"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ücret karşılığı hac ve benzeri şeyler

Kişiye faydası olan hac, ezan, Kur’an ve fıkıh öğretimi ile diğer ibadet muhtevalı benzeri işlerden dolayı ücret alma konusunda ve de bunun bizzat Müslümanın yerine getirmesi gereken fiiller arasında olması noktasında iki görüş gelmiştir:

Bu ücreti alması caiz değildir. Bu, Ebu Hanife ile İshak’ın mezhebini oluşturmaktadır. Buna dair delil; Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, Osman b. el-As’a buyurduğu:
“Bir müezzin edin ve okuduğu ezanına karşılık bir ücret almasın.”
kavlidir. Bunun yanında Ubade b. es-Samit’ten nakledildiğine göre; kendisi bir adama Kur’an öğretiyordu. Bunun üzerine bu (dersi alan) adam kendisine bir yay hediye etti. Bunun durumunu Allah’ın Resulüne sordu ve Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona:
“Eğer ateşten bir yayı kuşanmak senin hoşuna gidecek olursa, bunu al!” buyurdu.
Bu ücreti alması caizdir. Bu ise İmam Malik ve İmam Şafii’nin mezhebini oluşturmaktadır. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Alacağınız en haklı ücret, Allah’ın kitabı için alacağınız ücrettir.”
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı da yine Allah’ın kitabını (okuyarak) rukyeden ücret almışlardır ve bunu Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e haber verdiklerinde, Allah’ın Elçisi kendilerine onay vermiştir. Bir de bundan dolayı alınan ücretin nafaka (temini) için caiz olması hasebiyle, aynı şekilde bundan dolayı ücret alınmasının da caiz olacağı anlaşılmaktadır.
Buradaki hadisenin rukye ile alakalı olduğu, dolayısıyla da buna özel bir hüküm ihtiva etmiş olacağı şeklinde cevap verilmiştir. Bunun yanında nafaka (temininden) alınan ücretin aynı zamanda bundan ücret alınması için de bir zorunluluk oluşturacağı söz konusu değildir. Mesela; hüküm verme, şahitlik etme ve imamlık yapma konuları buna dair bir delil oluşturmaktadır. Zira bunlardan alınan ücretler, Beytü’l-Mal’den alınır ve bunlar mana olarak bir tür nafaka anlamına gelir; dolayısıyla bunlardan sebep ücret almak caiz olmaz.

Bu ihtilafın bir faydası şudur ki: Bundan dolayı alınan ücret ne zaman caiz olmaz ise, aynı zamanda yerine vekil tayin etmesi ya da yolu için harcadığı malda kendisine ödemede bulunması da söz konusu olmayacak demektir. Buna göre şayet ölür, hastalanır yahut da yolunu kaybetmiş olursa, ona harcamış olduğu şeylerden tazmin etmesi gerekli sayılmayacaktır. Çünkü bu, mal sahibinin izni doğrultusunda bir harcamadır. Maldan arta kalacak olan meblağ ise ona geri verilir; ancak ondan almasına izin verdiği bir meblağ varsa başka. İsrafa ve cimriliğe girmeksizin ondan ihtiyacına göre harcamada bulunur.

Ona şayet bir meblağ verecek olur da ve ona:
“Bu ücretle hac yap.” denilse, bu durumda o bu meblağ ile geniş (rahat) davranabilir, artan meblağ da olursa ona aittir. Şayet denilecek olursa ki:
“Bu durumda hac için ücret alması caizdir.”
o zaman ücretli tutmaksızın da ona meblağı ödemesi caiz olur; söz konusu hüküm de (açıklamaları) geçtiği gibi icra edilir.

Kendi adına hac yapması için ücretli tutulacak olursa ya da ölmüş kimse adına hac için tutulacak olursa, ücret tarifesine ve ücret akdine ait ücret şartlarına itibar edilir. Aldığı ücrete mâlik olur ve ondan tasarruf yetkisi mübah olur. Artan meblağ olursa ona aittir. Şayet mahsur kalır ya da yolda kaybolacak olursa veyahut da verilen meblağı kaybetmiş olursa, o kişiye ait olur; çünkü söz konusu olan meblağ artık onun mülkünde sayılır. Bu durumda, hac borcu onun zimmetinde kalır; ölecek olursa, şayet o zaman ücret (akdi) bozulmuş olur…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bedensel-olarak-aciz-ancak-mali-olarak-muktedir-olan-kimse/,https://kutsalayet.de/kadina-haccin-vacip-olma-sartlari/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız