"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Yoksul doyurma kefaretindeki keyfiyet

Mezhebimizin zahir görüşüne göre vacip olan, söz konusu yoksullardan her birisinin kefaretten gerekli miktara sahip olmalarını sağlamak, onlara temlik etmektir. Eğer yoksullara öğlen yahut akşam yemeği yedirmiş olursa, bu o kimse hakkında yeterli olmaz, ister bunu vacip miktarla yerine getirmiş olsun yahut azı veya çoğuyla yerine getirmiş olsun, fark etmez. Eğer her bir yoksulu bir müdd miktarıyla öğle vakti yedirmiş olsa, bunu ona temlik olarak vermediği sürece, bu onun hakkında yeterli gelmemiş sayılır. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür. Nitekim sahabeden nakledilen, bu miktarı bizzat yoksullara vermiş olmalarıdır. Bir de bu verilenler, fakirler hakkında şer’an verilmesi gereken bir mal sayıldığı için, zekatta olduğu gibi bunlara malik olmaları da zorunluluk ifade etmiş oluyor.

İmam Ahmed’den gelen başka bir görüşe göre, yoksullara vacip olan miktarı (ellerine vermeyip de onu) kendilerine yedirmesi de kefaret için yeterli gelir. Bu ise Nehfu ve Ebu Hanife’nin görüşüdür. Çünkü Yüce Allah’ın: “Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur.” (Mücadele Suresi: 4) buyruğu bunu ifade eder. Nitekim yoksulları doyurmuş olacağından, o vakit kefareti için yeterli gelmiş olacaktır. Zira yoksulların doyurulması, onlara mal olarak bunun verilmiş olması demek olur. Buna göre onlara altmış ve daha üstünde müdd miktarında olmak üzere yedirmesi şart koşulur ki, vacip miktar kadarıyla onları doyurmuş sayılsın.

Yoksul doyururken bunun peşpeşe olması vacip değildir. Çünkü Yüce Allah, yoksulların peşpeşe doyurulmasını şart kılmamıştır. Yoksulları doyururken adam (zıhar yaptığı o karısıyla) cima edecek olursa, geçenleri baştan doyurması gerekmez. Bunu, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Çünkü hakkında peşpeşe hükmünün gereklilik arz etmediği bir zaman diliminde cima etmiştir, öyleyse yoksulu baştan doyurması vacip olmaz. Bu durum, sanki zıhar yapmadığı diğer karısıyla cima etmesi gibi veyahut yemin kefaretindeki cinsel teması gibi değerlendirilir. Bu şekliyle oruç konusuyla da ayrılmaktadır.

İmam Malik ise: O vakit oruca baştan başlar; çünkü zıhar kefareti esnasında cinsel temas yaptığından dolayı, yoksulları doyurmaya baştan başlaması gerekmektedir, demiştir.

Bir gün içerisinde iki kefaretten dolayı iki müdd miktarı yoksula taksim edip verecek olursa -iki görüşten birisine göre- bu o kimse hakkında yeterli gelir. Bu, Şafii mezhebine ait görüştür. Çünkü vacip olan miktar, vacip olan sayıya verilmiştir, bu sebeple yeterli olur. Sanki iki günde iki müdd miktarı vermesi gibi kabul edilir. Diğerleri ise bunun yeterli olmayacağı görüşünü ileri sürmüştür ki, Ebu Hanife de bunlardandır. Zira kefaretten olmak üzere yoksul kişi o günün azığını elde etmiş olacağından, artık aynı gün içerisinde iki miktarın kendisine verilmesi caiz olmaz. Sanki yoksula tek bir kefaretten olmak üzere iki günün kefaretini bir gün içerisinde vermesine benzemektedir.

el-Muvaffak (İbn Kudame) der ki: Birinci görüş, kıyasa daha yakın ve daha doğru olandır. Çünkü yoksulların sayısına itibar etmek, günlerin sayısına itibar etmekten daha evladır. Buna göre iki gün içinde yoksula bunu vermiş olursa, kefareti için bu yeterli gelmiş olur. Zira bu miktarı verecek olanlar iki kişi olurlarsa, ikisinin söz konusu miktarı yoksula vermiş olmalarıyla kendileri kefareti yeterli şekilde icra etmiş sayılırlar. Aynı şekilde veren şahıs bir kişi de olsa durum aynıdır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/yoksulu-doyurma-kefaretindeki-miktar/,https://kutsalayet.de/verilecek-yiyecegin-cinsi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız