"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Yiyeceği ve giyeceği yanında işçinin ücretle tutulması

İmam Ahmed’den, yiyeceği ve giyeceği yanında işçinin ücretle tutulması yahut ücretli tutulduğu halde yiyecek ve giyeceğinin şart koşulması noktasında farklı görüşler gelmiştir. Ondan rivayet edildiğine göre, bunlar caizdir ve İmam Malik ile İshak’ın mezhebi de bu doğrultudadır.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Nitekim zikrettiğimiz sahabeler de bu yönde amel etmişlerdir ve onlara bu hususta karşı çıkan olmadığından dolayı, bu bir icma halini almış oldu. Çünkü sütanne ile ilgili olarak bu minvalde ayet-i kerime sabit olmuştur. Bu ayete kıyaslanarak başkaları hakkında da bu hüküm sabit olur. Bir de bu, menfaatin elde edildiği bir ivaz sayıldığından -zevcenin nafakası gibi- örf de bu tesmiyenin yerinde kullanılmış oldu. Şüphesiz giyime de ait bir örfü vardır ve bu zevcelerin (eşlerin) giysisidir. Yiyeceğin de bir örfü vardır ve bu da kefaretlerdeki yemek yedirmelerdir; bu sebeple ıtlak edilip kullanması caizdir, tıpkı o beldenin parası gibi sayılır.

Ondan (İmam Ahmed) aktarıldığına göre bu durum sadece sütanne hakkında caiz olup başkası hakkında caiz değildir. Bu görüşü ise el-Kadı (İyaz) tercih etmiştir. Bu, Ebu Hanife’nin de mezhebidir. Çünkü bu, meçhuldür ve yalnız sütanne hakkında caiz olur. Zira Yüce Allah şöyle buyurur: “Onların örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi baba tara[.]”

Ondan (İmam Ahmed) gelen üçüncü bir görüşe göre, bu hiçbir surette sütanne hakkında da caiz değildir, başkası hakkında da caiz değildir. Bunu ise İmam Şafii, Ebu Yusuf, Muhammed ve Ebu Sevr söylemiştir. Çünkü bunlar birbirinden farklıdır; dolayısıyla da meçhuldür. Nitekim ücretin bir şartı da malum olmasıdır.

Eğer işçi -selem konusunda nitelendiği gibi- giysiyi ve harcamaları malum nitelikte olmak üzere şart koşacak olursa bu, tüm ilim adamlarına göre caiz olur. Yiyeceği ve giyeceği şart koşmazsa, bu durumda harcamaları (nafakası) ve giysileri kendisine ait olur, aynısı sütanne için de geçerlidir.

İlim ehlinin icmasına göre sütannenin ücretle tutulması caizdir. Bu, Yüce Allah’ın kitabında sabit bir hükümdür ve Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), oğlu İbrahim için bir sütanne tutmuştur. Çünkü bu, çok zaruretli bir konudur.

Sonra bakılır; bu kadın, çocuk bakımı için değil de yalnız süt emzirmesi için yahut süt emzirmesi için değil de yalnız çocuk bakımı veyahut her ikisi için kiralanmış olursa, bu da caizdir. Peki, bu durumda süt emzirmesi için mutlak manada bir ifade kullanırsa, çocuk bakımı da bu kapsama girer mi? Bunun hakkında iki görüş yer almaktadır:

Birincisi: Bu, süt emzirme kapsamına girmez. Ebu Sevr ile İbn Munzir’in kavlini oluşturmaktadır. Çünkü bu akit, çocuk bakımını içermiş değildir.
İkincisi: Bu kapsama girer. Bu ise rey ashabının görüşünü oluşturur. Çünkü örfe göre sütanne aynı zamanda (emzirdiği) çocuğun bakımını da üstelenmektedir. Dolayısıyla bu konu mutlak olarak örf ve adet üzere hamledilir. Şafii ashabının da bu iki görüş gibi iki tane (farklı) görüşü yer almaktadır.

Bu akit için dört tane şart öne sürülmüştür:

Süt emzirme süresinin malum olması. Çünkü süre, ancak bilindiği vakit bunun takdir edilmesi mümkün olur. Bunun yanında süre içerisindeki süt içirmesi ve ameli farklıdır.
Çocukluğun gözlemlenerek bilinmesi… Zira emzirme konusu, çocuğun büyük ve küçük oluşu, durumu ve isteyişine göre farklılık arz eder.
Süt emzirme yeri; çünkü bu da farklılık arz etmektedir. Zira sütannenin, başkasının evinde çocuğu emzirmesi onu meşakkate sokarken, kendi evinde çocuğu emzirmesi ise kolayına gelmektedir.
İvazın (karşılık ve fiyatın) bilinir ve malum olması.
Üzerinde akdin icra edildiği süt emzirme konusunda farklı görüşler yer almaktadır. Süt emzirme hükmünün, çocuğa hizmet etmek, onu taşımak, kadının göğüsteki memesini çocuğun ağzına sokmak ve buna ek olarak süt vermek olduğu söylenmiştir; tıpkı ücretle tutulan boyacıların (işlerinde kullandıkları) boya hükmü gibi sayılmaktadır. Çünkü süt, bir mal hükmünde sayıldığı için, kira konusunda üzerinde akit icra edilemez ve bu, tıpkı insanların dışındaki canlılardan alınan süt gibi kabul edilir.

Süt emzirme hükmünden kasdın sadece “süt” olduğu da söylenmiştir. Nitekim el-Kadı şöyle der: Doğrusu da budur; çünkü kasdedilen hizmet değildir (sadece sütün elde edilmesidir.) Bu nedenledir ki sütanne, çocuğa hizmet etmeden yalnız süt verecek olursa, ücreti almayı hak eder. Süt emzirmez de sadece ona hizmet ederse baksa bu noktada bir şeyi hak etmez. Ayet-i kerime, söz konusu olan ücreti süt emzirmeye bir rütbe olarak kılmıştır. Bu da gösteriyor ki, bu akdin üzerinde gerçekleştiği şey budur (yani süt emzirmesidir). Bir de bu akit, eğer çocuğa sadece hizmet etmek için kıyılmış olsaydı, bu durumda sütanne, o çocuğa sütü içirmek zorunda değildir.

Bu noktada anne sütünün bir “mal” olmasına gelince, kira noktasında sadece üzerinde akit açısından buna ruhsat olarak cevaz verilmiştir. Çünkü sütten başkası onun yerini alamayacağı için, buna ihtiyaç duyulmuştur. Ama bu, sadece insanoğlu hakkında caizdir, diğer hayvanların sütlerinde ise durum farklıdır. Zira insanoğlunun muhafaza edilmesi asıldır; dolayısıyla zaruret vardır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/arazinin-ekme-bicme-ve-uzerine-yapi-insa-etme-uzere-kiraya-verilmesi/,https://kutsalayet.de/ucretle-tutulan-binegin-muteaddit-durumu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız