İmam Ahmed’ den gelen muhtar göüşe göre vitirin rekatı, öncesinden ayrılır. Bu ayırmayı İmam Malik, İmam Şafii ve İshak kabul etmiştir. Çünkü geçen Hz. Aişe hadisinde şöyle geçmektedir: “Her iki rekat arasında selam verir ve bir rekatı ile vitir yapardı.”
Ebu Hanife ise selam vererek (rekatın arası) ayrılmaz. Evzfü şöyle demiştir: “Ayıracak olursa da güzeldir, ayırmayacak olursa da güzeldir.”
Ayırmanın dayandığı delil Hz. Aişe’ den gelen: “Dört rekatlık namazın üç, altı rekatlık namazın üç, sekiz rekatlık namazın üç ve on rekatlık namazın da üç rekatını . . . (ayırarak) vitir yapardı.” hadisidir. Zahrinden anlaşılan O (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘ in bir selam ile üç rekat kıldığıdır.
Bununla “tek selam vererek vitir yaptığına” dair görüşün aşikar olmayacağı yönde cevap verilmiştir. Zira Hz. Aişe, diğer hadisinde; “Her iki rekat arasında selam verirdi. . . ” demiştir.
On bir, dokuz, beş ve üç rekatla da vitir yapmak caizdir. Bu konu hakkında gelen haberler buna işaret etmektedir. Geçtiği üzere on bir rekatta vitir yapmakla o, her iki rekatta selam verir, şayet üç rekatta vitir yaparsa, ikinci rekatta selam verir ve bir rekatla da vitir yapar.
Beş rekatte vitir yaparsa sadece sonunda vitir yapar. Çünkü Hz. Aişe hadisi, bunu ifade eder: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) geceleyin onüç rekat kılardı, bunun beş rekatıyla vitir yapardı, bunların sadece sonunda otururdu.”
Şayet yedi rekatta vitir yaparsa, altıncısının peşine oturur, teşehhüd yapıp selam vermez, sonra da yedinci rekattan sonra oturur, teşehhüd yapar ve selamını verir.
Şayet yedi rekatla vitir yapar sadece sekizinci rekatın peşine oturursa, teşehhüd yapar sonra ayağı kalkar, dokuzuncu rekata gelir ve selam verir. Çünkü bu minvalde gelen Hz. Aişe hadisi vardır: “( . . . ) Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) dokuz rekat kıldı, onun sadece sekizinci rekatında oturdu. Yüce Allah’ ı zikretti, O’na hamdetti ve duada bulundu. Sonra oturup selam vermeden ardından kalktı ve dokuzuncu rekatı kıldı. Sonra oturup Allah’ ı zikretti, O’na hamdetti ve duada bulundu. Sonra bizim işiteceğimiz seste selam verdi. . . ”
Orada şöyle de geçer: “İhtiyarlayıp zayıflayınca da yedi rekatte vitir yaptı . . . ”
Bir lafız ise şöyledir: “Sadece altı ve yedinci rekatta oturdu, selamı ise sadece yedinci rekatta verdi.”
Vitir müekked bir sünnettir. İmam Ahmed: Her kim kasden vitri terk edecek olursa o kötü bir adamdır ve şahidliğinin kabul edilmemesi gerekir, der. O, vitrin önemini söylemek için bir mübalağaya kaçmıştır. O, bu konu hakkında gelen hadislerin, vitri emretmiş ve teşvikte bulunmuş olduğunu ibraz etmek istemiştir. Sahih görüşe göre vitir, sabah namazının iki rekatlık sünnetinden daha elzemdir. Çünkü vitrin vacip olup olmadığı noktasında gelen haberlerde ihtilaf edilmiştir; halbuki sabahın sünneti hakkında böyle bir şey yoktur. Ancak kuwetlilik bakımından vitirden hemen sonra sabahın iki rekatlık sünneti gelir. Allah , en iyisini bilir.