Yaralı ve hasta, suyu kullanmaktan dolayı kendi canları hakkında korkacak olurlarsa, ilim adamlarının çoğunluğuna göre teyemmüm almaları caiz olur. Ata ise sadece su bulunmadığı vakit teyemmümü caiz görmüştür. Zira “su bulamayacak olursanız…” ayetinin zahiri bunu ifade ettiğini belirtir. Hasan’dan da bu yönde rivayet gelmiştir.
Caiz olduğuna dair ise Yüce Allah’ın “Nefislerinizi (kendinizi) öldürmeyiniz.” (Nisa Suresi: 29) buyruğu delalet etmektedir.
Cabir hadisinde geçtiği üzere:
“Bir sefere çıkmıştık. Bizden bir adama taş isabet etti ve başını yardı. Sonra adam ihtilam oldu. Arkadaşlarına: ‘Benim teyemmüm etmeme ruhsat buluyor musunuz?’ diye sordu. Onlar: ‘Sen suyu kullanabilirsin, sana (teyemmüm için) ruhsat bulmuyoruz,’ dediler. Adam gusül aldı, akabinde de öldü. Hz. Peygamber’in yanına geldiğimizde bu hadise haber verildi. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi: ‘Onu katlettiler! Allah da onları katletsin. Bilmediklerini sorsalardı ya! Cehaletin ilacı ancak sormaktır. Onun teyemmüm etmesi, yarasının üzerine bir bez bağlayıp sonra üzerine meshetmesi ve vücudunun geri kalan kısmını da yıkaması ona yeterdi.’ buyurdu.”
İbn Abbas’tan da bu konuda benzeri nakledilmiştir. Zira bu kimseye susuzluk ya da yırtıcı hayvandan korkması durumunda teyemmüm alması nasıl caiz ise, burada da durum aynıdır. Çünkü korku aynıdır ve değişmez; değişen sadece ciheti ve şeklidir.