Taş atımı satışı hakkında farklı izahlar yapılmıştır. Bu alışverişin, satıcının: “Şu taşı at, hangi elbise üzerine düşerse, o elbise filan dirheme sana aittir.” demesiyle gerçekleşeceği söylenmiştir. “Satılan arazi alanının sınırının, bu şekliyle atacağın taşın ulaşacağı yere kadar ki meblağı” olacağı da söylenmiştir. “Bu taşı ne zaman atmış olursan bu durumda satış gerçekleşmiş olur.” demesiyle de bu satışın gerçekleşmiş olacağı söylenmiştir. İşte tüm bu satışlar içerisinde aldatma ve cehaletin yer aldığı fasit akitlerden sayılmaktadırlar. el-Muvaffak der ki: Bu noktada bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Aynı şekilde annesi dışında karnındaki yavrusunun satışı da böyledir; bunun fasit olacağında da ihtilaf yoktur. Zira karnındaki yavrunun satışı iki yönden dolayı caiz değildir: İlk olarak, bu yavrunun bilinmemesi. Çünkü yavrunun ne özelliği ne de durumu bilinmemektedir. İkincisi ise bu yavrunun teslim edilmesinin mümkün olmamasıdır. Gaib olan bir şey, bunun tersinedir; zira onun teslim edilmesi imkan dahilindedir.
İbn Ömer’den nakledildiğine göre; “Nebi, habelu’l-hable gebe hayvanın satımından men etmiştir.” Bunun manası; üründen çıkan ürünün satışıdır. Yine İbn Ömer’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bu satış, cahiliye devri insanlarının uygulayageldikleri ve devenin karnında bulunan yavrunun satışıdır. Kişi, deve etini, deve doğuruncaya sonra da karnındaki doğuruncaya kadar bir vade ile satar ki Hz. Peygamber bundan onları men etmiştir.” İşte bu iki satış da fasittir, geçersizdir. İlkine gelince, bir defa bu satış madum bir eşyanın satışı anlamına gelir. Doğuruncaya değin satışı dahi caiz olmaz iken o, karnındaki yavrusunun satışı daha öncelikli olarak caiz olmaz. İkincisine gelince, bu da meçhul bir vade sebebiyle caiz değildir.
Memedeki sütün satışı caiz olmaz. Bunu, İmam Şafii, İshak ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü sıfat ve miktarı meçhuldür; dolayısıyla da doğuruncaya değin yavrunun satışına benzer. İmam Malik’ten nakledildiğine göre çocuğa içirmek amacıyla alıcı ve satıcı sütün sağıldığı belirli günleri bilecek olurlarsa -tıpkı sütannenin sütü konusunda olduğu gibi- bu durumda satışı caiz olur. Şöyle cevap verilmiştir: Bu noktadaki adet farklı farklıdır. Sütannenin sütüne gelince bu, ancak çocuğun sütle bakımı konusunda caizdir; çünkü buna ihtiyaç vardır.
Erkek hayvanın menisi karşılığında ücret alınması caiz değildir. Erkek hayvanın menisi sebebiyle satışını yapmak ve suyunu almak, bundan kazanç elde etmek demektir. Dolayısıyla menisini alarak bunu kiralamak haram ve bu bağlamda yapılan akit de geçersizdir. Bunu, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Çünkü bu noktada İbn Ömer’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Nebi, erkek hayvanın menisi karşılığında ücret alınmasını nehyetti.” Cabir’den nakledildiğine göre, o der ki: “Hz. Peygamber, devenin menisi karşılığında ücret alınmasını men etti.” Çünkü bu şekilde onun teslim edilmesine muktedir olunamamaktadır ve bu yönüyle kaçan kölenin kiralanmasına benzer. Bir de bu durum devenin seçimine bağlı bir konudur ve maksat söz konusu olan su olduğundan, her ikisinin ise alışveriş akdinde tek olarak icra edilmesi caiz değildir; çünkü meçhuldür.
İmam Malik’ten ise bunun cevazına dair görüş nakledilmiştir. İbn Akil der ki: Muhtemelen ben de caiz görürüm. Zira bu, devenin bu noktadaki fayda ve menfaati için yapılan bir akittir; dolayısıyla da elde edilen bu maksadı menfaat içeriklidir. Su ise ancak bu noktada bir tabiiyeti ortaya koymaktadır. Genellikle burada elde edilen fayda, devedeki menfaatin akabinde gerçekleşir ki bu durumda çocuğun karnına sütün ulaşması için sütanne konusundaki alışveriş akdine benzemektedir. Sütannenin kiralanmasının, diğer insanların maslahatı bağlamındaki asli temel hakkında farklı bir durum oluşturmuş olacağı, şeklinde cevap verilmiştir. Öyleyse kendi benzeri olmayacağı gerekçesiyle buna kıyas edilmesi doğru değildir.
Buna göre erkek hayvanın döllemesi karşılığında bir kimse ücret verecek olursa, bu ücreti alan kimse harama girer; bunu veren kimse ise harama düşmez. Çünkü o, ihtiyaç duyduğu mübah bir şeyi elde etmek için malını harcamış durumdadır ve tıpkı hacamattan dolayı ücret almada olduğu gibi bundan kendisi men edilmez. Şayet hayvanın menisi karşılığındaki ücreti hediye edecek olur ya da kiraya vermeksizin ikram edecek olursa, bu caiz olur. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü bu noktada Enes’in rivayet ettiğine göre; “Kilab kabilesinden bir adam hayvanın döllemesi karşılığında ücret alınır mı, diye Hz. Peygamber’e sormuştu da Allah’ın Resulü bundan yasaklamıştı.” Adam: “Ey Allah’ın Resulü! Biz, erkek hayvanı bu iş için veririz ve bu yüzden bize ikram olarak bir şeyler verilir.” dedi. Bunun üzerine Allah Elçisi, ona bu noktada ruhsat verdi. Çünkü bu, mübah bir sebebe bağlı olduğundan -hacamattaki gibi- bu nedenle hediye olarak alınması da caiz olur.