Sina dağına andolsun.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve turi sinin (ve Sina dağına)
Mukatil Tefsiri
Yani güzel dağa andolsun. Bu kelime Nabatî dilindedir. Bu dağ, Allah’ın Musa ile konuştuğu ve Tevrat’ı verdiği dağdır. Meyve vermeyen her dağa “Sînâ” denir.
Taberi Tefsiri
Tefsir ehli “Tûr-i Sînîn” sözünün tefsirinde ihtilaf etmiştir. Bazıları bunun Musa b. İmrân’ın dağı ve mescidi olduğunu söylemiştir. İbn Beşşar, Muaz b. Hişam’dan, o babasından, o Katade’den, o Kaz‘a’dan nakletmiştir: Kaz‘a, İbn Ömer’e “Ben Beytülmakdis’e ve Tûr-i Sînîn’e gitmek istiyorum” dedi. İbn Ömer, “Tûr-i Sînîn’e gitme. Siz bir peygamberin izini bırakmayıp mutlaka ona basmak mı istiyorsunuz?” dedi. Katade, “Tûr-i Sînîn, Musa’nın mescididir” demiştir. İbn Beşşar, Ruh’tan, o Avf’tan, o Hasan’dan nakletmiştir: “Tûr-i Sînîn, Musa’nın dağıdır.” Yine Avf, Yezid Ebû Abdullah’tan, o Kâ‘b’dan nakletmiştir: “Tûr-i Sînîn, Musa’nın dağıdır.” Muhammed b. Sa‘d, babasından, o amcasından, o babasından, o da kendi babasından, o İbn Abbas’tan nakletmiştir: “O Tûr’dur.” Yunus, İbn Vehb’den, o İbn Zeyd’den nakletmiştir: “Tûr mescididir.” Başkaları ise “Tûr, bitki bitiren her dağdır; Sînîn de güzel demektir” demiştir. İmran b. Musa el-Kazzâz, Abdülvâris b. Said’den, o Umâre’den, o İkrime’den nakletmiştir: “Bu, güzel demektir. Habeş dilindedir. Güzel şey için ‘sînâ sînâ’ derler.” Yakub b. İbrahim, İbn Uleyye’den, o Ebû Recâ’dan nakletmiştir: İkrime’ye “Tûr-i Sînîn” soruldu, o da “Tûr dağdır, Sînîn ise Habeşçe güzel demektir” dedi. İbn Humeyd, Sabbâh b. Muhârib’den, o Süfyan’dan, o Ebû İshak’tan, o Amr b. Meymûn’dan nakletmiştir: “Ömer b. Hattab’ın arkasında akşam namazını kıldım. İlk rekâtta ‘İncire, zeytine ve Tûr-i Sînîn’e andolsun’ okudu.” Amr b. Meymûn, “O dağdır” dedi. Yakub, Mu‘temir’den, o Hakem’den, o İkrime’den nakletmiştir: “Ovada biten de dağda biten de benim için birdir.” İbn Beşşar, Abdurrahman’dan, o Süfyan’dan, o İbn Ebî Necih’ten, o Mücahid’den nakletmiştir: “Tûr-i Sînîn dağdır.” İbn Beşşar, Müemmel’den, o Süfyan’dan, o İbn Ebî Necih’ten, o Mücahid’den nakletmiştir: “Dağdır.” Ebû Küreyb, Vekî’den, o Süfyan’dan, o İbn Ebî Necih’ten, o Mücahid’den bunun benzerini nakletmiştir. İbn Humeyd, Mihran’dan, o Süfyan’dan, o İbn Ebî Necih’ten, o Mücahid’den nakletmiştir: “Tûr-i Sînîn dağdır.” Ebû Küreyb, Vekî’den, o Nadr’dan, o İkrime’den nakletmiştir: “Tûr dağdır, Sînîn güzeldir; ovada bitki bittiği gibi dağda da biter.” İbn Abdüla‘lâ, İbn Sevr’den, o Ma‘mer’den, o Kelbî’den nakletmiştir: “Tûr-i Sînîn ağaçlı dağdır.” Başkaları da bunun dağ olduğunu söylemiş, “Sînîn, mübarek ve güzel demektir” demiştir. Muhammed b. Amr, Ebû Âsım’dan, o İsa’dan; Haris de Hasan’dan, o Verka’dan; her ikisi İbn Ebî Necih’ten, o Mücahid’den nakletmiştir: “Tûr dağdır; Sînîn ise mübarektir.” Bişr, Yezid’den, o Said’den, o Katade’den nakletmiştir: “Tûr-i Sînîn, Şam’da mübarek bir dağdır.” İbn Abdüla‘lâ, İbn Sevr’den, o Ma‘mer’den, o Katade’den nakletmiştir: “Şam’da mübarek ve güzel bir dağdır.” Bu konuda doğruya en yakın görüş, “Tûr-i Sînîn bilinen bir dağdır” diyenlerin görüşüdür. Çünkü Tûr, bitkili dağdır; onun Sînîn’e izafe edilmesi onu tanıtmaktır. Eğer bazı kimselerin dediği gibi “güzel” veya “mübarek” anlamında bir sıfat olsaydı, “Tûr” kelimesi tenvinli olurdu. Çünkü bir şey, bunu gerektiren bir sebep olmadan kendi sıfatına izafe edilmez.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…