Yoksulu doyurma kefaretindeki miktar, her bir yoksul için buğdaydan olmak üzere bir müdd yahut hurma veya arpadan olmak üzere yarım sa vermektir.
el-Muvaffak der ki: Buğdaydan bir müdd verilmesi görüşü, Zeyd, İbn Abbas, İbn Ömer ve Ebu Hureyre’nin görüşü üzere geldiği anlaşılmaktadır. Onlara bu konuda muhalefet eden bir sahabe bilmediğimiz için bu, bir icma halini almıştır. Bunun yanında hurma veya arpadan olmak üzere yarım sa görüşü ise Ata b. Yesar’ın yaptığı rivayetle geldiği anlaşılmaktadır. Rivayete göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Evs b. es-Samit’in kızı Huveyle’ye: “Ensarlı filan şahısa git, onda yarım vesk hurma vardır. Hurmaları tasadduk edeceğini ona haber ver, onları sana versin ve kocan onları altmış yoksula taksim etsin.” buyurdu.
Evs b. es-Samit hadisinde ise Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bir arak hurmayla ben yardım ederim.” buyurunca, “Ey Allah’ın Resulü! Bir arakla ona ben de yardım edebilirim, dedim.” Bunun üzerine Allah Resulü: “Aferin sana, git o iki arak hurmayı onun adına altmış yoksula yedir ve amcanın oğluna geri dön.” buyurdu.
Senetleriyle Ebu Davud’un, Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan rivayet ettiğine göre, kendisi şöyle demiştir: “Bir arak onbeş sa’ı içine alan bir zenbildir.” Bu durumda iki arak otuz sa eder, her yoksul için yarım sa verilir. Çünkü bu, orucu ve doyurmayı içine alan bir kefaret şekli sayılmaktadır. Buna göre her bir yoksul için –eziyet sebebiyle ödenen fidyede olduğu gibi– hurma veya arpadan olmak üzere yarım sa miktarında taksim edilir.
Ebu Hureyre ise: Hangi türden olursa olsun bir müdd miktarı yoksula yedirir, demiştir. Ata, Evzai ve İmam Şafii de böyle söylemiştir. Zira bu minvalde isnadıyla Ebu Davud’un rivayeti gelmiştir. Onun, Ata’dan, onun da Ubade b. es-Samit’in kardeşinin oğlu Evs’ten yaptığı rivayete göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), ona –yani zıhar yapana– altmış yoksulu doyurmak üzere arpadan olmak üzere onbeş sa vermiştir.
el-Esrem’in isnadıyla Ebu Hureyre’den yaptığı nakile göre, Ramazan ayında gündüz vakti cima eden adamla ilgili hadise göre Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), içerisinde on beş sa (hurma) arakı bulunan bir sepet getirildiğinde: “Bunu al ve ailene tasadduk et.” buyurmuştur. Durum böyle iken, cima eden koca hakkında gelen hadisi, zıhar kefaretindeki ölçüyle aynı hükme kıyas etmek sabit ve mümkün olur.
İmam Malik ise şöyle der: Hangi türeden olursa olsun her bir yoksula iki müdd taksim edilir. Zira bu, orucu ve doyurmayı içine alan bir kefaret şeklidir. Öyleyse her bir yoksul için –eziyet sebebiyle ödenen fidyede olduğu gibi– yarım sa miktarı taksim edilir.
Sevri ve rey ashabı ise: Her bir yoksul için buğdaydan iki müdd, hurma ve arpadan ise bir sa miktarı verilir, demişlerdir. Çünkü Seleme b. Sahr hadisinde, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Hurmadan olmak üzere bir vesk yedir.” buyurmuştur. Ebu Davud rivayetinde ise: “Arak, altmış sa eder.” ifadesi gelmiştir.
el-Muvaffak şöyle demiştir: Ebu Davud’un “Arak, altmış sa eder.” rivayetine gelirsek, bir defa bunu kendisi de zayıf görmüş ve: Başka hadisler bundan daha sahihtir, demiştir. Nitekim bu hadisin zayıf oluşuna delalet eden ifadeler yer almaktadır. Çünkü bu, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Bir arak hurmayla ben yardım ederim.” buyruğunun siyakında gelmiştir. Kadın da bunun üzerine: “Bir arakla ona ben de yardım edebilirim.” deyince, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Bununla onun adına altmış yoksulu yedir.” buyurmuştur. Dolayısıyla arak, altmış sa yapmış olsaydı, o vakit kefaret yüz yirmi sa olmuş olurdu. Oysaki bunu söyleyen yoktur.
Bunun yanında Ramazan ayında cima eden adama vermiş olduğu onbeş sa hurma hakkında ise Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bunları onun namına tasadduk et.” diye buyurmuştur. Muhtemeldir ki adam, bundan başkasını bulamadığından dolayı söz konusu miktarı onun hakkında yeterli görmüş olabilir. Çünkü adamın muhtaç bir kimse olduğu haberini alınca da, o hurmalardan yemesini dahi emretmiştir. Üzerinde Buhari ve Müslim’in ittifak etmiş olduğu bir hadiste ise: “Yirmi sa miktara yakın…” ifadesi gelmiştir. Halbuki buna dair hiç kimsenin bir görüşü gelmiş değildir. Öyleyse bu husus, fazlasını bulamayan bazı kimseler hakkında bu miktarı vermelerinin yeterlilik arz edeceğine delalet eder.
Ubade’nin kardeşinin oğlu olan Evs hadisine gelirsek, hadis mürsel’dir ve bunu kendisinden Ata rivayet etmiştir. Ve onun dönemine yetişmemiştir, bu yönüyle bizim lehimize delil teşkil etmiş olmaktadır. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), ona bir arak vermiş ve kendi karısı da ona yardımcı olmuştur. Bu durumda her ikisinin birlikte vermiş oldukları miktar otuz sa olmuş oluyor. Diğer hadislerle bizim öne sürdüğümüz hadislerin arasını cem etmiş olmakla, bunun cevazına hamletmiş olmaktadır. Bunun yanında bizim öne sürdüğümüz hadisler de yeterliliği ortaya koymaktadır.