"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Yeminler konusunun meşruiyeti

Yeminler konusunun meşrûiyeti ve hükümlerine ait sübutu, kitap, sünnet ve icma’ya dayanmaktadır. Yüce Allah buyurur ki: “Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar.” (Maide Suresi 89) Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin ederim ki, Allah diler de bir yemin eder sonra da ondan daha iyi bir yol görürsem yeminimden kefaret verir ve o daha iyi olan işi yaparım.” Bu hadis hakkında Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Ümmet, yeminler konusunun meşrûiyetine, hükümlerinin sabit olacağına ve üzerinde yemin edilen konunun önemine binaen aslı üzere vazedilmiş oldukları hususunda icma etmişlerdir.

Yüce Allah’tan ve sıfatlarından başkası adına yemin etmek caiz değildir. Mesela bir kimsenin babasının, Kabe’nin, filan sahabe veyahut imamın üzerine yemin etmesi caiz değildir. İmam Şafii: Bu tür bir yeminin masiyet (günah) olmasından endişe ederim, demiştir. İbn Abdilberr ise şöyle der: Bu, üzerinde icma edilmiş asıl bir konudur.

Allah’a yemin ederken aşırıya kaçmak (çokça yemin etmek) kerih görülmüştür. Zira Allahu Teala: “Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık kimseye…” (Kalem Suresi) buyurmuştur. Burada çokça yemin eden kınanmıştır, öyleyse onun bu amelinin kerih olacağını gösterir. Yemin ederken aşırıya kaçmayacak olursa bu kerih görülmez, ancak kerih olacağını gerektirecek bir durum baş gösterecek olursa başka.

Yeminler beş kısma ayrılır:

Vacip olan yeminler. Bunlar, insanı ölümden kurtarmak için yapılan yeminlerdir. Süveyd b. Hanzala’nın yaptığı rivayete göre, kendisi şöyle demiştir: “Aramızda Vail b. Hucr da olduğu halde Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’i görmek üzere çıktık. Vail’i bir düşmanı yakaladı. Yanımızdaki topluluk yemin etmeyi günah saydılar, ben ise: ‘O, benim kardeşim.’ diye yemin ettim. Bunun üzerine düşmanı onu salıverdi. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’e geldik, ona öbürlerinin yemin etmeyi günah saydıklarını, benim ise ‘Benim kardeşimdir.’ diye yemin ettiğimi haber verdim. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘Doğru söylemişsin, Müslüman Müslüman’ın kardeşidir.’ buyurdu. Bu ve benzeri durumlarda yemin etmek vacip sayılmıştır. Çünkü suçsuz olan bir kimsenin yanında bulunmak vaciptir. Yemin etmesi bir zorunluluk oluşturacak olursa, o vakit yemin gereklilik arz eder. Aynı şekilde masum olduğu halde hakkında ölüm kararı verilecek durumda olan bir kimse hakkında, yemin edildiği takdirde onu ölümden kurtarmaya vesile olan bir kasame’de onun lehine yemin etmesi de böyledir.
Mendup olan yeminler. Bunlar iki hasmı barıştırmak, yemin eden veya başkasından sebep bir Müslüman’ın kalbinde yer eden kin ve öfkeyi dindirmek yahut da bir zararı ortadan kaldırmak amacıyla yapılan yeminlerdir. O vakit yemin etmek mendup olur. Çünkü bu tür işleri icra etmek mendup, dolayısıyla buna sürükleyecek olan yemin de mendup olur.
Mübah olan yeminler. Mesela mübah olan bir işi yapmak yahut terk etmek noktasında yapılan yeminlerdir. Bunun yanında doğru olduğunu bildiği yahut öyle sandığı bir haber hakkında yapacağı yemin de böyledir. Hakim huzurunda birtakım haklar üzere yapacağı yemin hakkında ise iki görüş gelmiştir: Birincisi: Terk etmesi bunu yapmasından daha evla olan durumlar ki, o vakit yemin etmesi mekruh olur; İkincisi ise: Yapması da terk etmesi gibi mübah olan durumda yaptığı yemindir (ki, bu da mübahtır.)
Mekruh olan yeminler. Bu ise mekruh bir işi üzere yapılan yahut mendub’u terk etmek üzere gerçekleşen yeminlerdir. Çünkü burada yemini terk etmek, Allah’a itaat etmek istediği bir ameli terk etmesine veya mekruh bir ameli işlemesine kendisini sevk etmiş olacaktır. Dolayısıyla da buradaki yemin mekruh sayılır. Alışveriş esnasında yemin etmek de mekruh kısma girmektedir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yemin malın menfaatini kazanırken, (diğer taraftan) onun bereketini gidermektedir.” buyurmuştur. Bu hadis hakkında Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Haram olan yeminler. Bu ise yalan yere yemin etmektir. Çünkü yalan söylemek, haram kılınmıştır. Yemin, eğer üzerine yemin edilen şey üzerinde icra edilmiş olursa bunun haramlığı daha büyüktür. Bir hakkı iptal ediyor yahut masum birisinin malını elinden alıyorsa, bu yemin daha çok günahtır. Masiyet işlemek yahut vacip olan bir şeyi terk etmek noktasında yemin etmek bu kısma dahildir.
Yemin, ne zamanki vacip bir ameli işlemek veya haram bir ameli terk etmek için yapılmış olursa, o vakit yemin etmemek (yeminden kaçınmak) haram olur. Zira haram bir ameli icra etmek için yapılan yemin haramdır. Mendup bir ameli işlemek yahut mekruh bir ameli terk etmek noktasında yemin etmemek (yeminden kaçınmak) da mekruh olur. Mubah bir amelin amel edilmesi noktasında yemin etmemek ise mübahtır. Buna mukabil mekruh bir ameli işlemek yahut mendup bir fiili terk etmek üzere icra edilmeyen bir yemin, mekruh da olabilmektedir. Yemin, eğer haram bir ameli işlemek yahut vacibi terk etmek üzere icra edilmişse, o vakit yemin etmemek vacip olabilmektedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sail-saldirgana-karsi-koymak/,https://kutsalayet.de/yemini-bozma-kefareti/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız