânı size bildirmez ve onun haberini size vermezdi.
“Onu size bildirmezdi” anlamındaki; fiili kullanılarak: “Bir şeyi bildim, Allah onu bana bildirdi, onu bildim,” denilir. “Dirâyefde bir çeşit aldanma anlamı vardır. Mesela, “Adamı aldattım,” ifadesi buradan gelmektedir. Bundan dolayı yüce Allah hakkında “dârî (dirayet eden)” tabiri kullanılmaz. Diğer taraftan bu hususta (yani, bunun Allah’ın isimleri arasında olduğu hususunda.) rivâyet de yoktur.
İbn Kesîr; “Mutlaka onu size bildirirdi” anlamında “lâm” ile “hemze” arasında “elif olmaksızın okumuştur. Yani: Şayet Allah dilemiş olsaydı, ben onu size okumaksızın dahi O size onu bildirirdi. Bu durumda buradaki “lâm”, ef ale (o yaptı) veznindeki “hemze”nin başına gelmiş bir te’kid lâm’ıdır. İbn Abbâs ve el-Hasen ise, “Ben onu size bildirmezdim” anlamında “ya”yi, -Akiloğullarınin ağzına uygun olarak- elife dönüştürmek suretiyle okumuşlardır. Şair der ki:
“Şunu bil ki, Yemameliler Taylılara bir Savaş ilan etti.
Alnında beyazlık bulunan atların perçemleri gibi.”
Ebû Hatim der ki: el-Esmaî’yi şöyle derken dinledim: Ben, Ebû Amr b. el-Alâ’ya sordum: el-Hasen’in; şeklindeki kıraatinin açıklanabilir bir tarafı var mıdır? O, hayır dedi.
“Ömrün hakkı için yemin ederim.
Yer yüzünde develeri önüne katıp sürükleyen
Bir Kayslı bulunduğu surece fakirlikten korkmayacağım.”
Bir başka şair de şöyle demektedir:
Ebû Ubeyd de der ki: el-Hasen’in bu şekildeki okuyuşunun yanlış olduğunu söylemekten başka açıklanabilir bir tarafı yoktur.
en-Nehhâs der ki: Ebû Ubeyd’in; “açıklanabilir bir tarafı yoktur” sözü, Allah’ın izniyle yanlıştır. Çünkü, “bildim” anlamında;denilir ve; “başkasına bildirdim,” anlamında da; denilir. Yine “def ettim, sallallahü aleyhi ve sellemdım” anlamında; denilir. O halde, yanlışlık bu iki farklı fiilin kullanımı hakkında sözkonusudur.
Ebû Hatim der ki: Zannederim el-Hasen bu kıraati ile el-Haris b. Kâ’boğullarının söyleyişine uygun olarak “ye” harfinin yerine “elif” kullanmıştır. Çünkü onlar, kendisinden önceki harf fethalı olduğu takdirde “ye” harfinin yerine “elif” kullanırlar. Yüce Allah’ın:
“Bunlar ancak iki sihirbazdır” (Tâhâ, 20/63) âyeti gibi.
el-Mehdevî der ki: diye okuyanların kıraati şöyle açıklanır: Hemzenin aslı “ye”dır. Buna göre bu kelimenin asli; “Size bildirdim” şeklindedir. Burada “ye” harfi -sakin olmakla birlikte- “elife kalbedilmiştir. Nitekim -ümit kesmiş anlamında ın yerine, in de in yerine kullanılması gibi. Daha sonra; -âlim anlamında- yerine ve -yüzük anlamında- ın yerine diye kullananların şivesine uygun olarak “elif” “hemze”ye çevrilmiştir, en-Nehhâs der ki: Bu bir yanlışhktır. Çünkü, el-Hasen’den gelen rivâyet “hemze’li olarak; şeklindedir. Ebû Hatim ve başkaları ise, bunun hemzesiz olduğunu söylemişlerdir. Bununla birlikte defettim, sallallahü aleyhi ve sellemdım anlamında fiilinden gelmesi de mümkündür. Yani, ben size (yaptıklarınızı bir kenara) iterek, Kur’ân’ı inkârı terketmentzi de size emretmedim, demek olur.
“Ben, bundan önce aranızda bir ömür geçirdim” âyetindeki
“Bir ömür” kelimesi, zarftır. Yani, aranızda bir süre yaşadım. Bu da kırk yıllık bir süredir. “Ondan önce”; Kur’ân’dan önce demektir. Siz benim doğru sözlü ve emin bir kimse olduğumu biliyorsunuz. Okuyup yazmadığımı da biliyorsunuz. Bundan sonra ben sizlere mucizeler getirdim.
“Hâlâ akıllanmaz mısınız?” Bunun benim tarafımdan değil de ancak Allah’dan geldiğini aklınızla kavramayacak mısınız?
“ondan önce aranızda bir ömür geçirdim” âyetinin şu anlama geldiği de söylenmiştir: Ben, gençliğim boyunca aranızda, Allah’a hiç bir şekilde İsyan etmeksizin yaşadım. Siz, kırk yaşıma gelmiş bulunduğum bu sırada mı benden Allah’ın emrine muhalefet etmemi ve bana indirilmiş bulunanları değiştirmemi istiyorsunuz?
Katade der ki: Hazret-i Peygamber, aralarında kırk yıl yaşadıktan sonra, iki yıl süreyle peygamberlerin gördüğü şekilde “peygamberi rüya” görmeye devam etti. 62 yaşında iken de vefat etti.